Businesswoman resting

YENİLENMEK İÇİN 20 DAKİKA


Öğle yemeğinden sonra kıvrılıp biraz şekerleme yapmak herkesi mutlu eder. Çalışan birçok kişi ise işyerinde bir köşeye kıvrılmanın hayalini kurar. İş hayatında biraz kestirme imkanının olmaması çok yazık! Çünkü uzmanlar verilen bu kısa molanın faydalarını övmekle bitiremiyor. Gün içerisindeki kısa bir uyku, hafızayı güçlendiriyor ve yaratıcılığı artırıyor.

36 yaşındaki Melis, kendini uykunun kollarına bırakmayı çok seviyor. “Siestanın yarattığı uyuşukluğu seviyorum. Uzandığım yerde pencereden giren güneş ışıklarını hissetmekten keyif alıyorum. Pikeyi üstüme çekiyorum ve güneşin sıcaklığını vücudumun emdiğini hissediyorum. Duyularıma odaklanıyorum ve zamanın geçip gitmesine izin veriyorum. Bazen zamanımın büyük kısmını uyuyarak geçiriyorum ve zamanın bu pozisyonda akıp gitmesini seviyorum.

Harvard Üniversitesi Psikiyatrik Rehabilitasyon Merkezi’nin müdürü Psikolog Bill Anthony, stresi azaltmaya da yarayan bu kısa molaların faydalarına dair birçok araştırma yaptı. Gün içinde kısa bir uyku çekmek; hafızayı destekliyor, beynin yenilenmesini sağlıyor ve yeni bilgilerin özümsenmesine yardımcı oluyor. Yapılan bir diğer araştırmaya göre, gün içerisindeki 20 dakikalık uyku sayesinde entelektüel performansımız yüzde 20 oranında artıyor.

Kaçınılmaz ihtiyaç

Latince ‘sexta‘ kelimesinden gelen ve günün altıncı saati olarak da tanımlanan siesta, öğle yemeğinden sonra verilen molayı tanımlıyor. Toulouse Uyku Merkezi’nden Nörolog Michel Tiberge, insanoğlunun günde yaklaşık 14-15 saat uyumaya eğilimi olduğundan ve genetik olarak da buna programlandığından bahsediyor. Bu kilit saatte dikkatimiz azalıyor, gözlerimizi daha sık kırpıyoruz. Hatta gözümüz kararıp başımız dönebiliyor. Bazılarımız okuduğu şeyi hatırlayamıyor, bazılarımızınsa uykusu geliyor. Fakat bu ufak halsizliği önleme olanağımız yok.

Biyolog Anne-Marie Malabre, “Günün bu zamanı, trafik kazalarının en çok yaşandığı saatlerdir. Ancak bu durum bizim 24 saatlik sirkadiyen ritmimize bağlı ve uyuma saati ya da vücut ısısının düşmesi gibi herhangi bir fizyolojik olayla ilişkili değil” diyor. Ne var ki bir öğünde gereğinden fazla yiyecek tüketmek, fiziksel hareket veya sıcaklık değişimi vücudun istikrarını bozar ve bu ani yorgunluk halini tetikleyebilir.

Siestayı sevmek, olgunluk belirtisi

Doktorlar, bu uyku sersemliğinin bebeğin çok evreli uyku dengesiyle bağlantılı olabileceğini belirtiyor” diyor Malabre. Nitekim bebek hem gündüz hem de gece bölümler halinde uyur. Aylar geçtikçe, günlük uyku süresi azalır, öğle uykusu ise dört-altı yaş arasında biter. Peki, bu uyuklama halinden kurtulmak için siz de kahvenin yardımına mı başvuruyorsunuz? Bu tam anlamıyla doğaya karşı gelmek, çünkü beyin bu sinyali kahve içtikten sonra yeniden tekrarlıyor. “İnsanoğlu, bir buçuk, iki saatte bir bir-iki dakikalık ‘uyku kapıları’na sahiptir. Bu bizim köklerimizden gelen eski bir ritimdir” diyor Michel Tiberge. Tarihöncesi insan, düşmanlarına karşı gelebilmek için az ama sık uyuyordu. Leonardo da Vinci, her iki saatte bir 15 dakikadan oluşan çok evreli bir uyku düzeni uyguluyordu, tıpkı günümüzde tek başına tura çıkan yelkencilerin yaptığı gibi. Ancak siesta dediğimizde illa ki uykuyu kastetmiyoruz, önemli olan yeniden canlanabilmeyi başarmak. Ofiste oturarak, çimlere uzanarak, kapalı panjurlar veya güneşin altında hiç fark etmez, ideal olan saat 14.00’e doğru 20-30 dakikalık bir ara verebilmek. Uyuma söz konusu olduğunda, bu zamanı aşmamakta fayda var, çünkü ağır uyku evresine geçişle birlikte onarıcı gece uykusu şansı azalmaya başlar. Saat 17.00’ye doğru uyumaksa, gece uykusunun gecikmesine neden olabilir. Bu sebeple uyku sorunu olanlara siesta önerilmez. Uykudan sersem bir şekilde uyanmaksa, derin uykuya daldığımızı gösterir. Krallara yaraşır bu tür bir siesta, uykusuz geçen bir geceden sonra ya da jetlag gibi uykuyla alakalı herhangi bir düzensizlik durumu için telafi edici olabilir, ancak aksi faydalı değildir.

Nöropsikiyatr Lucille Garma’ya göre, bedenimizin iyiliği için günlük hayat içerisinde verdiğimiz bu kısa mola bir olgunluk işareti. “Siestayı sevmeye başladığıysak, yetişkin bir birey olmuşuzdur. Çocukken bu bize zorunlu kılınmış bir şeydi, ergenlikteyse geç yatmak ve geç kalkmak isterdik.

Bununla birlikte bu kısa uyku kaçamaklarına çok sık ihtiyaç duyulması bir gerilim sinyaline işaret ediyor olabilir; depresif kişinin kaygılarını gizlemek ve onları yatıştırmak için devamlı uyumak istemesi gibi.

Rahatlamayı kabullenin

Öğleden sonra yatağa geri dönmek… Hislere hitap eden bir kucaklaşmaya yol açan ya da sadece kendiniz için verilen kısa bir mola. Aslı’28nın dediği gibi: “Bu anı bekliyoruz. Bu dakikaları seviyoruz. Uyku zamanın akıp gittiği ve sadece kendimize ayırdığımız bir an.” Diğer yandan eşinizle uyumlu olmak istiyorsunuz, ancak bu her zaman mümkün olamayabiliyor. “Kocam şekerleme yaptığında, sinir oluyorum. Uyumasını önler ya da gürültü yaparsam, hemen kızıyor” diyor 34 yaşındaki Ece. “Uyumak her zaman bilinmezliğe yol almaktır” diyor Anne-Marie Malabre. Şekerleme yapmak, başkasının üzerindeki hareketlerin ve düşüncelerin kontrolünü kaybetmeyi kabul etmek anlamına geliyor. Eğer yaşlı ya da bebek değilsek, gün ortasında, kuvvetli bir güçten feragat etmemiz gerekiyor. Hayat akmaya devam ederken düşsel bir gezi için halatı gevşetmek pek kolay değil.

Yazı: Agnès Rogelet, Derleyen: Ekin Nazlı

Etiketler:
Önceki Yazılar

RENKLER YÜZÜNÜZDE

Sonraki Yazılar

GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA İDAREYİ ELE ALIN