zaman-duygusu

ZAMAN DUYGUSU

 

 

Psikanaliste göre zamanın yetmediği izleniminin bir sebebi de toplumların zamanlarına ritim veren ritüelleri önemli ölçüde azaltmış olması. Sonuç? Zaman parmaklarımızın arasından akıp gidiyor. Alman Sosyolog Zygmunt Bauman’ın analiz ettiği bu algı, “akışkan modernite”den kaynaklanıyor. “Akışkan modernitenin hâkimiyetindeki dünya, uyuşmayan dilimlere kesilmiş bir durumda. Kişisel hayatlarımız tutarsız anların art arda gelmesiyle parçalanıp dağılıyor. Otantik veya yanıltıcı, kalıcı veya geçici, sırayla ‘fikir ve ilke topluluklarının’ içlerinden geçiyoruz.” Kimliklerimiz, hareketin içinde ve ona anlam vermeye çalışırken, kendini kaybedip kırılganlaşıyor.

“Zamanım yok hissi, anlam verememe hissi ile daha da artıyor” diyen Sylviane Giampino, biraz daha ileri giderek şöyle açıklıyor: “Zaman ‘duygusu’, zihinsel bir alandır. Zihinsel alanı oluşturan ise, olduğumuz kişinin, yaşadıklarımızın ve yaptıklarımızın bir anlamı olduğunu bilmektir.” Çağımız bizi zaman hastası haline getiriyor. Ama tabii ki de ilk virüsü ona aşılamış olan bizleriz. Psikanaliste göre, “Bu yönde ilerlememizin sebebi, insanların derinlik ve heyecan arasında seçim yapmaları gerektiğinde, hemen heyecanı seçmeleri. Çünkü sakinlik, yalnızlık ve boşluk, ölüm korkusunu üzerlerine sindirebilecek hissiyatlar”.

Yaratılan bu heyecan verici toplumda, birey ölümlü olduğunu unuttu, şimdi ve şu anın kıyısına demir atmış gibi bir başlangıcı ve sonunun olduğu fikrini savuşturuyor. Fakat psikanalistin de altını çizdiği gibi bu diğer bir yönden bizi paradoksa sürüklüyor. “Ölümlü olmayı ne kadar az düşünürsek, ölüm korkusu o kadar artıyor, bireyler kaçış yolunu sürekli etkinlik yapmakta buluyor.”

 

 

Önceki Yazılar

FERİT EDGÜ’NÜN İNSANLIK HALLERİ ADLI KİTABI

Sonraki Yazılar

MÜZİK DİNLEMENİN ÖNEMİ