unutmak1

UNUTMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ


Gündelik hayatımızda her şeyi takıntılı olarak hatırlamaya çalışıyor ve hatırlamanın iyi bir şey olduğu konusunda kendimizi sürekli telkin ediyoruz. Ya unutmak iyi bir şeyse? Son araştırmalar unutmanın iyi bir şey olabileceğini söylüyor. Peki, ama nasıl?

Yazı: Batuhan Sarıcan

Unutmak, günlük hayatta başımıza sıkça gelen ve hayatımızı olumlu ya da olumsuz etkileyen bir durum. Peki, neden hatırlayamıyoruz? Bilim insanlarına göre bir şeyi hatırlamamanın iki nedeni var; ya hatırlamaya çalıştığımız bilgiye o anda ulaşamıyoruz, parçaları toplayamıyoruz ya da beynimiz bu bilgileri bizden habersiz silmiş oluyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde çalışan Bilişsel Psikolog Timothy F.Brady’e göre, beynimiz birçok farklı olay ve objeyi detaylı bir şekilde kayıt altında tutuyor. Ona göre hatırlayamamak, bilgiyi/anıyı geri çağıramamaktan kaynaklanıyor. Eğer unuttuğumuz şeyle ilgili duyusal bir hatırlatıcı varsa hatırlama daha kolay gerçekleşiyor, yoksa beyin afallayarak hatırlamayabiliyor. Diyelim ki hatırlatıcı da var ama halen hatırlayamıyoruz. İşte biz şimdi, bu yazının asıl meselesi olan anıların ve bilgilerin beyin tarafından otomatik ve sürekli olarak silinmesine odaklanacağız.

Unutmak kötü bir şey değil!

Günlük hayatta bilgi bombardımanına maruz kalan ve yıllar boyunca anılarla dolan beyin, nasıl oluyor da taşmıyor? Araştırmaların da gösterdiği üzere bu, bir çeşit otomatik silme işlemiyle gerçekleşiyor. Beynimiz depolama konusunda ne kadar cüretkâr olursa olsun, bizde yer eden anı ve bilgileri sağlamlaştırmak ve bizim için faydalı olabilecek yenilerine yer açmak için arka planda kalanları temizliyor. Biz bu temizliği kafamıza göre yani bilinçli olarak da yapmıyoruz. Çünkü belleği kullanma konusunda düşündüğümüz kadar söz sahibi değiliz.

Teksas A&M Üniversitesi’nde nörobilimci olan William Griffith, belleğin güç ve zayıflığını nöronlar arasındaki bağlantılarla ilişkilendiriyor. Yani sinaptik bağlantılar kullanıldıkça bellek de güçleniyor. Bellek, adeta bir kas sistemi düzeniyle çalışıyor. Kas benzetmesi yapabileceğimiz sinapslar kullanılmadıkça bellekte yer alan bilgi/anı da zayıflıyor, zamanla siliniyor. Bilim insanları, bu unutma şeklinin, edindiğimiz yeni bilgilerin işimize yaramayanların yerini alması açısından faydalı bir unutma hali olduğunun altını çiziyor. Bunu, hafızamızı bilgisayarın hard diski olarak görecek olursak geçici belgelerin silinmesi ve yenilere yer açılması olarak da değerlendirebiliriz.

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nin Psikoloji Tarihi ve Teorisi Bölümü’nde profesör olarak görev alan ve kitapları dilimize de çevrilen Douwe Draaisma da belleğimizin unutma ediminin kontrolünde olduğunu söylüyor. Silmenin yani unutmanın devreye girmemesinin sağlıklı bir belleğe işaret etmediğini ifade eden Draaisma, unutmanın aslında iyi bir şey olduğuna dikkat çekerek aksi durumda bellekte kaos yaşanacağını savunuyor.

Yapılan son araştırmalar da Draaisma’nın bu görüşünü destekleyerek unutmanın akıl sağlığımız için iyi bir şey olduğunu gösteriyor. Stanford Üniversitesi Bellek Laboratuvarı Direktörü Anthony Wagner, unutmanın beynin diğer görevlerini yerine getirmesi için kritik olduğunun altını çiziyor. New York’ta yaşayan bir nörospsikolog olan Gayatri Devi de benzer bir yaklaşımla beynimizin maruz kaldığı bilgilerin sadece küçük bir kısmını kullanarak işe yaramayanları sildiğini ifade ederek eğer ki beynimiz bu şekilde işlemeseydi yani unutmasaydık, “yararsız bilgiler denizinde sürüklenebilirdik” ifadelerini kullanıyor.

 

 

Önceki Yazılar

EBEVEYNLER NEDEN ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARINI HİÇ ANLAMAZLAR?

Sonraki Yazılar

AŞKI BULMANIN YOLLARI

Bir cevap yazın