üçsorudaaşk anagörsel

ÜÇ SORUDA AŞK

 

 


Aşk sadece bir duygu meselesi değil; Nörobiyolog Lucy Vincent’a göre öncelikle bir nöron ve hormon hikayesi. 

Biyolojinin ilk görüşte aşkta oynadığı rol nedir?

L. V.: Karar vericidir. Aşık olmak ve türün hayatta kalmasını sağlamak için programlandık. Ergenlik döneminde, vücudun geri kalanı gibi beyin de bir ‘hormon banyosu’ alır. Bu, beyinde cinsel çekim ve aşk hissini tetikleyen oksitosin reseptörlerinin kurulmasına izin verir. Karşı cinsle buluştuğumuzda, beynimiz görsel, işitsel, kokusal işaretleri bilinçdışında fark edip analiz eder. Bu sayede karşımızdaki kişinin iyi bir partner olma ihtimalini kavrarız. Beynin bu süreçte yer alan kısmı limbik sistemdir.

Bu mekanizma bir kadın veya erkekle her yeni karşılaşmada devreye giriyorsa, neden sürekli olarak aşık olmuyoruz?

L. V.: Çünkü beyniniz boy veya fiziksel güce ek olarak, her kişinin kültürü, eğitimi, kişisel hikayesi gibi sayısız kriterin dahil edildiği bir seçim yürütmeye başlar. İşte bu noktada biyoloji ve kültür bir araya gelir. Sonuç olarak, seçenekler düşündüğümüzden daha azdır.

Tek başına cinsel istek türün devamını sağlamak için yeterli mi?

L. V.: Türün devamı, çocuğun eğitimini ve korunmasını da gerektirir. Bağlanma sürecini harekete geçiren cinsel yakınlıktır, çiftin arasındaki bağı sağlamlaştırır. Sevişirken, eşin iyi bir ebeveyn olup olamayacağını bize bildiren bilgiler toplarız. Aynı zamanda o kişiye bağlanırız. Bu kaçınılmaz senaryonun ötesinde, aşkı çok daha karmaşık hale getiren birçok olay sahneye girer. İster genç veya yaşlı, ister heteroseksüel ya da homoseksüel olalım, aşık olduğumuzda, önce biyolojik varlıklarınız, ancak bundan ibaret değiliz.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

BİR YAZARIN PSİKOLOJİSİ: MARGARET ATWOOD

Sonraki Yazılar

TEKNOLOJİNİN KARANLIK YÜZÜ: BAĞIMLILIK