yaraticiligi-hayatinizda-nasil-kullanabilirsiniz (1)

YARATICILIĞI HAYATINIZDA NASIL KULLANABİLİRSİNİZ?

 

 

Yaratıcılığın bir el becerisi veya sanatsal bir yetenek olduğu fikri geçmişte kaldı. Günlük yaşamın içine dahil olan, yaşamın her alanında sınırsız ve eğlenceli bir kaynak olduğunu keşfetme zamanı geldi.

Yaratıcılık denince akla hemen sanat geliyor. Oysa insan, hayatının her alanında yaratıcılıktan faydalanabilir. Evet, tanımı biraz karmaşık ve değişken ama psikoloji bilimi merakla insanın bu sonsuz kapasitesini araştırmaya devam ediyor. Öte yandan, farklı alanlardan uzmanlar yaratıcılığı kişinin kendi hayatında nasıl kullanabileceğine dair ipuçları veriyor.

Dünyayla bağlantılı olmak

“Yapma ve yaratma ediminin kendisi son derece tatmin edici, yaşamı olumlayıcı ve ödüllendiricidir. Evet, çileden çıkarıcı ve zaman zaman cesaret kırıcı olabilir, fakat hiçbir şey fikirlerinizi gerçekleştirmek kadar kendinizi fiziki dünyayla bağlantılı ve hakikaten hayatta hissetmenizi sağlayamaz. Bu, tahminimce, insanlığımızın en yüksek seviyeden olumlanmasıdır” diyor BBC’nin sanat editörü ve yazar Will Gompertz, “Sanatçı Gibi Düşün” isimli kitabının girişinde. Gompertz, usta sanatçıların yaşam ve eserlerinden yola çıkarak kişilerin yaratıcılığı kendi hayatlarına nasıl adapte edebileceğini anlatıyor.

Psikoloji bilimi bu gizemli kavram üzerinde uzun süredir çalışıyor. 1950’lerde, yaratıcılık psikolojisinin kurucularından Amerikalı psikolog Joy Paul Guilford’a göre, IQ testinin zekâya tek bir açıdan bakması ve yaratıcılığı değerlendirememesi önemli bir eksikti. Guilford böylece ilk yaratıcılık testini ortaya koydu. Günümüzde de kullanılan, yaratıcılıkta önemli rol oynayan “ıraksak düşünme” (farklı düşüncelere ulaşabilme) kavramını oluşturdu. Bu düşünme şeklinin, yaratıcı düşünme ve problem çözmede önemli rol oynadığını açıklığa kavuşturdu. Yaratıcılık psikolojisinin diğer bir önemli ismi ise yine Amerika’dan Ellis Paul Torrance’tı. O da yaratıcılığı; problemlere, boşluklara, bilgi eksikliklerine, kayıp parçalara, uyumsuzluklara karşı hassas olma, zorluğu tanımlama, çözüm arama, tahmin yürütme, varsayımları uygulama ve sonuç hakkında iletişim kurmaktan oluşan doğal bir süreç olarak tanımladı. Süreç olarak tanımlaması, yaratıcılığı kişi, koşullar ve ürün açılarından daha detaylı incelemeyi sağladı.

Beyinde farklı bir ağ

Bilimsel araştırmaları haberleştiren The Conversation, Harvard Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Roger Beaty’nin 2018’de yaptığı, yaratıcılık ve beyindeki bölgelerin ilişkisine dair bir araştırmaya yer verdi. Çalışmada, “büyük y”lerin, “küçük y”lerden beyinde nasıl bir farklılık gösterdiği araştırıldı. Büyük yaratıcılar, yaratıcılıkları toplum ve belki de dünya tarafından kabul görmüş olan kişileri tanımlıyor; uç örnekleri Einstein, Freud ve Picasso. Küçük yaratıcılar ise bu yönlerini günlük hayatlarında kullanıyorlar; örneğin partiye giderken kostüm seçmek, bahçe düzenlemek veya el yapımı bir doğum günü hediyesi hazırlamak gibi. 163 kişi üzerinde yapılan araştırmada, katılımcılara “ıraksak düşünme” testi uygulandı ve nesneleri hangi farklı şekillerde kullanabilecekleri soruldu. Örneğin bir çorapla ilgili, “ayağı ısıtmak için” sıradan bir yorumken, “suyu filtrelemek için” yaratıcı bir yanıt olarak kabul edildi. Aynı zamanda araştırma, beyindeki üç bölgesel ağ üzerine odaklandı: Beyin fırtınası yaparken, hayal kurarken ve doğal düşünme halinde aktif olan “varsayılan ağ”, düşünceleri kontrol ederken etkinleşen “yönetici kontrol ağı” ve ikisi arasında geçiş sağlayan “belirgin ağ”. Bu üç ağ genelde aynı anda aktive olmazken, yaratıcı insanlarda, fMRI  (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme tekniği) ile görüntülendiğinde, bu ağların aynı anda kullanıldığı gözlemlendi. Bu sonuç, yaratıcı beyinde bağlantıların farklı kurulduğunu ve yaratıcılığın ağlar arasında karmaşık bir karşılıklı etkileşimden doğduğunu gösteriyor.

Yaratıcılık emektir

Yaratıcı potansiyelin psiko-duygusal gelişim, çevre davranışları ve inançlarla da ilgisi bulunuyor. Amerikalı psikolog Carol Dweck; ulaştığı başarılı sonuçlarda çabalarından çok zekâlarının rol oynadığını düşünen kişilerin, başlangıçta çok yaratıcı olsalar bile, sonrasında yaratıcı potansiyellerini sadece yüzeysel olarak geliştirdiklerini belirtiyor.

Aynı zamanda, Paris Descartes Üniversitesi’nde diferansiyel psikoloji profesörü Todd Lubart, bazı kişilik özelliklerinin yaratıcılığı desteklediğini ortaya koyuyor. Bunlar; merak, tolerans, farklı kültürlere ilgi, “çözüm” değil “çözümler” olduğunun farkındalığı, kararlılık ve cesaret. Pozitif veya negatif, duyguları yoğun bir şekilde hissetme kapasitesi de yine yaratıcılıkta önemli bir rol oynuyor.

Psikanalize göreyse kişiye yaratıcı bir yol çizen, kişinin “yüceltme” kapasitesidir. Bilinçdışındaki bu süreçte, libido, yani cinsel enerji, ilk amacı olan cinsel hedefinden sapıyor ve kendini sosyal olarak değerli bir eser yaratımına odaklayarak deşarj ediyor. Ancak, yüceleştirme beraberinde bir kısım agresiflik ve ihlaller de getirebiliyor.

Yaratıcı düşünce

Peki, yaratıcılığı sanattan ayırınca geriye ne kalıyor? Yaratıcı düşünme eğitmeni ve Lokasyon Coworking Kurucu Ortağı Orhan Umut Ecer, öncelikle yaratıcılık ve sanat arasındaki anlam birleşmesine dikkat çekiyor: “Yaratıcılık kelimesinin çok geniş kullanımından dolayı bir karışıklık bulunuyor. Normal olarak, sanatçıların çalışmalarında yaratıcılığı açıkça görürüz. Bu yüzden sanat ve yaratıcılığı eşanlamlı kullanıyoruz. Bu karmaşanın bir sonucu olarak da yaratıcılığı öğretmek için resim, müzik gibi bir sanat dalıyla ilgili eğitim almamız gerektiğine inanıyoruz.” Ecer, bu ayrımdan geri kalanı şöyle açıklıyor: “Oysaki yaratıcılık; geliştirme, problem çözme, değer ve fırsat yaratma gibi konularda da kullanılan önemli bir beceridir.” Bu daha çok fikirsel süreçlerle ilgilidir. “Yaratıcılığın bu yönü; düşünme, yeni fikirler, yeni kavramlar ve alternatiflerle ilgilenir. Her zaman daha iyi bir alternatif olabileceğine yönelik inanç sistemi, yaratıcı düşüncenin temel unsurudur. Buradaki önemli nokta, alternatif ve olasılıkları aramaya daha fazla zaman ve dikkat ayırmaktır.” Bilim tarihinde alternatif çözüm yaratabilmenin ne kadar etkili olabileceğine dair örnekler bulunuyor. Ecer, “Olasılıkların buluşlarda ne kadar önemli olduğunu gösteren örnekler vardır. Wright kardeşler, dengeli uçak tasarımına yoğunlaşan temel kavramı değiştirdikleri için herkesten önce uçtular, üstün bir teknoloji ve bilgiyle işe başlamadılar” diyor.

Günümüzde iş dünyasında sıkça kullanılan “yaratıcı düşünme” kavramı, işyerlerine de yansımış ve yapılarını değiştirmiş bulunuyor. Bunların bir örneği de sayıları gün geçtikçe artan ortak çalışma alanları. “Farklı alanlardan profesyonellerin bir arada olduğu ‘Co-working Space’ler yaratıcılığın gelişmesini destekleyen çalışma ortamlarıdır. Bu çalışma ortamlarını kullananlar arasında oluşan iletişim ve fikir paylaşımları zamanla önemli işbirliklerine dönüşebiliyor. Normal düşünme tarzımız bizden her adımda makul ve mantıklı olmamızı talep eder, fakat yaratıcı düşünme tarzı böyle değildir. Yaratıcı düşünce olaylara farklı açılardan bakmayı, yeni fikirlere ulaşmak için geleneksel mantık sürecinin dışına çıkmamızı gerektiren bir düşünme tarzıdır.” Açık çalışma alanları, geleneksel iş mekânlarını daha farklı ve yaratıcı alternatifler getirerek yavaşça dönüştürüyor.

Yaratıcılığı tüm karmaşıklığıyla betimlediğini düşündüğümüz bir metaforla bitirelim: Mutfak! Gastronomi ve mutfak sanatları alanında öğretim görevlisi Fahri Demir, tıpkı diğer uzmanlar gibi, bu alanda yaratıcılığın kişinin kendisine, sürece ve ürüne bağlı olduğunu belirtiyor. Demir’den bir tabağın nasıl ortaya çıktığını dinleyelim: “Bir ürün, tabak veya yemek oluştururken, şefler öncelikle kendi yolculuklarından başlarlar. Bu yolculuk sadece iş deneyimiyle sınırlı kalmayıp geldiği kültür, etkileşimde bulunduğu diğer kültürler, lezzet deneyimleri, idol şeflerinin stillerini de kapsar ve ana öğe bu faktörler doğrultusunda seçilir. Ardından bu öğeyi destekleyecek diğer tat ve dokuları dikkate alarak, her bir bileşenin bütünün bir parçası haline gelmesini sağlarlar. Tabii şefin bulunduğu coğrafya, mevsimsellik ve sürekli bulunabilecek bir ürün yelpazesi, sürdürülebilir bir ürün ortaya koymasında diğer önemli faktörlerdir. Sonrasında görsel tasarım kısmı başlar. Ürünün tabakta nasıl görünmesi gerektiği hakkında fikirler ve potansiyel montaj yaklaşımlarını eskiz ederler. Son olarak da test aşamaları vardır, ürünün son hali ve operasyona yönelik hazırlık şekli netleşir.” Lezzetli bir çorba, kötü bir resme kıyasla daha yaratıcıdır!

 

 

Önceki Yazılar

11 ADIMDA MUTLU VE UZUN ÖMRÜN SIRRI

Sonraki Yazılar

YAZ AYLARINDA SAÇ YIPRANMASI NASIL ÖNLENİR?