questions

SİZDEN GELEN SORULAR

 

 


Uzman Klinik Psikolog, Öğretim Görevlisi Mia Medina sizden gelen soruları yanıtlamaya devam ediyor.

Eşimle cinsel anlamda birbirimizden giderek uzaklaşıyoruz.

Eşimle iki senedir evliyiz. Henüz çocuğumuz yok. Evlenmeden önce üç senelik bir beraberliğimiz vardı. Son bir senedir eşimin cinsel isteği gitgide azaldı. Son üç aydır da bir yakınlaşmamız olmadı. Eşimle ne zaman bu konuyu konuşmaya çalışsam, kendisi konuşmayı reddediyor. Bunun dışında ilişkimizin iyi olduğuna inanıyorum, ancak bu konu çok canımı sıkıyor. Ne yapmalıyım? Merve, Bodrum

Çiftlerde sıklıkla görülen bir sorundan bahsediyorsun. Öncelikle söylemeliyim ki, toplumumuzda cinselliği istemeyen tarafın daha çok kadınlar olduğu, erkeklerin her koşulda bunu arzuladığına dair yanlış bir algı bulunuyor. Bu sebeple, isteksizliğin erkekten kaynaklanması kadınlarda özellikle yoğun bir yetersizlik ve güvensizlik hissine yol açabiliyor. Ancak dediğim gibi, bu yanlış bir algı. Cinsellik hem kadınlar hem de erkekler için farklı anlamlar ve derin endişeler barındıran karmaşık bir deneyim olabilir. Cinsel isteksizlik erkekte de sıklıkla yaşandığı gibi, uyarılma, ereksiyon ve boşalma gibi daha fiziksel etkenler ve performatif sonuçlar içerdiğinden erkekler için daha da yoğun kaygılar oluşturabilir. Bir erkeğin cinsel isteğinin azalması birçok farklı anlam taşıyabilir. Kaynağında bazı sağlık sorunları da olabilir, hayatının herhangi bir alanında yaşadığı bir stres ya da sıkıntı da; hatta bir erkek olarak hayattaki etkinliğiyle ilgili sorgulamalar dahi kişinin cinsel iç dünyasını ve arzusunu etkileyebilir.

Bazen de herkeste görülebilecek normal ve geçici bir isteksizlik süreci performans kaygılarına yol açıp kendi içinde büyüyen ve uzayan bir kısırdöngüye dönüşebilir. Kadının da bu konudaki tepkilerine göre, cinsellik her iki taraf için de artık kaygıyla eşleştirilip tümüyle kaçınılması gereken bir alan haline gelebilir. Bu sebeple, senin de bu konuyla ilgili tepkilerini merak ederim.

Eşin cinsellik istemediğinde, doğal olarak, kendini reddedilmiş hissettiğini tahmin ediyorum. Acaba bunu ne şekillerde dışa vuruyorsun? Kendini o kırılgan halden korumak için sen de içine kapanıp geri mi çekiliyorsun? Bir aciliyet hissiyle konuyu hemen konuşmayı mı talep ediyorsun? Kendi yetersizlik ve güvensizlik duygularının içinde kaybolup iyi gelmeyen düşünce döngülerinde boğuluyor musun? Kendi sürecini anlamak, tepkisel davranmak yerine hem daha bilinçli hem de kendine karşı anlayışlı davranmak aranızdaki gerilimi bir nebze hafifletip konuyu ikiniz için de daha kolay konuşulabilir hale getirebilir. Aksi halde, her birinizin kendi deneyiminin içinde kaybolması ve aranızda gittikçe büyüyen bir iletişimsizlik ve duygusal mesafe oluşması çok kolay olacaktır. Bunun yerine eşinin isteksizliğini şeffaf ancak birbirinizin kırılganlıklarına duyarlı bir şekilde konuşabilmeniz bu konuda önemli bir ilk adım olabilir.

Boşanma sürecindeyiz ve kızım bu durumun üstesinden gelmekte çok zorlanıyor.

Eşimle 10 senelik evliliğimizi sonlandırmaya karar verdik. Üç aydır ayrı yaşıyoruz ve boşanma sürecini başlattık. İkimizin ortak kararı olmasına rağmen çok zor zamanlar geçiriyorum. Özellikle yedi yaşındaki kızımız bu süreçte tahminimden çok zorluk çekiyor. İkimizin de hiçbir dediğini dinlemiyor, babasına giderken sorun çıkarıyor; benimleyken de bana çok kötü davranıyor. Öfke ve ağlama krizleri de geçiriyor. Ona nasıl yardımcı olabileceğimi bilmiyorum. Aslı, İstanbul

Ailecek son derece zor bir dönemden geçiyorsunuz. Öncelikle, önemli bir kayıp yaşadığını ve bu süreçte deneyimlediğin karmaşık duygularla başa çıkmaya çalışırken kızına her zaman istediğin şekilde annelik yapmakta da güçlük çekebileceğini hatırlayıp kendine karşı şefkatli ve bağışlayıcı olman önemli. Kızına gelince, o da korku, yas, suçluluk, öfke gibi yoğun ve zor hisler yaşıyor ve yetişkinlerden farklı olarak deneyimlediklerini anlamlandırmayı, ifade etmeyi ve yönetmeyi bilmiyor. Duyguları ancak ani öfke patlamaları ya da ağlama krizleriyle dışa vuruluyor. Sizi dinlememesini de bir nevi sınama, tek kişiyken sınırları (yani onu) koruyup koruyamayacağınızı test etme çabası olarak görebiliriz.

Bu noktada sizlere düşen zor görev, kızınıza karşı empatik ve şefkatli bir tutumla kesin ve net sınırları bir arada koruyabilmek. Onunla iletişim halinde kalmanızı, boşanma konusunda kesin ve dürüst bir dille sadece onu ilgilendiren bilgileri ona vermenizi ve onun hayatıyla ilgili her konuda onu dinlemeye çalışmanızı öneririm. Aynı zamanda, başta dirense de süreklilik ve düzen, birçok değişimle başa çıkmaya çalıştığı bu zamanda onda güven ve kapsanma hissi oluşturacaktır. Örneğin, haftanın hangi günleri babasına gideceği, yatma saati, TV veya tablet kullanma süresi gibi bazı sınırları babasıyla birlikte kararlaştırıp bir uyum içinde uygulayabilmeniz çok önemli. Tabii ki bu kurallar çok katı olmak zorunda değil, ancak bu kaotik dönemde sınırların ne olduğunu, ne zaman ne beklemesi gerektiğini bilmesi ve annesiyle babası ayrı da olsa yine de birlikte onun ebeveyni olduğunu hissedebilmesi ona iyi gelecektir. Söz dinlemediği zamanlarda, sizin için zor da olsa onun hislerini empatik bir şekilde aynalamanız (“İkimizle birlikte zaman geçirmek istediğini çok iyi anlıyorum“) ama ardından sınırı korumanız (“Şimdi babanın yeni evine gideceksin. Döndüğünde de ben seni burada bekliyor olacağım“) gerekiyor. Zor olsa da orta vadede sonuç verecektir. Son olarak da, babasıyla aranız nasıl olursa olsun, birbirinize karşı hissettiğiniz olası negatif duyguları kızınız üzerinden dışa vurmamanız, kızınız konusunda ortaklaşabilmeyi öncelik edinmeniz de son derece önemli.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

MÜZEDE YOGA

Sonraki Yazılar

ÇOCUKLARLA SANATA BAKIŞ