shutterstock_291921743

YEDİKLERİMİZ, RUH HALİMİZİ NASIL ETKİLER?

 

 


Duygudurum bozukluklarının ve psikolojik sıkıntıların altında her gün yediğimiz besinler yatabiliyor. Doğru besinleri seçerek ruh halimizi dengeleyebiliriz.

Derleyen: Müge Uysal

Akıl sağlığımızdan olmadan beden sağlığımızı nasıl koruruz?

39 yaşındaki Suna, “Glüten kullanımını durdurduktan sonra genel durumumda bir iyileşme hissetmeye başladım. Artık ne başım ne de karnım ağrıyor. Kendimi daha dinamik ve hafiflemiş hissediyorum” diyor. Beslenme uzmanları buğday, çavdar, arpa ve yulaf gibi gıdaların içinde bulunan glüten maddesine karşı intoleransın arttığını belirtiyor. İnternet üzerindeki forumlara göz attığımızda glüten, dikkat eksikliği, okul problemleri, davranış bozuklukları ve depresyon gibi durumların sebebi olarak ortaya çıkıyor. 20 seneden bu yana, bilimsel çevrelerce desteklenen İsviçre merkezli bir dernek olan Ecole Stelior, glütenin otizm ve şizofreni gibi hastalıkları ağırlaştırdığını öne sürüyor. Üzerinde durulması gereken ve ruh sağlığımızı etkileyen glütamat, aspartam, laktoz, şeker ve renklendiriciler gibi daha birçok besin var.

Bilimsel literatür; aldığımız gıdalarla beynin işleyişi ve davranışlarımız arasındaki bağlantıları inceleyen çalışma ve gözlemlerle dolu. Yani bu konu üzerinde birçok çalışma mevcut, ancak bu çalışmalara yeterince başvurulmuyor. Bunun altında yatan sebep nedir? Beslenme uzmanı Dr. Laurent Chevallier, bu durumun iki sebebi olduğundan bahsediyor. “Bunlardan ilki, bu çalışmaların bilimselliğinin yetersiz olması. Plasebo etkisi olan çalışmalar, bilimsel çevreler ve sağlık konusundaki otoriteler tarafından geçerli kabul edilmiyor. İkinci sebep ise, beynimizin gizemli dünyasını yeni keşfetmeye başlamış olmamız.”

Yararlı besinler

MR görüntüleme sayesinde artık beyni ve bilişsel işlevlerini gözlemlemek mümkün. Bununla birlikte, araştırmacılar hormonlarımızı ve hücreler arasında iletişimi sağlayan kimyasalları ve böylece davranışlarımızı etkileyen molekülleri saptayabiliyorlar. Bu sayede beslenme ve akıl sağlığı arasındaki ilişki kanıtlanabiliyor.

Günümüzde omega-3, antioksidanlar, probiyotikler, polifenoller, vitaminler ve mineraller sağlığımıza faydalı oldukları gibi davranışlarımız üzerinde de olumlu etki gösteriyorlar. Daha az sinir, stres, duygu değişimleri ve depresyon yaşanmasını sağladıkları gözlemlendi. Oxford Üniversitesi’nde beslenme ve kriminoloji üzerine araştırmalar yapan Brenard Gesch, genç mahkûmların üzerinde yaptığı bir deneyde, beslenmenin saldırgan davranışlar üzerindeki beklenmedik etkisini ortaya koymuştu. İngiliz Welcome Trust Vakfı, sonuçlardan oldukça etkilenmiş ve şiddet eğilimli genç mahkûmlar üzerinde davranışsal ve bilişsel testlerle böyle bir deneyin yapılması için finansal destek sağlamışlardı. Laurent Chevallier’ye göre bu tip deneyler özellikle şartların zor olduğu mahallelerdeki okullarda ve farklı gruplar üzerinde de yapılabilir. Böylece beslenmede yapılacak birkaç değişiklikle bu kişiler sosyal hayata kazandırılabilir. Bu amaç doğrultusunda ABD Wisconsin’deki bir lisede öğrencilere verilen yemeklerde ciddi bir değişikliğe gidilmiş. Menüde doğal proteinlere, tam buğday gevreklere, sebze-meyveye bolca yer verilirken; her türlü renklendirici, koruyucu madde, kızartmalar ve gazlı içecekler menüden tamamen çıkartılmış. Sonuç ise daha disiplinli, daha dikkatli, daha iyi notlar alan öğrenciler!

Üreticiler sessizliğini koruyor

Öğrencilerdeki bu değişimin tek sebebi okul yemeklerinin düzenlenmesi değil tabii ki. Bu konuda bir diğer önemli etken ise ailelerin işbirliği yapması ve çocuklarını spor aktiviteleriyle de desteklemesi. ABD’den sonra İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de okul yemek menülerinde değişikliğe gidildi. Pediatrist Bejamin Feingold’un katkı maddelerinin çocuk davranışları üzerinde oluşturduğu tehlikelerle ilgili, bu maddelerin çocukların aktiviteleri ve dikkatleri üzerinde istemeyen etkileri olabileceğini ve her türlü paketli abur cubur besinlerin etiketlerine bunların yazılması gerektiğini belirtiyor. İngiliz bilim dergisi The Lancet’ta yayımlanan bir makalede, altı tane yapay renklendiricinin ve şekerlerle bazı içeceklerde kullanılan koruyucuların çocuklarda hiperaktiviteye sebep olduğu açıklandı. Neden bugüne kadar bunlardan habersizdik? Laurent Chevallier’ye göre bu durum her sektörde değişiklik gösteren ekonomik koşullarla ilgili.  “Çocuklarına sınır koymayı bilmeyen ebeveynlere, üreticileri piyasaya sürdükleri ürünlerin içeriklerini değiştirmeye zorlamak yerine reklamları ve televizyonu suçlamak daha kolay geliyor.”  

 

 

Önceki Yazılar

ÇOCUKLARINIZLA KALİTELİ ZAMAN GEÇİRİN

Sonraki Yazılar

“HAYATTAKİ YOLUMU BULMAKTA ZORLANIYORUM”

Bir cevap yazın