nostalji

TATLARIN VE KOKULARIN NOSTALJİSİ


Küçük bir çikolata parçasının damaktaki tadı ya da mevsimi gelmiş bir çiçeğin kendine has kokusu nasıl oluyor da anılarımızı depreştirip bizi ta çocukluğumuzdaki bir hatıraya sürüklüyor?

Yazı: Batuhan SARICAN

Hiç olmadık bir yer ve zamanda, geçmişte yaşadığımız bir ana döndüğümüz çok olmuştur. Belleğimizin, bu anıyı tozlu raflarından çıkarıp önümüze sunmasının şaşkınlığıyla şunu sorarız: Nereden çıktı bu şimdi? Bizi, daha doğrusu belleğimizi tetikleyen ne oldu da bunu hatırladık? Bizi çocukluğumuza götüren, sokaktaki fırından yükselen o koku olabilir mi? Neden olmasın! Bilim insanlarına göre tat ve kokular, hatıralarımızdaki derin his ve duyguların etkili bir tetikleyicisi olabiliyor. Peki ya anıları, ömrünü karanlık bir odada geçiren beynimizin içindeki arşivden geri çağırma, başka bir ifadeyle hatırlama nasıl gerçekleşiyor? Bunun cevabını bulmak için öncelikle belleğin işleyişi hakkında kısa da olsa bilgi sahibi olmamız gerekiyor.

Bellek nasıl işliyor?

TED-Ed’te “Anılar nasıl şekillenir ve onları nasıl kaybederiz” başlıklı bir eğitim konuşması yapan Nörobilimci Catharine Young, belleğin işleyişini şu şekilde özetliyor: “Yaşadığımız bir olay, nöron ağındaki elektrik sinyallerine dönüşüyor. Bu bilgi önce görsel bellekte saklanırken, ardından uzun süreli bellek bölgesi hipokampusa aktarılarak kendisine yer ediniyor.” Günlük hayata dair anılarımız hipokampusta depolanırken, duygusal tepkilerimize yönelik anılar amigdala bölgesinde saklanıyor. Şimdi, bu bilgileri aklımızın bir köşesinde tutalım.

Belleğimize sızan ajanlar: koku ve tat

Peki, tat ve kokular nasıl oluyor da hatıralarımızdaki derin his ve duyguların tetikleyicisi olabiliyor? Biyolojist Linda B. Buck ve Nörobilimci Richard Axel, kokuların algılanıp hatırlanmasına yönelik çığır açıcı çalışmalarının sonuçlarını 1991 yılında yayımladı. Koku reseptörleriyle ilişkili bin kadar gen ailesinin var olduğunu tespit ettikleri çalışma, onlara “koku reseptörleri ve koklama sisteminin organizasyonuna yönelik yeni keşifleri” sebebiyle 2004 yılında Nobel Fizyoloji/Tıp Ödülü’nü kazandırırdı. Axel ve Buck yaptıkları çalışmada, kokuların geçmişimize ait duygusal an ve çocukluğumuza ait -pozitif ya da negatif- anıları hatırlatabileceğini açık bir şekilde ifade etmişti. Bu çalışma, koku ve tat belleği çalışmalarının ateşleyicisi oldu.

O halde bellek ile koku/tatların beynimizde kesiştiği nokta neresi? Boston Üniversitesi’nde koku belleği üzerine uzmanlaşan Nörobilimci Howard Eichenbaum’a göre de koku sisteminin beynin temporal lobundaki hipokampus ve amigdala bölgeleriyle ilişkisi bulunuyor. Duygu ve uzun süreli bellek işlevlerinden sorumlu amigdala ve hipokampusu taşıyan limbik sisteme kestirme bir yol niteliği taşıyan burnun, bu hatırlama sürecinde kritik bir görevi bulunuyor. Sözgelimi koku belleğimiz, ilk koklama işlemi gerçekleştiğinde zaman, mekân ve duygu durumumuzu da kayıt altına alıyor. Mesela menekşe kokusunu ele alalım. Bu kokuyu ilk olarak sevdiğiniz bir insanın cenazesinde kokladıysanız, koku belleği bu kokuyu negatif bir duygu durumu ile kaydediyor. Yani, 30-40 yıl sonra da olsa bu kokuyu duyduğunuzda olumlu hisler yaşamanız çok zor.

Nörobilim araştırmacısı Benedetto Sacchetti de kokuların nostaljik etkisini, beynimizde duyularımızın işleyişiyle ilgilenen bölümün, aynı zamanda duygusal belleğimizle de bir şekilde bağlantılı olmasıyla açıklıyor. Beynimizin duyusal korteksinin göz, burun, kulak, ağız ve derimizden sürekli olarak sinyaller yoluyla bilgi toplayarak yorumladığını ifade eden Sacchetti’nin önderlik yaptığı grubun çalışmaları; görsel, işitsel ve koku kortekslerinin, işledikleri duyularla ilgili duygusal anlamı bulunan bilgileri sakladıklarını gösteriyor.

Konuyla ilgili yapılan bir başka çalışma ise kokuların hafızadaki bazı anılara yönelik kilitleri neden daha etkili bir şekilde açtığına odaklanıyor. BBC’ye konuşan Bilişsel Nörobilimci Tom Stafford bu fenomeni, kokunun beynimizin derinliklerine aracısız temasıyla açıklıyor. Görme ve duyma, ilgili duyu organlarından alınan duyumla başlayıp beyne sinir uçları vasıtasıyla -dolaylı olarak- ulaşırken, koku doğrudan burun soğanı vasıtasıyla ulaşıyor. Bu şekilde de bir kokunun hatırlattıkları, bir tadın hatırlattıklarından daha baskın ve yoğun olabiliyor.

Duruma, birbiriyle yakın ilişkisi bulunan koku ve tadın, yemek deneyimindeki önemi üzerinden yaklaşan Şef Bryan Voltaggio ise lezzeti bu iki duyu sayesinde belirlediğimizi ifade ederken, Nörobilim Birliği yazarlarından Michael W. Richardson, hatıraları geri çağıran tatlarda belirleyicinin koku olduğunu savunuyor. Koklama sistemini, duygu ve bellekten sorumlu bölgelerle ilişkilendiren Richardson, hem burun soğanı hem de duygularımızı yöneten insular korteksin amigdalaya bağlı olduğunu belirtirken, koku sinirlerinin hipokampusa yakınlığını hatırlatarak birbirleriyle bağlantılı olabileceklerine dikkat çekiyor. “The Omnivorous Mind” kitabının yazarı John S. Allen da benzer bir şekilde, kokunun bizi geçmişte yaşadığımız bir anıya götürmesini, uzun süreli belleğin merkezi hipokampusun, kokuya ilişkin beyin bölgeleriyle (burun soğanı) güçlü bir bağlantısı bulunmasıyla açıklıyor. Bellekten geri çağırma mekanizmasının başarısını ise çağırdığımız bilginin bellek tarafından sağlamlaştırılmasına bağlıyor. Duygu durumu, ilginçlik ve hatta tatlar, anıların daha hatırlanabilir olmasını sağlıyor. Örneğin bugün yediğiniz bir çikolatanın, sizi çocukluğunuzda çıktığınız ve size güzel duygular yaşatan ilginç bir yolculuğu hatırlatması gibi.

Koku ve tat duyularını kaybeden hastaların tedavisi üzerine yoğunlaşan ABD’li Alan Hirsch ise çocukluk anılarını hatırlatan kokular üzerine yaptığı çalışması için Chicago’da sokaktan geçen bin insan üzerinde uyguladığı bir koku deneyinde ilginç bir sonuç elde etti. İnsanlar en çok fırınlanmış kek ve ekmeklerin, çocukluk anılarını ortaya çıkaran kokular yaydığını söyledi.

Koku ve tatların nostaljisi gizemini koruyor

Duyduğumuz ve deneyimlediğimiz koku ve tatların, hafızamızdaki kilitli anıları çıkarmasına yönelik bilimsel çalışmalar devam ederken, koku ve tatların nostaljisi gizemini korumaya devam ediyor. Yapılan araştırmalar, koku ve tatların anılarımızı depreştirmesini beyinde bu eylemlerden sorumlu bölgelerin birbirine yakınlığı ve ilişkisine bağlıyor. Belki bizi geçmişe götüren koku ve tatların beynimizde bambaşka bir açıklaması var. Belki de çalışmalarına kısaca yer verdiğimiz bilim insanlarının yaklaşımları doğru ve bu yazıyı okurken ilk defa duyduğunuz bir koku, size yıllar sonra bu yazıyı okuduğunuz anı hatırlatabilir, kim bilir?

 

 

Önceki Yazılar

PATİ BİRLİĞİ SOKAK KÖPEKLERİ İÇİN YOLA ÇIKIYOR

Sonraki Yazılar

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNU 8 ADIMDA YENİN!

Bir cevap yazın