terapotik-posta-sizden-gelen-sorular

Terapötik Posta: Sizden Gelen Sorular

“Kızımın sosyal medya kullanımını nasıl denetlerim?”

14 yaşındaki kızım son zamanlarda sosyal medyada çok vakit geçiriyor. Paylaşımlarında, yaşından çok büyük görünen, ünlülere özenen pozlar veriyor. Profilinin kapalı olması konusunda onu uyardım ama bu paylaşımlarının sınırı ne olmalı? Onunla nasıl konuşmalıyım? Canan, İzmir

Bu konuda kızınızla kesinlikle iletişim halinde olmalısınız ama bu iletişimin nasıl gerçekleştiği elbette çok önemli. Artık ergenliğin içinde olan kızınızın beyni, bedeni ve psikolojisi değişmeye başladı. Dolayısıyla sizin tepkileriniz abartı ve gereksiz gelebilir kızınıza. Öte yandan, gerçekçi yaklaşmak zorundayız ki, dışarıda kendini gençlerle aynı yaştaymış gibi gösterip uygunsuz beklentiler içinde olan yetişkinler var. Kötü niyetliler ve çocuklarımıza bunu anlatmamız gerekiyor. İletişim kısmı tam da burada devreye giriyor. Unutmayın ki kızınız sanal dünyaya sizden daha hâkim ve her zaman da böyle olacak; o aranızdaki makasın uçları giderek açılacak. Bu yüzden, yargılamayan, anlamaya çalışan, kaygılarını dürüstçe ortaya koyup bunlara dair ilişkinizde yer açan bir tutum sergilemenin yollarını aramalısınız. Aksi takdirde, bir ergeni iletişime kapattığınız zaman, kiliseden aforoz edilmiş gibi dımdızlak ve çaresiz kalırsınız. Kızınız tam da “Her şeyin en iyisini ailem bilir”den “Onlar her şeyi de doğru bilmiyorlar”a geçiş aşamasında. Bu yüzden, gerçekleri anlatırken mümkün olduğunca sakin bir anınızı seçmeye özen gösterin. Örneğin odasına dalıp ona bu konuyu açmayın, ama yürüyüş yaparken, koltukta uzanmış sakin bir gün geçirirken zorlandığınız konuları açmak aranızdaki ilişkiyi epey sağlamlaştıracaktır. Diyelim ki yanaşmadı, yine de ilişkinize bir zarar verme ihtimalinizin olmadığı bir durumda olduğunuzu unutmayın. Paylaşımların içeriğine dair ortak bir aile kriteri belirleyebilirsiniz, uygunsuz bulduklarınız üzerine tartışabilirsiniz. Kızınızın bu konuya dair farkındalığını artırmak için çatışmayı değil, buluşmayı kollamaya çalışın.

“Eşimin gizli bir ilişkisi olabilir.”

Eşim artık evden çalıştığı için iş bilgisayarını eve getirmişti. Bir gün kendimi tutamadım ve bilgisayarını karıştırdım. Tanımadığım bir kadının fotoğraflarını buldum. Şimdi telefonuna mesaj bile gelse dikkat kesiliyorum. Onunla nasıl yüzleşebilirim? Şebnem, İstanbul

Gizli ve uygunsuz bir şekilde bu bilgiye ulaşmışsınız ama artık bu bilgiye vakıfsınız ve dahasını öğrenme isteğiniz çok doğal. Bu bilgi doğrultusunda diken üstünde olup eşinizin her hareketini gözlemlemek de oldukça can sıkıcı olmalı. Her ne yolla olursa olsun, ulaştığınız bu bilgi içinize şüphe tohumlarını ekmiş gibi ve bu konuyu eşinizle paylaşmadığınız ya da işin aslını tam olarak öğrenmediğiniz sürece şüphe tohumu içinizde büyüyecek. İtirafınız ilişkinizi nasıl etkiler ve siz karşılacağınız tepkiden nasıl etkilenebilirsiniz, bunu düşünmenizi isteyeceğim sizden. Çünkü asıl muhatabına açamadığınız bir konuyu, kendi içinizde çeşitli sebeplerle besleyip yeşertmek size zamanla çok büyük bir yük olacaktır. İlk akla gelen aldatılmaya dair bir senaryo olsa bile, fotoğrafların birçok açıklaması olabilir ve siz de bu açıklamayı talep edebilirsiniz. İlişkiler ancak güven üzerine kurulu olduğunda hayatta kalabilir, aksi takdirde nefes darlığı çeken bir insan gibi, altında kaldığımız onca şüphe, gizlilik, güvensizlik ve tekinsizlikle debelenir dururuz. Ne oldu da merak içinize birden geliverdi, bir düşünün lütfen. Bunu tam da bu olay olduğunda mı fark ettiniz ilk, yoksa bir süredir içinizde tuttuğunuz gizli bir hisle mi devam ediyorsunuz yolunuza? Belki de bu olay her şeyi tüm açıklığıyla konuşabilmeniz için bir fırsattır ya da öncesinde kendi duygularınıza yakından bakabilme zamanıdır.

COVID-19 yüzünden oğluma sürekli müdahale etme ihtiyacı duyuyorum.”

7 yaşında bir oğlum var. Ona devamlı, “Aman ona dokunma, şuna dokunma” diyorum. Bir yere gittiğimizde de sürekli tedirginim. Uzun vadede nasıl bir etkisi olur bu davranışlarımın? Kendimi kontrol edemiyorum. Berna, İstanbul

Sanırım çok müdahaleci olmanızdan dem vuruyorsunuz. Uzun vadeyi düşünebiliriz ama şimdiyi düşünmeye ne dersiniz? Kendinizi oğlunuzun yerine koymaya çalışın ve birinin sürekli olarak sizi uyardığını hayal edin. Nasıl hissediyorsunuz? Belki motivasyonunuz çocuğunuza bir zarar gelmesini ve belki etrafına da zararı dokunmasını önlemek, ama bu şekilde her dokunma ihtimali olan şeye karşı bir alarm gibi tepki verdiğiniz zaman epey güvensiz bir ortam yaratmış oluyorsunuz. Çocuğun ilk algısı her yaptığının bir hata olarak değerlendirilmesi olabilir. Belki amacı zarar vermek değil, merak ediyor ve eline alıp görmek istiyor olabilir. Siz bunu her engellediğinizde, onun içinde daha büyük bir dokunma isteği uyandırmakla beraber, bu merakın kabul edilebilir bir şey olmadığı bilgisini de veriyorsunuz. Merak etme, sorgulama, kıpırdama, en iyisi nefes alırken bile bir düşüne kadar ileri götürebiliriz bunu, ki oğlunuz bu uyarılarınızı bu yoğunluk ve baskıyla deneyimliyor olabilir. Çocukların denemelerine izin vermek, hayatı deneyimlemelerine izin vermek demektir. Bunu sizin yanınızda yapmayacaksa nerede yapacak? Bir de tersinden düşünelim konuyu, siz oğlunuzu uyarmaya devam ettikçe, onun gerçek tehlikeye dair iç alarm sistemi gelişmeyecek, çünkü siz varsınız ve siz ters giden bir şeyi öngörürsünüz ama bu gerçekçi değil. Çocukların hata yapma, bundan kendine pay çıkarma ve bir sonraki girişimlerinde daha farklı bir yol denemelerine imkân sağlamak, deneme-yanılma ve her şeye rağmen kabul edilme kaslarını geliştirmeye yardımcı olur. Her zaman yanında olamaz, en doğrusunu bilemezsiniz. Bu yüzden, müdahale etmeye kalkışacağınız anları kendi içinizde yakalamaya çalışın. O anlarda gerçek bir tehlike var mı sorusunu zihninizden geçirdikten sonra bir şey söyleyip söylememeye karar verin. Hatta uyarı yapmakta biraz cimri davranabilirsiniz. Bu şekilde davrandığınızda, oğlunuzun nasıl tepki verdiğini mutlaka gözlemleyin. Hava boşluğuna karışan uyarılarınız da bir yerden sonra önemini yitirmeye başlayacak ve oğlunuz ya sizi dikkate almayacak ya da aşırı ürkek ve hata yapma ihtimalinden hiçbir işe kalkışamayan bir birey olacak. Durum değerlendirmesi yaptıktan sonra, kendi içinize bakın, uyararak ne yapmaya çalışıyor olabilirsiniz?

“Kendimi her konuda yetersiz hissediyorum.”

Hem iş hem de özel hayatımda kendimi yetersiz hissediyorum. Çok iş değiştirdim ve farklı sektörlerde çalıştım. O yüzden yaşıtlarım benden daha iyi pozisyonlardalar. Özel hayatımda da artık istediğim gibi bir ilişkim olmuyor. Giderek umutsuzluğa kapılıyorum. Sibel, İstanbul

Yetersizliğin ardındaki duygu ne? Cevabı dışarıda değil, içeride aramalısınız. İlişki, iş, para kaygılarımızı yansıttığımız araçlar çoğu zaman ve asıl meseleyi de buralara kapılıp örtmeye başlıyoruz. Etrafınızda sizden farklı ve daha iyi olduğunu düşündüğünüz insanları gördüğünüzde, sizin içinizde neler oluyor? İnsan olarak kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya meyilliyiz çoğu zaman ve bu yolla komşunun tavuğu bize hep kaz görünüyor. Ancak karşılaştırmanın beraberinde getirdiği rekabet, kıskançlık, utanç, suçluluk azımsanmayacak kadar büyük şeyler. Bunların arasında kaybolmamak güç ve bu da umutsuzluğa kapı açarken enerjimizi, canlılığımızı, heyacanımızı alıp götürüyor gibi hissedebiliriz. Çok iş ve sektör değiştirmek cesaret isteyen bir girişim ve sizi buna sevk eden sebepleri de merak ettim. İş konusunda hedeflediğiniz sürece istediğiniz pozisyona gelmek planlanabilir bir şeyken, ilişki öyle olmuyor. Çabayla ilişki elde edilmiyor maalesef. Bu noktada aynı tip diye tanımladığınız ilişkilerin neye benzediğini araştırmak ve her defasında kendinizi aynı tür ilişkinin ortasında bulmanızı anlamak isterdim. Ne oluyor da siz hayatınızın pek çok alanında umutsuzluğa sürüklenip gidiyorsunuz? Bu hisler size tanıdıksa ve ilk defa bu kadar umutsuz hissediyorsanız, bir uzmandan yardım alıp kendi sürecinize başlamanızı tavsiye ederim.

BÜŞRA TARÇALIR EROL, Uzman klinik psikolog

BİZE YAZIN

Her ay bize gelen mesajlar arasından seçtiğimiz bölümleri yayımlıyor ve sorularınızı cevaplıyoruz. Aile ilişkileri, iş hayatındaki zorluklar, cinsel problemler veya gündelik hayatla ilgili sorularınızı bize yazabilirsiniz.

Psyposta@groupmedya.com

 

 

Önceki Yazılar

Bipolar Bozukluğun Farklı Yüzleri

Sonraki Yazılar

Güne Pozitif Başlamanın Sekiz Yolu