mia

TERAPÖTİK POSTA

 

 


Uzman Klinik Psikolog Mia Medina, sizden gelen soruları yanıtlamaya devam ediyor.

Anneme aldatıldığını söylemek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Birkaç ay önce babamın annemi aldattığını öğrendim. Bu konuyu ablam da biliyor ve annemin sağlığı için bunu ona söylemememiz gerektiğini düşünüyor. Ancak anneme bunu anlatmadığım sürece, bu ihanete dahil olduğumu düşünüp vicdan azabı çekeceğim. Sizce nasıl davranmalıyım? İrem, İzmir

Gerçekten çok zor bir ikilemden bahsediyorsun. Babanın anneni aldattığını annene söyleyip söylememe sorusu birçok faktöre bağlı ve sınırsız tartışmaya açık bir konu. Senin de güzelce ifade ettiğin gibi, içinde bulunduğun çıkmazın her iki tarafı da çok zor duygular ve derin sorumluluk hisleri barındırıyor. Kararınız ne olursa olsun, böyle bir ikilemi yaşıyor olmanız dahi senin ve ablanın üstünde haksız, ezici ve yıpratıcı bir yük oluşturuyor.

Bu konuyu düşünürken, bazı faktörleri değerlendirmeni öneririm. Öncelikle, bu konuda babanızla konuşmanız mümkün mü? Kendisi bu yaptığını nasıl deneyimliyor? İlişkisi devam ediyor mu, yoksa bitti mi? Devam ediyorsa, kendisini annenizle bu konuyu konuşmaya teşvik edebilir misiniz? Kısacası, babanız evliliğini onarmaya yönelik bir tutum gösteriyor mu, yoksa konudan kaçınan, sorumluluk almayan, hatta agresif bir duruş mu sergiliyor? Daha da önemlisi, annenizi bu evlilikte nasıl deneyimliyorsunuz? Hayatından ve ilişkisinden mutlu izlenimi yaratıyor mu? Bu bilgiyi onunla paylaşacak olsanız, nasıl bir tepki vereceğini tahmin ediyorsunuz? Bir tarafı aslında biliyor ama görmek istemiyor olabilir mi? Ancak bu gibi sorular araştırıldıktan sonra, alınacak eylemle ilgili fikir yürütülebilir.

Son olarak da, üstündeki sorumluluk hissini az da olsa hafifletmen mümkün olabilir mi? Annenin ve hatta bütün ailenizin hayatı senin vereceğin karara bağlıymış gibi hissediyor olabilirsin. Ancak bu inancı sorgulamak isterim. Annen ve babanın yıllardır süregelen ve gerçek denge ve nüanslarını kimsenin bilemeyeceği bir ilişkileri var. Sen her ne yaparsan yap, aralarındaki bu dinamik sizlerden bağımsız olarak devam edecek. Yazdıkların senin ve ablanın annenize karşı korumacı bir yaklaşımı olduğu izlenimini veriyor. Bu durum onun çocuklarından çok ebeveyni rolünü üstlenmenize yol açmış olabilir. Belki de ailenizde zaten var olan bir dinamiğin parçasıdır. Her hâlükarda, onların hayatlarından ve mutluluklarından sorumlu olmadığını hatırlamak şu noktada seni rahatlatabilir.

 “Geleceğimi göremiyorum, eski mutlu günlerime geri dönmek istiyorum.

Eskiden hedeflerim için elimden geleni yapardım. Üniversiteye kadar eğitim hayatında çok başarılıydım. Üniversitede her şey altüst oldu. Okula gitmeyi bırakın, dışarı bile çıkmak istemiyorum. İnsanlar beni geriyor. Bu yüzden okulu pek sevmiyorum. Hedeflerimi gerçekleştirememekten korkuyorum. Geleceğimi nasıl şekillendireceğimi bilmiyorum.  Eda, İstanbul

Anladığım kadarıyla üniversite hayatın sende yoğun kaygı, yetersizlik ve geleceğe dair umutsuzluk hislerini tetiklemiş. Bu duygular seni adeta paralize ediyor. Gelecekle ilgili plan dahi yapamıyor, önceleri keyif aldığın şeylerden keyif alamıyorsun. Bu da yaşadığın kaygı ve korkuyu daha da besleyip içinden çıkılması zor bir kısırdöngü oluşturuyor.

Üniversite hayatına geçiş birçok farklı deneyimi barındırabilir. Öncelikle, bu değişimle ilgili seni bu denli etkileyen faktörlerin neler olduğunu anlamaya çalışırdım. Belli ki her zaman akademik anlamda başarılı birisi olmuşsun, hatta belki bu kimliğinin de önemli bir parçası haline gelmiş. Ancak, üniversitede hemen herkes senin kadar başarılı olunca bulunduğun ortamın “en iyisi” olmak çok daha zor; bu da senin hem özgüvenini hem de kendilik algını tehdit ediyor olabilir. Ayrıca, büyük ihtimalle lisede öğrencilerin ve öğretmenlerin seni tanıdığı daha küçük, samimi ve korunaklı bir ortamdaydın. Buna kıyasla, üniversitenin daha büyük ve özgür ortamı biraz ürkütücü gelmiş olabilir. Kendini kalabalığın içinde kaybolmuş gibi hissediyor olabilirsin. Bunun yanı sıra, bazıları lisedeki gibi daha yapılandırılmış koşullarda (derslere katılımın zorunlu olduğu, daha sık ödev verilen vs.) daha kolay öğrenir, daha yüksek akademik performans gösterirler. Öte yandan, daha serbest ortamlar, kişinin kendi sınırlarını kendi koymasını gerektirir; bunun için de hem kendi düzenini kurabilme yetisi hem de daha yüksek bir öz disipline ihtiyaç vardır. Bilişsel olarak zihnin bu koşullarda çalışmaya alışmakta zorlanıyor olabilir.

Şu noktada bütün bu büyük değişikliklere alışmak için kendine zaman vermeni, zorlandığında paniğe ve umutsuzluğa kapılmak yerine kendi kendine anlayışlı ve şefkatli olmanı öneririm. Geleceğini nasıl şekillendireceğini bilmediğinden bahsetmişsin. Yoğun stresli dönemler, gelecek için kararlar vermeye elverişli zamanlar değildir. Bunun yerine, içinde bulunduğun yeni sürece alışmaya odaklanıp bunun için sana nelerin yardımcı olacağını düşünebilirsin. Örneğin, hem ailenden hem de arkadaşlarından destek alabilmen önemli. Üniversitede kendini yakın hissettiğin ve derslerinin uyuştuğu bir arkadaşının olması sana iyi gelebilir. Son olarak da, okul dışındaki hayatında sana iyi gelen şeylere odaklanıp onları çoğaltmayı düşünebilirsin.

BİZE YAZIN

Her ay bize gelenler arasından seçilmiş mesajlardan bölümler yayılıyor ve sorularınızı cevaplıyoruz. Aile ilişkileri, iş, hayatındaki zorluklar, cinsel problemler, gündelik hayatla ilgili sorularınızı bize yazabilirsiniz. Psyposta@groupmedya.com

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

BU AY SEÇTİĞİMİZ 3 KİTAP

Sonraki Yazılar

İLHAM VEREN CÜMLE