sifali-seslerle-meditasyon

ŞİFALI SESLERLE MEDİTASYON

 

 

Doğada var olan seslerin titreşimleriyle zihninizi dinginleştirip hem bedeninizi hem de ruhunuzu şifalandırabilirsiniz.

Tarihçesi

Seslerle şifalanma bilinen en eski ve kadim yöntemlerden biri. Özellikle de şamanlar tarafından sık sık kullanılan bir araçtı. Modern hayatla birlikte bu yöntemler günlük yaşam içerisinde daha az yer bulsa da, aslında yağmurun sesinden hafif bir rüzgârın uğultusuna kadar doğadaki bu dingin titreşimler her an bizimle. Bu yüzden, sesle şifalanma doğa var olduğu sürece var olmaya devam edecek.

Nasıl etki ediyor?

Şehir hayatında o kadar çok koşuşturma var ki, meditasyon yapabiliyor olmak için bile öncelikle dinginleşmek ve o alana girebiliyor olmak gerekiyor. Fakat çoğu insan bu koşuşturma içinde buna fırsat bulmakta zorlanıyor ve meditasyon “yapılamayan bir şey”e dönüşüyor. Ses, burada oldukça güçlü bir müdahale, çünkü kişiyi seansın yedinci, sekizinci dakikasından itibaren daha dingin bir yere çekebiliyor. Ses ile meditasyonun en büyük etkisi, insanı özüyle tekrar bir araya getirebiliyor olması. Varoluşçu filozof Merleau-Ponty der ki, bizler hayatımızın hem oyuncusu hem de yazarıyız. Hayatımızın yazarı olabilmek için, içimizdeki gözlemciyi hatırlamak lazım. Aksi takdirde, kurulmuş olan oyunların içinde kayboluruz. Sürekli “yapma” halindeyken, içimizdeki gözlemcinin sesini duymak çok mümkün değil. Durmak lazım, çünkü durdukça görebileceğiz. Sesin de yardımıyla kişi, seans boyunca aslında boşlukta kalmayı, zihinden uzaklaşmayı ve durmayı deneyimler. Durdukça her şey berraklaşır ve “yapma” halinden “olma” haline geçilebilir. Durdukça, koşuşturma azaldıkça insan daha yaratıcı olabilir. Gerçek cevaplar kalbimizde belirir, içimizdeki gözlemci zaten o cevabı bilir. Sadece içsesimizi duyabilmek için gerekli alana ihtiyacımız var.

Sesle meditasyondaki husus, kulağın aktif olarak duyduğu sesten ziyade seslerin çıkardığı titreşimlerle bedenin yıkanıyor olmasıdır. Seslerin etkisi direkt olarak bedeni ve beyin dalgalarını etkiler. Örneğin, şu anda siz bu yazıyı okuyorken, beyin dalgalarınız beta seviyesinde harekette. Beta dalgasında olan bir beyin, o an için bir şeylerle meşguldür. Sesle meditasyonda sesler kişiyi olduğu seviyeden alır ve daha meditatif bir yere doğru yolculuğa çıkarır. Beyin dalgaları alfaya doğru harekete geçer. Sesle meditasyonun en etkili kısmı da burasıdır. Beynimizin uyumlanma özelliği vardır. Seslerin çıkardığı titreşimler daha uzundur ve beynimiz buna uyumlanarak beta seviyesinden alfaya doğru geçebilir. Betadan çıkıp derin dinlenme fazına doğru geçtikçe, kişinin deneyimi sanki uykuyla uyanıklık arasında olmak gibidir. Bazı kişiler bu süreçte uyuyabilir de. Temel anlamdaki anlayış aslında uykudayken bile tam olarak dinlenemiyor oluşumuzdur. Öyle olsa, uykuda diş sıkmalar olmazdı, uykudan baş ağrısıyla uyanmazdık. Ses, bu noktada gerçek anlamda dinlenebilmek için yardımcı bir araç.

Her kişinin ses ile meditasyon deneyimi farklıdır. Bazı kişiler derin dinlenme haline, bazı kişiler de trans olma (delta-teta dalgaları) haline kadar geçebilir. Bu biraz da kişinin o dönemki kaygı seviyesiyle ilgilidir. Fakat kişi hangi durumda olursa olsun, bilinen şudur ki, sesle meditasyon süresince amaç zihinle savaşmak değildir. Meditasyon esnasında düşünceler yine gelebilir, fakat beyin yedinci dakikadan itibaren kendisini o sürece bırakır. Bu sebeple, düşünceler gelse bile kişi o süreçten şifa görür. Bunu o an anlayamasa dahi, beden o sırada çalışıyor olur. Mevcut bir ağrı geçebilir/hafifleyebilir, beden duyumlarında farklılık olabilir, kendi içerisinde bir duygulanma yaşayabilir, o günlerde göreceği rüyaların içeriği değişebilir, farklı durumlarla/insanlarla karşılaşabilir. Her kişinin deneyimi biricik olduğu için genel çıkarımlar yapmak mümkün değildir; örneğin seans süresince kolunuz uyuştuysa, bu şu demektir gibi yargılarda bulunamayız. O deneyimin anlamı kişiden kişiye göre değişir.

Canlı olan ya da olmayan her şeyin bir titreşimi vardır. Daha tinsel boyuttan bakacak olursak; hayalimde daha huzurlu bir hayat varken, ben kendi hayatımda dinginliğe yer vermiyorsam, huzurun titreşimiyle karşılaşmam daha zor olacaktır. Bu, “pozitif düşün, pozitiflik yaşarsın” mantığından biraz daha farklı. Ben kendi içimde nasıl titreşiyorsam, karşıma da benzer titreşimdeki olaylar ve insanlar çıkar. Ses ile şifa tam da burada bir müdahalede bulunur. Düşünerek içinde bulunduğumuz titreşimi değiştirmek çok mümkün değildir. Başka bir deyişle, değişim için düşünmek yeterli olmaz. Kendimi hep aynı durumların içinde tutarak, benzer titreşimlere maruz bırakarak farklı sonuçlar elde edemem. Yavaşladığımda, durduğumda, sakinleşip yaşadığım olaylara gözlemci olarak da bakabildiğimde, titreşimim değişir ve gördüklerim de, karşıma çıkanlar da farklılaşır.

Sesler güçlü uyaranlardır. Kişi ses banyosu sırasında duyduğu seslerin bazılarını çok sevebilir, bazılarını ise hiç sevmeyebilir. Bu kısmı da kişi için güzel bir çalışma alanıdır. O sevmediğim sesi duyduğumda bu bana nasıl geldi? O ses bedenimde nasıl yankılandı? O sevmediğim sesi duyduğum andaki halim bir yerlerden tanıdık mı, acaba nasıl çağrışımlarım var? Aslında tıpkı psikoterapideki çalışma gibi, dışarıdan gelen uyaranlar sayesinde kendi iç dünyamızla çalışabiliriz. Aynı şekilde, çok hoşunuza giden seslerle de çalışmanız mümkün. Bu tını nasıl bana iyi geldi, acaba neyi hatırlattı? O sesi duyduğumda bedenimde bir rahatlama mı oldu? Belki de nefes alış verişlerim yavaşladı ve sakinleşmeme olanak sağladı.

Yazı: Hande Okçuoğlu, uzman psikolog