questions

SORULARINIZ


Psychologies Türkiye, sizlerden gelen sorulara yanıt bulmaya devam ediyor.

Sevgilimle görüştüğüm her an, kızımı ihmal ettiğimi ve iyi bir anne olamadığımı düşünüyorum.

Eşimle iki buçuk yıl önce yollarımızı ayırdık. Sekiz yaşında bir kızım var. Benimle ve babasıyla gayet sağlıklı bir ilişki yürütüyor. Ancak benim bir sevgilim var ve onunla görüştüğüm zamanlarda sürekli vicdan azabı duyuyorum. Bu durum beni çok yoruyor ama sevgili olma halini ve sevgilimi de çok seviyorum. Çok garip ikilemler içindeyim… Duygu, İstanbul

Yaşadığın ikilemler anneliğin duygusal zorluklarının güzel bir örneği. Tüm olası sıkıntılarıyla bir boşanma sürecini atlatmışsın, durumu kendin için de kızın için de olabilecek en iyi şekilde yönetmişsin, şimdi de doğal olarak, hayatında yeni deneyimlere ve ilişkilere yer açmaya çalışıyorsun. Ancak sanki buraya yazarken bile ben ya da okuyucularımız bu konuda seni yargılayacakmış gibi sevgilin yüzünden kızını ihmal etmediğinin altını çizme ihtiyacı hissetmişsin. Bundan da kendini bu konuda ne denli yargıladığını, ne kadar suçlu hissettiğini biraz daha iyi anlıyoruz.

Özellikle bir kadın için, annelik, romantik hayat ve iş hayatındaki farklı rolleri bir arada var edebilmek kolay değildir. Devam eden bir evlilikte belki bu süreç bir nebze daha kolay olabilir, çünkü kadının hem anne hem de eş/kadın olabilmesi için bir alan vardır. Ne yazık ki boşanma sonrasında annenin bu farklı kimlikleri yönetebilmesi ve bir arada tutabilmesi özellikle zorlaşır. Dahası, en açık fikirli ortamlarda bile örtük de olsa var olan bazı toplumsal kurallar, kadının ilk görevinin annelik olduğunu vurgulayıp sürekli olarak bu görevin ne seviyede yerine getirildiğinin değerlendirilmesine yol açar. Ve yine en liberal kadın bile bu değer yargılarını bir ölçüde içselleştirip senin yaptığın gibi kendini yargılar.

Anladığım kadarıyla sen de, bir sevgili olarak güzel vakit geçirirken, bir anda anne kimliğinden ne kadar uzakta kaldığını (ve büyük ihtimalle bunun sana ne kadar iyi geldiğini) fark ediyor ve yoğun bir suçluluk hissediyorsun. Belki de bu süreçte hem yukarıda sözünü ettiğim toplumsal yargılar hem de her annenin çoğunlukla içinde taşıdığı “daha iyisini yapabilirim“, “daha çok zaman geçirebilirim” gibi eleştirel inançlar, yaşadığın suçluluğu iyice pekiştiriyor.

Unutma ki ihtiyacı olan zaman, ilgi ve bakımın yanı sıra, kızına karşı bir diğer sorumluluğun mutlu ve dengeli bir insan olmak. Bu hem duygusal açıdan daha etkili ve temas halinde bir anne olmanı sağlayacak hem de ona ilerisi için bir rol model olup kadınlığın getirdiği farklı kimlikleri dengelemeyi öğretecektir.

Arkadaşıma nasıl yardım edeceğimi bilemiyorum.

En yakın arkadaşıma anksiyete teşhisi koyuldu. Doktorunun verdiği ilaçları kullanıyor, ancak çevresinden uzaklaştığını ve tek başına zorlandığını hissediyorum. Onun en yakın arkadaşı olarak ne yapabileceğimi bilemiyorum. Ona nasıl yardımcı olabilirim? Gizem, Bursa

Tanılar ilaç tedavisi için gerekli olsa da çoğu zaman bireyi tam olarak anlamak için yeterli değildir. Özellikle panik bozukluğu ya da panik atak günümüzde sıkça kullanılan ancak deneyimi ve anlamı kişiye göre değişen terimler. O yüzden öncelikle arkadaşının tam olarak ne yaşadığını, nelerle mücadele ettiğini anlamaya çalışmanı öneririm.  Panik atak, insanın yoğun bir korku, kalp çarpıntısı, titreme, göğüs sıkışması, baş dönmesi gibi belirtiler yaşadığı nöbetlere denir. Çoğu zaman nedensiz bir şekilde ortaya çıkan bu nöbetleri geçirenler, öleceklerini ya da bayılacaklarını zanneder. Birçok kişi rahatsızlığını tanımlamak için sık sık ‘panik atak‘ terimini kullansa da  bu terim bazen yanlış kullanılabiliyor. Daha sık rastladığımız rahatsızlık, kişinin zaman zaman, bazen belirli durumlarda bazen de kronik olarak yaşadığı çok yoğun kaygı halidir. Bu his o kadar rahatsız edicidir ki, kişi kaygısını tetiklediğini düşündüğü durumlardan kaçınmaya başlar. Bu da bir kısır döngüye yol açabilir. Kişi kaçındıkça izole olur, böylece kendini sosyal destekten de mahrum eder, yalnızlaşır, özgüveni hasar görmeye başlar ve kaygısıyla baş etme gücü giderek azalır.  Bu tarif ettiğim deneyim genel bir tablo; sen bu bilgiyi aklında bulundurarak arkadaşının durumunu nasıl deneyimlediğini araştırabilirsin. Onu daha iyi anlamak için, “Peki, panik atak sende tam olarak neye benziyor, neler hissediyorsun, neler düşünüyorsun” diye sorabilirsin. Tabii bütün bunlar onu bir arkadaşı olarak daha iyi anlayabilmek için, onun terapistiymişsin gibi bir sorumluluk yüklenmemeye özen göstermeni öneririm; aksi halde sen kendini yıpranmış ve daha da çaresiz bulabilirsin, arkadaşına da gerekli yardımda bulunamazsın. Senin esas hedefin bir şekilde onun yanında olduğunu hissettirmek. Bu sorumluluğu onun ailesi ve diğer arkadaşlarıyla paylaşabilirsin. Eğer düzenli bir bireysel terapi sürecinde değilse, başlamasına teşvik edebilirsin.

Mia Medina, Uzman Klinik Psikolog, Öğretim Görevlisi

BİZE YAZIN

Her ay bize gelenler arasından seçilmiş mesajlardan bölümler yayımlıyor ve sorularınızı cevaplıyoruz. Aile ilişkileri, iş hayatındaki zorluklar, cinsel problemler, gündelik hayatla ilgili sorularınızı bize yazabilirsiniz. Psyposta@groupmedya.com

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ORGAZM SAVAŞLARI

Sonraki Yazılar

BÜTÜN YOLLAR MARS’A ÇIKACAK