yeni-bir-gunluk-tutma-yontemi-bullet-journal

Yeni Bir Günlük Tutma Yöntemi: Bullet Journal

Zaman sizin için de hızla alıp geçiyor ve istediğiniz hiçbir şeyi yapacak yeterli vakti bulamıyor musunuz? Size önereceğimiz yeni günlük tutma yöntemini  uygulayarak zamanı daha verimli kullanabilir ve hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

Çocukluğumuzda ev ödevlerimizi yaptığımız rengârenk defterler, okuduğumuz kitaplardan, izlediğimiz filmlerden hoşumuza giden bölümleri yazdığımız not kâğıtları, günlük veya aylık işlerimizi planlamamıza yardım eden ajandalar… Okumayı ve yazmayı öğrendiğimiz günden beri, farklı amaçlar ve şekillerle düşüncelerimizi, görevlerimizi ve hayallerimizi daha rahat görmek ve ifade etmek için kâğıda döküyoruz. Yazının iletişim kurmaktaki önemini reddedemeyiz. Dijital dünyanın sunduğu yüzlerce kolaylığa, uygulamaya ve teknolojik argümana rağmen birçok kişi kalem ve kâğıt kullanmaktan keyif alıyor. Eğer siz de onlardan biriyseniz, hayatınızı birçok yönden kolaylaştıracak olan “bullet journal” akımıyla tanışmanın tam zamanı.

Bullet (madde işareti) ve journal (günlük) kelimelerinin birleşiminden meydana gelen “bullet journal” yöntemini basitçe, önceliklerinizi, planlarınızı ve amaçlarınızı tamamen kendi istediğiniz yöntemle not alma şekli olarak tanımlayabiliriz. Birçoğumuz aslında hâlâ günlük hayatımızda kâğıt üzerinde not tutuyor veya ajanda kullanıyoruz. “Bullet journal”, birkaç basit yöntemle bu not tutma eylemini daha kapsamlı, keyifli ve organize hale getiriyor.

Bu yeni tür günlüğün ortaya çıkışının altında ilginç bir hikâye yatıyor; yöntemin yaratıcısı, New Yorklu bir dijital tasarımcı olan Ryder Carrol. Carrol, bir yandan dijital dünya için tasarımlar yaparak hayatını idame ettirirken, bir yandan da tamamen manuel bir yöntem geliştirerek hem kendi hayatında hem de dünyada değişimlere sebep oldu. Çocukluğunda dikkat eksikliği problemi olan Ryder Carrol, bununla mücadele etmek için pek çok yöntem geliştirmiş. TEDx konuşmasında, aynı anda birden fazla şeye odaklanma konusunda sorun yaşadığını söylüyor ve ekliyor: “O zamanlarda bu problem hakkında pek fazla şey bilinmiyordu ve internet gibi imkânlar yoktu. Bulabildiğim birkaç formül ya çok katı ya da çok karmaşıktı. Bu yüzden, kendi yöntemimi kendim geliştirdim.” Zamanla bu probleminin üstesinden gelen Carrol, kendi yöntemlerini başkalarıyla paylaştığında, aldığı olumlu geri dönüşlerle bunların diğer kişilerde de işe yaradığını anlamış ve geliştirerek tüm dünyayla paylaşmış.

Her gün zihnimizde binlerce düşünceyle yaşıyoruz. Ryder Carrol, “Meşgul olmak, üretken olmak anlamına gelir mi? Çoğu zaman, meşgul olmak sadece işlevsel olarak bunalmış olduğumuz anlamına geliyor” diyor. Bunun sebebi, modern yaşamın seçeneklerle dolu olması. Seçim özgürlüğü tamamen sizin inisiyatifinizde, ancak bu, maliyeti yüksek olan bir ayrıcalık, çünkü yaptığımız bu seçimlerin her biri için bir karar vermemiz gerekiyor ve bu da bizim en değerli iki kaynağımız olan enerji ve zamana mal oluyor.

Karnımız çok açken alışverişe gittiğimizde, aslında gerçekten istemediğimiz onlarca yiyecek satın alırız veya restoranda bitiremeyeceğimiz büyüklükte porsiyonlar ve yemek çeşidi sipariş ederiz. Günün sonunda satın alınan yiyecekler buzdolabında çürümeye terk edilir, masadaki yiyeceklerin çoğu çöpe gider. “Gerçekte ne istiyorum?” sorusu bu nedenle hayatımızda kritik ve önemli bir rol oynar.

Uzman klinik psikolog Nermin Makinabakan, günümüzde yaşanan zaman krizinin yalnızca hızlanma olarak nitelendirilemeyeceğini söylüyor. “Günümüzde zaman ve insan, düzenleyici bir ritmin eksikliğini çekiyor. Bir olay nerede başlıyor, nerede bitiyor çok da belirgin değil.” Makinabakan’a göre bu durum, kişinin odaklanabilmesini zorlaştırdığı gibi, zamanı iyi yönetebilmesini ve kendisine uygun seçimler yapabilmesini de engelliyor. Çocukluğundan itibaren odaklanma zorluğu yaşayan kişiler için durum daha da zor. Doğadaki düzenin aksine şehir hayatında bir olayın ne zaman başlayıp ne zaman bittiğinin belirgin olmaması dikkatimizi ana odaklamamızı ve stresimizi çerçevelememizi engelliyor. Stresin gündelik hayatımıza yayılıp kronikleşmesi ise sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.

Karar yorgunluğu

Karar yorgunluğu ciddi bir durumdur ve zamanla her türlü karardan kaçmayla sonuçlanabilir. Böylelikle düşüncelerimizi bir sonuca ulaştırmak yerine onları zihnimize hapseder, zamanla kocaman bir kararsızlık çöplüğüne dönüşmelerine izin veririz. Bu durum yüksek oranda stres ve endişeyi beraberinde getirir, kontrolü kaybettiğimizi hissederiz. Peki, bununla nasıl başa çıkabiliriz? Ryder Carrol, bunun için en iyi yolun zihinsel bir envanter oluşturmak olduğunu söylüyor. Sadece bir kâğıt ve kalem alın, yapmanız gereken şeyleri ve yapmak istemediklerinizi yazın. Düşüncelerinizi zihninizde tutmak, suyu veya havayı avucunuzda tutmaya çalışmak gibi bir şeydir. O yüzden düşüncelerinizi kâğıda dökerek onları daha net görebilirsiniz. Zihinsel envanteriniz zamanınız ve enerjinizi nasıl kullanmanız gerektiğine karar vermenize yardımcı olur.

Bir sonraki adım kendinize “neden” sorusunu sormanızla başlıyor. Bu aslında basit ama önemli bir soru: “Bu benim için önemli mi, yoksa beni baskı altında mı tutuyor?” Bazen kendimize çok fazla gereksiz sorumluluk yüklüyoruz ve yapmamız gereken şeyler bizi çok rahatsız ediyor. Bu stres altında kendimize soru sormayı da çoğu zaman atlıyoruz. Üzerinde düşündüğünüz eylem hakkında sorduğunuz sorulara “hayır” yanıtını veriyorsanız, dikkat dağıtıcıları tespit ettiniz demektir. Onları derhal hayatınızdan çıkartın. Elemeniz sonucu oluşan görev listesi artık daha az dikkat dağıtıcıdır.

Hedeflerinizi belirlemenizin bir diğer anahtarı da başarıya odaklanmanız. Bunu yapabilmenin en güzel yolu, hedeflerinizi küçük, ulaşılabilir projelere bölmek. Carrol, bu yöntem hakkında şöyle diyor: “Yemek yapmayı bilmiyor ve öğrenmek istiyorsanız, altı kişi için zor bir menü hazırlamakla işe başlamayın. Belki bu teşebbüsünüz hüsranla sonuçlanmaz, ancak tatsız bir tecrübe yaşadığınız takdirde tüm hevesiniz uçup gider.”

Bu küçük projelerin ortak noktası, gerçekleştirmek için herhangi bir engel taşımamaları. Kimseyi veya hiçbir şeyi beklemek zorunda değilsiniz, hemen başlayabilirsiniz. Net bir şekilde tanımladığınız bir görev listesine sahip olmanız yeterli.

“Bullet journal”ın tüm dünyayı etkilemesinin sebebi ne?

Bu yöntemi herkes için vazgeçilmez kılan en önemli özellik kişiselleştirilebilir olması. Bu planlama ritüelini kendi ihtiyaçlarınız doğrultusunda, tamamen kendi istediğiniz türde şekillendiriyorsunuz. Böylelikle öncelikleriniz, amaçlarınız, hedefleriniz, sizi mutlu ve mutsuz eden detayları somut bir şekilde görebiliyorsunuz, bir anlamda zihninizin hareket haritasını çizmiş oluyorsunuz. Kendi isteklerimizi çoğunlukla ikinci plana attığımız “zorunluluklar dünyası”nda “bullet journal”ı cazibe öğesi haline getiren en önemli özellik muhtemelen bu. Sizin defterinizde yaz için yaptığınız tatil planları, okumak istediğiniz kitaplar, görmek istediğiniz filmler ve izlemeyi planladığınız Netflix dizileri yer alabilirken, bir başkası için bütçe planları, yemek tarifleri ve spor yapmak için motive edici desenler yer alabilir. Bu, zihninizin, karakterinizin ve hayattan beklentilerinizin en somut halidir.

Kendi defterinizi oluşturun

Bu yöntemi uygulamak için ilk yapmanız gereken zevkinize uygun bir defter ve bir kalem edinmek. Çizimler için özgürlük alanı sağlaması nedeniyle noktalı defterler birçok kişi tarafından tercih ediliyor, fakat tabii ki bu da sizin isteğinize kalmış bir detay. Sadece şablon ve yazılar içeren sade bir defter tutmak isteyebilirsiniz, bunun için bir tane kalem işinizi görecektir. Ancak çizimler, renkli tablolar ve farklı renk ve fontlardaki yazılara defterinizde yer vermek istiyorsanız, kalemlerinizin sayısını çoğaltmanızı öneririz. Ayrıca çıkartmalar ve çeşitli süslemeler kullanmak tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış. Eğer defterinizi sürekli yanınızda taşımak istiyorsanız, çantanıza sığacak bir boyut seçmenizde fayda var.

“Bullet journal”ın işlevselliğini koruması için birkaç basit kural var. İlki, sayfaları numaralandırmak. Defterinizin ilk birkaç sayfasını “içindekiler” bölümü olarak düzenliyorsunuz, buraya sayfa numaralarıyla beraber hangi sayfada hangi bölümün yer aldığını yazmak kullanımın kolaylaşması açısından oldukça önemli. Buradan sonrası tamamen kişiselleştirilebilir olsa da, Ryder Carrol’ın yayımladığı orijinal “bullet journal”da “future log” olarak isimlendirdiği bölümde önümüzdeki altı ayın takvimi yer alıyor. Böylece yakın gelecekteki planlarınızı kuşbaşı olarak görebiliyorsunuz. Bunu takip eden kısımlarda sayfalarınızı aylık olarak hazırlayabilirsiniz. Orijinal “bullet journal”da aylık bölümün ilk sayfasına bir aylık takvim çiziyorsunuz, bu kısımda o ayın kuşbakışı görünümü yer alıyor. Devam eden sayfada ise aylık görev listesi yer alıyor, bu kısmı tamamen kişisel ihtiyaçlarınıza göre şekillendirebilirsiniz.

Genel olarak hazırlanan sayfalar günlük planları ve okumak istediğiniz kitaplar, izlemek istediğiniz filmler, seyahat etmek istediğiniz yerler gibi özel hedefleri içeriyor. Her ay için ayrı bir “bullet journal” bölümü hazırlanıyor, çünkü dönemsel olarak ihtiyaçlarınız değişebilir. Örneğin kış aylarında sinema, sergi gezileri gibi kapalı mekân aktivitelerine daha fazla zaman ayırmak isterken, yazın seyahatlerinizi sıklaştırabilirsiniz. Alışveriş listeleri, uzun süreli projeler, alışkanlıklar gibi zamansız sayfaları ise ayrı bir bölümde listeleyebilirsiniz. Bu bölümlere kolay ulaşabilmek için içindekiler kısmına eklemeyi unutmayın. Defterinizde yer alması gereken son yardımcı ise görev sembolleri. Kendinize özel seçtiğiniz semboller defteri kullanmanızı kolaylaştırır. Örneğin yakın zamanda gerçekleştirmek istediğiniz bir görevi “>”  ile ifade ederken, gerçekleştirilen hedeflere “*” işareti koyabilirsiniz. İşinizi kolaylaştırmak için sembolleri ifade ettikleri anlamlarla beraber açıklayacağınız anahtar sayfası hazırlamayı unutmayın. Hepimiz için kıymetli olan zamanı en verimli şekilde kullanmak ve dikkatimizi doğru şekilde yönlendirmek için artık yeni bir yönteminiz var, kendinizi ödüllendirin.

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

Çocuklarda Anoreksiya

Sonraki Yazılar

İyilikle Mutluluk Yaratanlar