tekrar

TEKRAR SIKICI MIDIR?


İnsan sıkılmakla başını belaya sokmak arasına sıkışmıştır. En azından birçok felsefeci bunu iddia eder. Sıkılma hissini sıklıkla görmezden gelir, hissettiğimizde de hemencecik kurtulmaya çalışırız. Ama içinde kaldığımızda can sıkıntısının bir sonraki canlılık, anlam ve arzuya gebelik olduğunu görebiliriz.

Bu yazıyı yazmama vesile olan olay birkaç gün önce başıma geldi. Oturmuş, bir şeyler yazarken çok sevdiğim ama pek de yeni olmayan bir albüm dinliyordum. İçten içe de “dinleyecek yeni bir şeyler olsa keşke” diye düşünüyordum. Albümü baştan sona hiç yoksa 20-30 kere dinlemişimdir. Kısacası ne albüme ne de şarkılarına dair yeni hiçbir şey yoktu. Ve sonra bir şarkı çalmaya başladı, yine yeni olmayan, hiç de yabancı gelmeyen bir şarkı, fakat bu sefer çok farklı hisler uyandırmıştı. Önce kendimi şarkıyı üst üste dinlerken buldum. Sözlerine ilk defa bu kadar dikkat ediyordum. Çok hoşuma gitti! Sonraki birkaç gün boyunca şarkıyı defalarca dinledim. Bu çok da önemli görünmeyen olayla birlikte tekrarlar ve sıkılmak üzerine düşünmeye başladım. Ne olmuştu da aynı ve tekrar gibi görünen bir deneyim bir anda başka bir boyut kazanmıştı?

Bir şekilde tekrar olanın, aynı olanın, değişiklik getirmeyenin sıkıcı olması gerektiğine dair bir inancımız var. Her şey aynı ve tekrarlayıcı geldiğinde hayatımızda bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünmeye başlarız. Aslında aynılık veya tekrar bir çelişki sunar bize; bir yandan hayat tekrarlardan oluşur ve aynılık çok fazladır ama bir yandan da o aynı olana yakından baktığımızda hayatımıza dair önemli bir içgörü kazanabiliriz. Yeter ki yakından bakmaya istekli olalım.

Bu noktada vurgulamak istediğim, aslında hayatın döngülerden oluştuğu ve bir tekrar olduğu. Her gün, günün bir saatinde uyanıyoruz, bir şeyler yapıyoruz, başka bir saatinde uyuyoruz. Acıkıyoruz, yemek yiyoruz, sindiriyoruz, boşaltıyoruz, bir daha acıkıyoruz. Bizi heyecanlandıran bir şeyler buluyoruz, büyük bir şevkle peşlerinden koşuyoruz ve sonra bir noktada heyecanımız bitiyor. Kısacası hayatta her şey ama her şey bir döngünün parçası. Tekrar ve aynılığın dışına hiçbir şey düşmez.

O zaman hayat sıkıcı mı olmak zorunda? Hayır. Eğer bu döngüleri sıkıcı buluyorsak o zaman bu, bizim kendi hayatımızı bize iyi gelecek, anlamlı olacak şekilde kurgulamadığımız anlamına gelir.

Friedrich Nietzsche’nin ünlü bir testi vardır, gelin beraber yapalım. Yapayalnız olduğunuz bir gece aniden bir iblis sizi ziyarete gelir ve şöyle der: “Bu yaşadığın ve sahip olduğun hayatı defalarca yaşayacaksın, iyisiyle kötüsüyle her noktasını bir daha bir daha deneyimleyeceksin.” Ne yapardınız? Üstüne atlayıp iblise küfürler yağdırıp onu benzetmeye mi çalışırdınız, yoksa inanılmaz bir huzur ve mutlulukla iblise sarılıp teşekkür mü ederdiniz? Bu küçük masala ilk tepkiniz, kendi hayatınıza nasıl baktığınızı gösterir.

Tekrarların dışına çıkmayacaksak, her şey hep aynı olacaksa, bize düşen tek şey öyle bir rutin yaratmak olmalı ki onu sonsuza dek tekrar etmek isteyelim. Siz bugünkü hayatınızı defalarca tekrar edip içinde sonsuza dek yaşamak ister miydiniz?

Yazı: Ferhat Jak İçöz, Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist ve Varoluşçu Akademi Klinik Direktörü

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

TARÇINLI BALLI ARMUT TATLISI

Sonraki Yazılar

RÜYALARIMIZ BİZE NE ANLATIR?