zevk-duymanin-hayatimizdaki-onemi (1)

Zevk Duymanın Hayatımızdaki Önemi

 

 

Zevk duymak, hayatın küçük keyifli anları stresi azaltıyor, ruh halini iyileştiriyor ve kişiyi daha güçlü kılıyor. Zevk almak, doğal bir eğilim ve mutluluğun bir parçası. Uzman klinik psikolog ve psikoterapist Elit Bilge Bıyıkoğlu zevkin ruhsal dinamiklerde nasıl yer aldığını anlatıyor.

Güzel çikolatalı bir kek yemek, eğlenceli bir konser aktivitesinde yer almak veya sevdiğimiz kişiyle doyurucu bir sohbet içerisinde olmak… Birçok insana bütün bunlar zevk verir. Zevk duymak, duyularımızın olumlu deneyimleri ve hazzı tetikleyen yaşantılarla alakalıdır. Aynı zamanda mutlulukla ilişkilidir, fakat mutlu olmak için sadece zevk duymak yeterli değil. Bir insanın her gün lezzetli yemekler yediğini ve eğlenceli aktivitelere katıldığını düşünelim; bu insana mutludur diyebilir miyiz? Mutluluk zevk duymaktan çok daha geniş bir kavram. Mutluluk zevk almanın yanında, yaşam memnuniyetini ve anlamlı yaşam hislerini de içine katar.

Ruh sağlığının bir parçası

Zevk duymak ruh sağlığının bir parçasıdır. Örneğin zevk duyma yetisinin kaybolması (anhedonia) bilimsel çalışmalarda depresyon başta olmak üzere çeşitli psikolojik rahatsızlıklarla bağlantılı olarak gösterilir. Zevk duymak keyif ve neşeyle ilişkilendirilirken, kendini zevkten mahrum bırakmak üzüntü ve kaygıyla ilişkilendirilir. Zevk veren aktiviteler problemlerimizden kısa süreli de olsa uzaklaşmamızı sağlar. Bu aktiviteleri yaparken olumlu duygular hissederiz. Olumlu duygular kaygı seviyemizi/stresimizi azaltır ve duygusal anlamda güçlü hissetmemizi sağlar.

Öte yandan, zevk duymak kısa sürelidir ve dışsal faktörlerle şekillenir. Zevki yukarıda tutmak için olumlu deneyimleri daha fazla deneyimlemeye eğilimliyiz. Bunlar, daha fazla yemek, alkol, uyuşturucu madde, seks ve diğer keyif veren şeyler olabilir. Zevki sürekli yüksek tutmaya odaklandığımızda ise haz bağımlısı haline gelebiliriz, yani zevki sürekli yüksek tutma çabası bağımlılıkla ilgili ruhsal sıkıntılarla ilişkilendirilir. Sonuç olarak; zevkin azı da, çoğu da ruhsal sağlığımız için zararlıdır diyebiliriz. 

Denge ve içsel farkındalık

Mutluluk hissi, zevk duymanın yanında birey için anlamlı ve yaşamını tatmin edici aktivitelerde bulunmayı da içinde barındırır. Zevk duymaya yönelik davranışlarla yaşamı anlamlı kılacak davranışlar arasındaki denge çok önemlidir. Bu denge şaştı mı iç dünyamızın huzuru da kaçar. Dolayısıyla, sürekli çevresine vermeye odaklı ya da başarılı bir yaşam için kariyerini ön plana koyarak sürekli çalışan ve zevke yönelik deneyimleri geri planda tutan bir kişiyi mutlu olarak tanımlayamayız. Denge şaştığında, mutlaka bir yerden patlak da verir. Bu patlak kendini psikolojik (öfke patlamaları veya yoğun kaygı gibi) ya da bedensel (kronik ağrılar veya deri döküntüleri gibi) belirtilerle gösterir.  

Zevk duymak öğrenilen bir şey değildir; sağlıklı olan her bireyin içinde vardır, doğal bir eğilimdir. Yani bu noktada öğrenmekten ziyade içsel farkındalığın önemi ön plana çıkar. Dengemiz ne durumda diye kendimize bir bakmamız gerekiyor; sürekli zevk duymaya yönelik deneyimler peşinde miyim, zevk alacağım diye hayatıma anlam katacak unsurları (anlamlı ilişkiler kurmak, sağlık, başarı vb.) çoğunlukla erteliyor muyum, anlam peşindeyken bana zevk veren aktivitelerden kendimi mahrum mu bırakıyorum?

Ek olarak, her ne yapıyorsak anda kalmaya çalışarak yapmak önemli. Örneğin zevk duyulan bir aktivite yaparken, bazen aktiviteye odaklanmak yerine, onun biteceğine odaklanarak anı kaçırıyoruz ya da yapmamız gereken bir iş aklımıza takılabiliyor. Böyle durumlarda, zevk duyduğumuz bir aktivite yaparken yeterince zevk almamızı engellemiş oluyoruz.

Cinsel haz

Geçici de olsa zevk duymamızı sağlayan faktörlerden bir tanesi de sekstir. İnsan yaşamının önemli bir parçasıdır. Bilimsel literatürde seksin mutluluğu artırdığı yönünde birbiriyle tutarsız sonuçlara ulaşmaktayız. Bunun sebebi, bu araştırmaların bir kısmının seks sıklığına odaklanırken, diğer bir kısmının ise seks kalitesine odaklanmasıdır. Bu durum bilgi kirliliği yaratır. Ayrıca, bu araştırmaların birçoğunda mutluluk kavramının ölçümü tartışmalıdır. Yine de güncel kanı, seks kalitesinin seks sıklığıyla karşılaştırıldığında daha yüksek mutluluk düzeyiyle ilişkili olduğu yönünde.

Zevk ve tüketim kültürü

Hepimiz doğuştan acıdan kaçmaya ve zevk veren durumlara yönelmeye eğilimliyiz. Zevkin geçici ve dışsal faktörlerle ilişkili olduğundan da az önce bahsetmiştim. Bütün bunlar tüketim kültürünün tamamen lehine işliyor. Dışarıda, televizyonda ve sosyal medyada gördüğümüz reklamlar, yeni ürünler ve yeni aktiviteler denememiz için bizleri adeta tahrik ediyor. Bizler bunları alarak ve tüketerek mutlu olacağımıza inandırılıyoruz. Aldığımızda genellikle zevk duyarak geçici bir mutluluk hissi yaşıyoruz. O kısa süren hissi tekrar yaşamak için de tekrar tekrar almaya ihtiyaç duyuyoruz.

ELİT BİLGE BIYIKOĞLU (Uzman klinik psikolog ve psikoterapist. İstanbul Şehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi.)