zihin-beden-ve-ruh-uyumu-ayurveda-nedir (2)

ZİHİN BEDEN VE RUH UYUMU: AYURVEDA NEDİR?

 

 

Yiyecekleri “iyi” ve “kötü” olarak sınıflandırmayı bir kenara bırakın. Kökeni beş bin yıl öncesine dayanan ayurvedik beslenmeyle vücut dengenizi sağlayabilir, kendinizi günden güne daha sağlıklı ve zinde hissedebilirsiniz.

Hayatımızda her şey yolunda gitse bile zaman zaman hepimizin biraz dengesiz ve kötü hissettiği dönemler olabiliyor. Böyle zamanlarda hem bedeninizde hem de ruhunuzda dengeyi sağlamanın bir yolu olan ayurveda devreye giriyor. Bu kadim sağlıklı yaşam sistemi, evrendeki her şeyin hava, ateş, su, toprak ve boşluk olmak üzere beş elementten yaratıldığını varsayıyor. Ayurvedaya göre, elementlerin bünyedeki baskınlık oranı kişinin prakritisini yani yaratılış niteliğini ifade ediyor. Prakriti ise doshayı yani beden tipini belirliyor. Dosha’mız bizim fiziksel, zihinsel ve duygusal niteliklerimizin bir karışımıdır ve üç farklı tipi vardır: Vata (hava), Pitta (ateş) ve Kapha (toprak).

Ayurveda yöntemi, zihin, beden ve ruhu uyumlu hale getirmenin özüdür ve bireysel ihtiyaçlarımızın dengesini sürekli değişen çevremizle aynı doğrultuda tutmanın yoludur. Bu, evlerimizin sıcaklığını, giydiğimiz kıyafetleri, seçtiğimiz yaşam tarzı alışkanlıklarını ve yediğimiz yiyecekleri düzenleyerek yapılabilir.

Ayurveda, bazı yiyeceklerin iyi ya da kötü olduğuna inanmıyor, sadece vücuttaki etkilerini anlamaya teşvik ediyor. Bu yüzden moda olanı takip etmek yerine sezgisel kararlar alarak ilerliyoruz.

Yaşam tarzı

Ayurveda, günlük rutininizi dengeleyen seçimlerinizi sezgisel olarak yapmanıza yardımcı olmasının yanı sıra sindirim ve beslenme düzenine de odaklanıyor. Aslında vaidyalar yani ayurveda hekimleri iyi bir sindirime sahip olmanın her şeyden önemli olduğunu savunuyorlar. Başka bir deyişle, iyi bir sindirim sisteminiz varsa, “kötü” olarak adlandırılan düşük kaliteli gıdalardan dahi fayda sağlayabiliyorsunuz. Zayıf sindirim sistemine sahip olanlarda en taze ve sağlıklı yiyecekler midede çok uzun süre kalıyor ya da sindirim sisteminin aşırı çalışması sonucu vücuda fayda sağlayamadan dışarı atılıyorlar.

Ayurvedik beslenmede prensipler basit; mümkünse taze yiyin, heyecanla yiyin ve ne çok fazla ne de çok az yani ayarında beslenin. Ritmi tutturduktan sonra herhangi bir “porsiyon kontrolüne” ihtiyaç duymazsınız, sadece doshanıza uygun beslenme stilini öğrenmeniz yeterli. Ayurveda tarzı yemeklerin ortak özellikleri taze, ağır ağır pişirilmiş, yapımı kolay ve rahatlatıcı yemekler olmaları. Bu yüzden, lezzetli, doyurucu ve sindirimi kolay tencere yemekleri bu beslenme stilinin vazgeçilmezi.

Gündüz ve gece döngüsüne uygun olarak yemek yemeniz önemli. Tüm biyolojik sisteminiz uyandığında, hafif bir kahvaltı yapmak ve yatmadan birkaç saat önce de akşam yemeğini yemek en doğru yol. Böylece günü bitirmeden yediklerinizi sindirmek ve rahatlamak için zamanınız olur.

Öğlen vakti ise vücudunuzun sindirim için en uygun olduğu zaman. Bu yüzden, günün büyük porsiyonlu yemeğinin tadını çıkarmak için son derece uygun. Ayurveda “iyi” ve “kötü” yiyeceklerle ilgili olmadığı için, sindiriminizi bozma potansiyeli olan bir şey yemeyi düşünüyorsanız, öğle yemeği zamanı bunun için kaçırılmayacak fırsat.

Zihin-beden dengesi

Üç doshanın oranını kendinize uygun şekilde dengelediğinizde, sağlıklı bir prakritiniz var demektir. Çevre faktörleri nedeniyle dengesiz hale gelen herhangi bir doshanın dengelenmesi çok önemli. Örneğin, ağırlıklı olarak Pitta olduğunuzu, sıcak bir ülkede bulunduğunuzu ve çok eğlenceli, yoğun bir işiniz olduğunu düşünün. Bu, kahveye ve alkole düşkün olmanıza neden olur. Ancak, bu alışkanlıklara karşı duramazsanız, çok hızlı bir şekilde öfkeye kapılabilir ve karar verme süreçlerinde sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Zihnimiz ve bedenimiz her zaman bizimle iletişim kurar, biz her şeyden önce düşüncelerimizin ve eylemlerimizin bir yansımasıyız. Bu yüzden, vücudumuzu tanımaya ve onun bize verdiği mesajlara kulak vermeye zaman ayırmamız gerekiyor. Aniden ortaya çıkan egzama, şişkinlik, kızarıklık, sivilceler, sıcak basması, kaşıntılı cilt, dişeti problemleri, mide ağrıları, öfke, yorgunluk veya anksiyete problemi vücudumuzun bize verdiği mesajlardır. Bu tür durumlarda hangi doshanın baskın rol oynadığını belirleyerek ve bu tür semptomlardan yola çıkarak kendi dengenizi sağlayabiliriz.

İşte ayurvedanın en güzel tarafı bu. O sadece ayrıcalıklı bir zümre için değil, herkes için. Her zaman doğayla birlikte hareket edin, akışa izin verin, zihninizin ve bedeninizin sizi yeniden dengelemeye ve desteklemeye çalışacağını, bu döngünün sürekli tekrarlayacağını unutmayın.

Ayurveda sadece bir “diyet” değil, bir yaşam biçimidir. Hayatın dengesi biraz bozulduğunda, bunu kendiniz adına zorlaştırmak yerine, biraz nefes alın ve düşünün. Bu, belirli alışkanlıkların, ortamların ve yiyeceklerin sizi nasıl etkilediğini gözlemlemenizi ve kendinizi daha iyi tanımanızı sağlar. Einstein’ın bu konudaki sözünü hatırlayalım: “Sıkıntılı durumlar kişinin kendini tanımasını sağlar.”

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

YKS ÖNCESİ AİLE VE ÇOCUKLARA TAVSİYELER

Sonraki Yazılar

NEDEN MUTSUZ OLMAYI TERCİH EDERİZ?