teknoloji-hayatimizi-ele-mi-geciriyor

Teknoloji Hayatımızı Ele Mi Geçiriyor?

 

 

Son yıllarda teknolojinin bizden duymadığı azar kalmadı. Her şey için onu suçlamaya başladık. Kendisine hayatımızı ele geçirmiş gibi davrandık. Peki, gerçekten öyle mi?

Sabah, telefonun alarmıyla uyanıyoruz; kaç evde masa saati kaldı? İşe giderken müzik dinliyoruz; eskiden gazetelere bakılırdı. İşlerimizi internetten hallediyoruz; malum dünya genişledi. Sosyal medyada azıcık görünmek lazım; maazallah merak ederler. Hay Allah fotoğrafımı çok az kişi beğenmiş; bu gerçek olamaz! Aklıma bir şey geldi; Twitter’a hemen yazayım. Yol durumu nasıl ki trafikte kalmayayım. Akşam da Netflix’te bir dizi açarım…

Duruma gerçekçi yaklaşırsak, artık teknoloji olmadan bir ayağımızı diğerinin önüne atamıyoruz. Ancak adil de olalım; bunun için dijital teknolojiyi suçlayamayız. Ve uzlaşalım: Radyasyondan kaçarak kurtulamayacağımız gibi internetten de kaçamayız. Gerçek bir analiz yapmamız şart.

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırsa da artık kendimizden ve yakınlarımızdan çok, cihazlara güvenmemize ve onlarsız kendimizi eksik hissetmemize neden oldu. İnsanların uyanır uyanmaz yaptıkları ilk şeyin (ve yatarken yaptıkları son şeyin) telefona sarılmak olması şaşırtıcı değil.

Araştırmalara göre, sıradan bir kişi her gün neredeyse iki saatini sosyal medyada harcıyor ve ortalama 32 mesaj yolluyor. Başkaları tarafından görüntülenmek ve beğenilmek, yalnızlık hissini yatıştırmak yerine daha da alevlendirebiliyor. Yeni teknolojiler, özellikle de gençlerde, video oyunlarına ve sosyal ağlara olan bağımlılığı, depresyonu, işten ayrılmayı ve intihar vakalarını artırabiliyor.

2017 yılında psikolog Jean Twenge kaleme aldığı bir makalede, dijital teknolojinin son yıllarda karşılaşılan en kötü mental sağlık krizi olduğunu söyledi. Twenge ve çalışma arkadaşlarının bulgularına göre, dijital teknoloji kullanan gençlerin sayısı arttıkça, depresyon, intihar ve uykusuzluk problemleri arttı. Sonrasında yapılan bir başka araştırmada, Twenge’in kullandığı verilerin bir kısmı tekrar kullanıldı, ancak bu kez önyargılardan uzak durulduğu açıklandı. Gençlere dijital teknoloji kullanımı, mental sağlık, beslenme alışkanlıkları konularında sorular sorularak sağlık ve teknoloji kullanımı arasındaki bağlantı incelendi. Sosyal medya kullanımından televizyon izlemeye dek her şey hesaba katıldığında, dijital teknoloji kullanımı ile gençlerin mutluluğu arasında negatif bir ilişki olduğu belirlendi.

Ancak, patates yemekle teknolojinin üstümüzdeki etkisinin benzerlik gösterdiği belirtildi. Yapılan açıklamada, “Düzenli olarak patates tüketmek, gençlerin sağlığı üzerinde teknoloji kullanımıyla benzer bir etki yaratıyor” denildi. Bu araştırmayı değerlendiren psikiyatr Dr. Elif Mutlu, “Az zaman, emek ve kalori harcayıp haz alacağımız tüm aktivitelerin benzer tehlikesi vardır. Performans artıran her şeyi bu bağlamda ele alabiliriz” diyor ve ekliyor: “Patates, çikolata gibi karbonhidratlar haz verir. Beynimiz yapısal olarak her zaman hazza yönelip acıdan kaçar ve bunu minimum eforla yapma eğilimi gösterir. Yani tembellik ve hedonizm beynin doğal eğilimidir.” Teknolojiye bağlı sorunların abartıldığını ifade eden Mutlu, “Geçen 10 yılda ticaretten iletişime, sosyal etkileşimden medyaya pek çok alan yeni teknolojiyi benimsedi. İnsanların hayatının vazgeçilmez bir parçası olan internet ve bilişim kendi kültürünü yaratmış oldu. Yani teknoloji ruh sağlığına zarar veren bir şey değil, insanların adapte olduğu bir durum. Elbette küçük bir grup teknolojiyle ruhsal hastalık düzeyinde sorunlu bir ilişki yaşıyor. Ancak bu durum, alışveriş, kumar, egzersiz bağımlıları gibi toplumda zaten var olan küçük bir gruptan daha dramatik değil” diyor.

Yazı: Ebru Paksoy

 

 

Önceki Yazılar

Vajinismus Nedir?

Sonraki Yazılar

İlham Veren Cümle: Müge İplikçi