terapotik-posta-klinik-psikolog-seda-aktas-sorularinizi-yanitliyor

Terapötik Posta: Klinik Psikolog Seda Aktaş Sorularınızı Yanıtlıyor

 

 

“Aklımdan geçen düşünceleri durduramıyorum.”

Kendimi mütemadiyen bir şey düşünürken buluyorum. Aslında düzenli olarak kitap okuyan ve meşgalesi olan biriyim. Ama mesela bir dizi ya da film izlerken bile, tam odaklanmadıysam, aklıma olur olmaz şeyler takılmaya başlıyor. Bunun nasıl üstesinden gelebilirim? Tansel, İstanbul

Bu aşırı düşünme hali ya da ruminasyon, hem depresyon hem de endişe belirtisi olabileceği için dikkat edilmesi gerekir. Depresyonda olan kişi, geçmişten gelen kayıplara ve yanlışlıklara odaklanırken, kaygı yaşantılayan kişi adeta sonsuza dek olumsuz sonucu düşündüren “eğer” sorusuyla dolu bir denizde boğulduğunu hissedebilir. Değiştiremeyeceğimiz veya tahmin edemediğimiz şeyleri yani kontrol edilemez olanı kontrol etmeye çalışırken sıkıştığımızı hissedebiliriz.

Zihninize çeşitli düşüncelerin takılması ve onlardan kurtulamamanız daha önceden bir şekilde baskıladığınız bir durum hakkında bir çeşit kaygı yaşantılıyor olabileceğinizi düşündürttü.

Stres ve kaygı, duyguları yaşamın birer parçasıdır. Bazı stres seviyeleri bizim için iyi olabilir, çünkü değişime ve büyümeye doğru bizi teşvik eder. Fakat yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla temelde insanın yaşamla başa çıkabilmesi için önemli bir fonksiyonu olan kaygı, günlük yaşamınızı etkilemeye başlamış.

Bu durumu bertaraf etmek için, bu düşünüp durma hali ve kaygınız hakkında daha derin bir anlayış seviyesine gelmelisiniz. Düşünce süreçlerinize dikkat ederek, size endişe uyandıran şeyleri, düşünceleri ve durumları fark etmeye çalışabilirsiniz. Zihninizi bu denli meşgul eden düşüncelerinizin içeriği de oldukça önemli tabii. Örneğin belli bir konu hakkında mı, yoksa karşılaştığınız ya da karşılaşacağınızı düşündüğünüz durumlar hakkında mı düşünüyorsunuz? Bu yoğun düşünüp durma halinin ne zaman başladığı durumu anlamlandırmak için çıkış noktanız olabilir. Bahsettiğiniz aklınıza takılan şeylerin başladığı tarihte yaşamınıza ne tür olaylar hâkimdi, herhangi bir değişiklikle, bir tür stres faktörüyle karşılaştınız mı?

“Annemin maneviyata yönelmesi beni endişelendiriyor.”

Babamın ölümünden sonra annem çok içine kapandı. Modern bir kadın olmasına rağmen, değiştiğini ve devamlı spiritüel konuşmalar yaptığını fark ediyorum. Böyle rahatlıyor diye ona karışmamam mı lazım, yoksa daha farklı bir şekilde bu yası atlatması için onu yönlendirmeli miyim? Demet, İzmit

Ölüm hepimiz için teoride yaşamın vazgeçilmez bir parçasıyken, kayıpla gerçekten karşı karşıya kalma halinde, bu gerçekliğin bizleri oldukça zorlayabilen bir durum olduğunu fark edebiliriz. Keder önemli bir kaybın beklenen bir yanıtı olsa da, ortaya çıkan yabancı ve tanımlanamayan duygular, çaresizlik, korku ve tecrit duygularına yol açabilir.

Hepimiz çeşitli yollarla bu acının üstesinden gelmeye çalışırız. Bazıları sosyal olarak geri çekilirken, diğerleri destek için çevresindekilere ulaşabilir. Özellikle kaybedilen kişi yaşamı paylaştığımız partnerimizse. Tabii sizin durumunuzdaki gibi ani bir şekilde kaybetmek de bu süreci biraz daha karmaşıklaştıran sebeplerden biridir kuşkusuz. Annenize dair bahsettiğiniz spiritüel, maneviyat içeren konuşmalar da yaşamla kurulan bir tür bağ, bir anlam arayışı olabilir. Anneniz yaşadığı kaybın acısıyla bu şekilde baş ediyor olabilir. Bazı insanlar maneviyat veya dini inançları, yaşam ve ölüm sorunlarını ele aldığı için büyük bir teselli kaynağı olarak kabul eder. Öte yandan, bu tür konuşmaların içeriğini ve sürekliliğini bilmek oldukça önemli. Eğer yaşantılanan psikolojik durumlar aşırı maneviyatçı bir yerden tanımlanıyorsa, dikkat edilmesi ve belki de ruh sağlığı alanında çalışan bir profesyonelden yardım alınması gerekebilir.

Son olarak hatırlatmak isterim ki, tıpkı anneniz gibi siz de bir kayıp yaşantılıyorsunuz. Belki çok haklı olarak anneniz için endişeleniyorsunuz, fakat bunun yanı sıra siz de acınızı anneniz hakkında kaygılanarak atlatmaya çalışıyor olabilirsiniz. Bazen ancak ötekiler üzerinden kendimize bakabiliriz ve yardım ederiz. Yas tutma süreci uzun ve yalnızlaştırıcı olabilir, ancak tek başına yas tutmak yerine desteği kabul etmek çok önemlidir. Keder hakkında konuşmak, iyileşmenin önemli bir parçasıdır. Güvende ve anlaşılmış hissetmek, bu zorlu süreçte hepinize yardımcı olur.

“Tek gecelik ilişkiler konusunda kendime engel olamıyorum.”

Sürekli Tinder gibi uygulamalar üzerinden tek gecelik ilişkiler yaşıyorum. Neredeyse hayatımda heyecan verici tek şey bu buluşmalar oldu. Zor durumlara düştüğüm zamanlar da oluyor. Bir noktada çok zarar göreceğimi düşünüyorum ve korkuyorum ama kendime engel de olamıyorum. Ezgi, İstanbul

Tinder ve benzeri aplikasyonlar, ilişkisiz iki uyaran arasında bağ kurmak için biyolojik tepkileri kullanan bir tür öğrenme sistemi, klasik şartlanma denilen bir prensipten yararlanır. Temel olarak, kullanıcısına olası bir cinsel veya ilişkisel fırsat sunduğunda, eşleşme ve beyinde salgılanan dopamin kişide mutluluk hissine yol açar. Bu eşleşme, telefonunuza gelen bildirim tonuyla eşleştirilir ve tonu her duyduğunuzda dopamin salınımına neden olur. Beynimiz ve ruhsallığımız haz almak ister ve acı çekmekten kaçınır. Ödüllendirici bir sistem olduğu için özellikle sık sık kullanmak istiyor olabilirsiniz, tıpkı slot makinelerinde olduğu gibi tek bir hareketle ödül olarak adlandırdığınız şeye kavuşabiliyorsunuz; yani kolay ve hızlı bir doyum sağlıyor. Tinder bu durumu besler ve tam da bu yüzden bağımlılık yapar.

Öte yandan, bahsettiğiniz günlük yaşamdaki içe kapanıklık, zihninizin daha çok olası partnerlerle dolu olması ve gün içersinde yine farklı partnerlerle birlikte olma ihtimali bir çeşit bağımlılıktan bahsediyor olduğunuz anlamına geliyor olabilir. Son derece insana dair olan beğenilme ve baştan çıkarma arzularının pekişmesi, çevrimiçi bir platform olduğundan, kendinizi karşınızdakine ideal bir figür olarak istediğiniz gibi gösterebildiğiniz için bir çeşit kontrol sahibi olduğunuz hissi verebilir. Belki içe kapanık olan ya da bir çeşit sosyal fobiye sahip olan kişiliğinizi bu yeni alanda kontrol ederek bertaraf ediyor olabilirsiniz. Günlük yaşamınızı etkileyen bir halde ise bir klinik psikologla görüşebilir, sizin için ne anlamlara geldiğini keşfedebilirsiniz.

“Korkularım günlük hayatımı etkilemeye başladı.”

Uzun süredir yurtdışında yaşıyordum, okul bitince ailemin yanına geri döndüm. Evde çok gerginim. Sanırım panik atak yaşıyorum. Ayrıca tuhaf korkularım başladı; yemek yerken lokmaları yutamamaktan, yalnız kalmaktan korkuyorum. Neredeyse evden çıkmak istemeyecek hale geldim. Ne yapacağımı bilemiyorum. Onur, Bursa

Ne zaman bir engelle ya da bizi rahatsız eden bir düşünceyle yüzleşmek durumunda kalsak, psikolojik bütünlüğümüzü koruyabilmek adına semptomlar üretiriz, böylece bilinçdışında dayanılmaz bir hale gelen kaygı, bilince dolaylı yollardan da olsa ulaşmayı başarır. Kaygı artıp yaşamımızda bir çeşit engele yol açmaya başlarsa, uyum işlevini yitirir; bazı “mantıkdışı” olarak tanımlayabileceğimiz davranışların ortaya çıkmasına sebep olur. Tabii bu bahsedilen mantıkdışı davranışlar kişiden kişiye oldukça farklılık göstermekte; zira herkesin bilinçdışı kendi biricik yaşantılarıyla meşgul. Dolayısıyla semptomlar da değişkenlik gösterir. Yaşantıladığınız panik durumu da benzer bir şekilde yaşadığınız ve belki de farkında olmadığınız kaygının bir dışavurumu yani semptomu olabilir.

Öte yandan, tıpkı kaygı gibi korku da tehlikeye karşı geliştirilmiş bir duygusal tepkidir. Genelde fiziksel bütünlüğümüzü etkileyecek durumlardan korktuğumuzu düşünsek de aslında ruhsallığımızdaki kargaşa çoğu zaman dış dünyadaki gerçek tehlikelerden daha korkutucu olabilir. Kendimizi ve yaşantıladıklarımızı anlayıp tanımlayamamak kişinin korku dolu bir dünyada yaşamasına sebep olur. Yutkunmaktan ya da yalnız kalmaktan korkmak, yine bu ruhsal kargaşanın bir ürünü.  kuşkusuz.

Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla yoğun bir süreç geçiriyorsunuz. Bu durumu biraz olsun anlayabilmek için geçmişe yönelik bir değerlendirme yapabilirsiniz. Örneğin kalp çarpıntınız başladığında, bir dizi izlediğinizden bahsetmişsiniz. Nasıl bir dizi izliyordunuz, içeriğinde sizi duygusal anlamda tetikleyen, belki de dehşete düşüren bir parça olabilir mi? Evinize, ailenizin yanına dönmek, sizin de öngördüğünüz gibi sizi etkilemiş olabilirken, yine de bu spekülasyonları netliğe kavuşturmak için yapacağınız en önemli şey ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmanla görüşmeniz olacaktır.

 

 

Önceki Yazılar

Bebekler Yeni Bilgileri Nasıl Özümser?

Sonraki Yazılar

İnterneti Tadında Kullan