sohbete-baslamayi-bilmiyorum

“SOHBETE BAŞLAMAYI BİLMİYORUM”

 

 


Yazı: Marion Froh
Derleyen: Ceylan Özçapkın

Tanımadığı insanların olduğu bir davete ne zaman katılsa, 28 yaşındaki Hande kendi kendine şu soruyu soruyor: “Bu insanlar hiç tanımadığı kişilerle nasıl bu kadar kolay muhabbet edebiliyorlar?” Hande için havadan sudan konuşarak buzları eritmek ciddi bir çaba gerektiriyor.

“Kültürel bir engele sahibim. Bu gibi durumlarda ne diyeceğimi hiçbir zaman bilemiyorum” diyor Hande. “Tek yaptığım erkek arkadaşıma can yeleği gibi sarılıp her söyleneni onaylamak oluyor. Kendimi çok aptal hissediyorum ama birden muhabbete girmek de zor geliyor. Söyleyeceklerim hiçbir şekilde ilgi çekmeyecekmiş gibi hissediyorum.” Birçok kişinin yaptığı gibi “laf olsun diye” çene çalmak, neden Hande için gerçek bir külfet? Cevabı çok basit: Çünkü farklı bir kültürden geliyor. Davranış Bilimci Isabelle Nazare-Aga, bazı eğitim sistemlerinde çocuklardan çok erken yaşta düşünmelerinin ve fikir üretmelerinin istendiğini belirtiyor. Böylece kişinin başkalarına ve kendine karşı eleştirel bakışı erken yaşta sivriliyor. Sohbet esnasında kendimizi akıllı, kültürlü ve ilginç göstermek isteriz. Ama bu, toplumdan topluma farklılık gösterir. Avrupa ülkelerinde kişi öncelikle sohbetin içeriğine önem verirken, Amerikalılar ve Kanadalılar öncelikle karşılarındaki kişinin sempatisini kazanmaya çalışırlar.

Karşımdakinden çekiniyorum. “Yabancılarla konuşma!” Bu lafı çocukken yeteri kadar duymuş olmamızın yanı sıra ebeveynimiz aynı mesajı farklı yollardan da bize iletmiş olabilir. “Eğer evde sadece aynı arkadaşlarını sürekli ağırladılarsa, dışarı çıktıklarında da sadece aile ziyareti yaptılarsa, aklımıza yabancıların kötü olduğu fikri yerleşmiştir; yoksa neden evimize girmesinler?” diyor Nazare-Aga. Sonuç: Yabancılara maruz kalmamak için kendi kendimize duvar örüyoruz. Üstelik tehlikeli olarak saydığımız bu üçüncü kişilere nasıl yaklaşacağımızı da bilmiyoruz. İlişki Terapisti Laurie Hawkes, bu durumun tam tersinin de mümkün olduğunu ifade ediyor: “Otobüste giderken yan koltukta oturan yabancıyla havadan sudan konuşan annesini gören küçük bir çocuk, büyüdüğünde aynı eylemi kendisi de gerçekleştirir.”

Yoğun ilişkiler istiyorum. “Bugün hava ne kadar sıcak değil mi?”, “Rahat park yeri bulabildiniz mi?” gibi çene çalmanın ilk adımları olabilecek konuşmalar, bazıları için gerçekten zorlu olabiliyor ve bunu yapamıyorlar. Laurie Hawkes bu kişilerin genelde sohbet esnasında yoğun ilişkiler aradıklarına değiniyor ve ekliyor: “Sohbette yoğun bir bağ hissetmek istiyorlar.” Havadan sudan konuşmayı reddetmenin altında, herkesin hemen kaynaştığı gençlik dönemlerine özlem yatar. Bununla birlikte Hawkes, çene çalmaktan hoşlanmayan kişilerin büyümeyi reddeden yetişkinler olmadığını savunuyor. “Onlar aslında idealist. Bu kişiler için sosyalleşmek karşılıklı zar atma oyununa benzer.”

Kendinizi zorlayın
“Tanımadığınız insanların yanına gidip bir anda Yunanistan’ın ekonomisiyle ilgili ortaya bir laf atarsanız, sohbetin bu konu üzerine ilerlemesi küçük bir ihtimal” diyor Isabelle Nazare-Aga. Biz istesek de istemesek – de havadan sudan konuşmak asıl konulara daha rahat girmemizi sağlar. Laurie Hawkes sohbetin bu bölümünün bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor. “Sohbetin sonraki adımının daha tatmin edici olacağını düşünerek, bu kısım için kendimizi zorlamayı denemeliyiz.”

Hazırlık yapın
Havadan sudan konuşma konusunda tıkanıp kaldınız mı? Kendinize güveniyor olmak bu dakikaları daha az dramatize etmenizi sağlar. Laurie Hawkes, kendinizi rahat hissettiğiniz konulardan bazılarını seçip sohbete onlarla katılmanızı öneriyor. Başka bir seçenek de bir davete katılmadan önce o günün gazetelerine göz gezdirmeniz. Konu güncel haberlere gelirse, kendinizi daha hazırlıklı hissedersiniz.

Açık cevaplar verin
“‘Evet’ veya ‘Hayır’ gibi kapalı cevaplar konunun ilerlemesine olanak vermez” diyor Nazare-Aga. Konu hızlı kapanınca da karşımızdaki kişi daha konuşkan bir “hedef” arayışına girer. Cevaplarınıza detay eklemekten çekinmeyin. Cevaplarınızı muhatabınızın tutunabileceği dallar ve başka konulara açılan kapılar olarak düşünün.

Benim çözümüm
Ayşe, 34 yaşında, pazarlama direktörü

“Arkadaşlarım tanımadığım kişilerle kaynaşmakta zorlandığımı bilir. Gerçek dostum olduklarından bunu benim adıma kolaylaştırmanın bir yolunu buldular. Evlerinde davet vermeden bir gün önce beni çağırıp davetliler hakkında detaylı bilgi veriyorlar. Kiminin işinden, kiminin hobilerinden bahsediyorlar. Bu tabii sürpriz ihtimalini ortadan kaldırıyor. Zaten o duyguyu pek sevmiyorum. Böylece en azından sohbet esnasında kendimi daha rahat hissediyorum. Karşımdaki kişi hakkında bilgi sahibi olmak, yabancılık hissini hafifletiyor ve bu beni rahatlatıyor.”

 

 

Önceki Yazılar

ÖNYARGI DOĞRU DEĞERLENDİRMEYİ ENGELLER

Sonraki Yazılar

ÇAĞDAŞ EDEBİYAT