şiirsel1

TRAJİK DERECEDE ŞİİRSEL BİR AYRILIK


Ayrılmanın bin türü var; herkesin ayrılığı kendine göre ve eşsiz. Fakat zamana bağlı bir modası da var ayrılığın. Bizim gençliğimizde bu, alınan kitap ve plakların karşılıklı geri verilmesiyken, günümüzde eskiyen sevgiliyi sosyal medya hesaplarından silmek, kararlı olmanın en iyi göstergesi. Anı yüklü kitapların sayfalarına gözyaşı döker ve ortak fotoğrafları bir bir yırtar ya da plakları paramparça ederken harcadığı efor, fiziksel bir rahatlama da sağlıyordu insana. Ama bugün bir tıkla kolayca siliverilen ortak resimler, “ex”i arkadaş ağından çıkarıvermeler aynı gevşemeyi sağlamıyor bence. Ve insanın dışa dökülmesi gereken enerjisi gülle gibi içinde kalıyor.

Performans sanatçısı Marina Abramovic, 1976’da 30 yaşındayken, kendisi gibi performans sanatçısı olan Ulay ile tanışır. Sevgili olur ve birlikte çalışmaya başlarlar. 12 yıllık çok sıkı bir ilişkinin ardından ayrılmaya karar verdiklerinde o kadar fazla anı, o kadar fazla sanatsal üretim, o kadar yoğun bir aşk vardır ki ortada, bunları arkada bırakmak için, ’80’lerin ayrılık klişelerinden çok daha farklısını yapmaları gerekir. Onlar da yaparlar. Kalkıp Çin’e giderler. Çin Seddi’nin bir ucundan Marina, diğer ucundan Ulay yürümeye başlar.

Yürüyüş tam bir kişisel drama dönüştü. Ulay, batıda Gobi Çölü’nden başladı (sıcak ve kuru), ben de Sarı Deniz tarafından (soğuk ve ıslak). Her birimiz 2.500 km yürüdükten sonra ortada buluştuk ve birbirimize veda ettik.

Fikrini rüyasında gördüğü bu yürüyüş, Abramovic’e göre “mistisizm, enerji ve cazibe dolu bir ilişki için uygun ve romantik bir bitiş” olmuş. 90 gün süren bu yürüyüş sırasında kendisinin fiziksel dünya ve doğa ile bağlantısını yeniden düşünmüş. Yürüdüğü yerlerde toprağın altındaki metallerin ruh halini etkilediğini hissetmiş ve Çin mitlerinde Çin Seddi’ne neden “enerjinin ejderhası” dendiğini derinden kavramış. “Sevgililer: Büyük Set Yürüyüşü” adını verdikleri bu performans için Abramovic diyor ki: “O kadar uzun yolu birbirimize doğru yürüyüp sonunda vedalaşmak… Çok insani ve çok dramatikti. Ne yaparsa yapsın, insan sonunda gerçekten yalnız.

Tabii bu trajik derecede şiirsel ayrılığı düşününce, birkaç plak kırıp birkaç fotoğraf yırtmak kesinlikle daha kolay diyor ve insanın sonunda gerçekten yalnız olduğunu kabul etmesi, yalnızlık ya da ayrılık korkusuna karşı iyi bir ilaç olabilir mi diye düşünüyorum.
Kim bilir…

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

İNTERNET BİZİ APTALLAŞTIRDI MI?

Sonraki Yazılar

“HAYATIMI FOTOĞRAFLIYORUM”