siddetsiz-iletisim-nasil-uygulanmali

Şiddetsiz İletişim Nasıl Uygulanmalı?

Psikolog Marshall B. Rosenberg tarafından 1960’lı yıllarda geliştirilen Şiddetsiz İletişim, dünya çapında başarılı oldu. Ancak dikkat! Bilinçsiz uygulandığında yöntem verimsiz olabilir.

Yadsınamaz derecede güçlü bir yöntem

Bugün dünyada her yerde, okullarda, işyerlerinde, hapishanelerde, hastanelerde, çiftlere ve ailelere öğretiliyor. Fikir babası, Amerikalı Dr. Marshall B. Rosenberg, Carl Rogers’ın eski öğrencisi ve bir Gandhi hayranı. Rosenberg, Michigan Eyaleti’nde bulunan Detroit’te büyüdü ve burada ırkçılıkla şiddete maruz kaldı. İnsan doğasındaki iyiliğe inandığı için, olumsuz olaylarda bazı insanların şefkatli ve yapıcı diyalogda kalmayı başarırken, diğerlerinin agresif davranışlar benimsemesi üzerine çok erken yaşta düşündü. Araştırmaları onu şu tespite yönlendirdi: Şiddet, biçimi ne olursa olsun, karşılanmamış ihtiyaçlarımızın trajik bir ifadesi. Rosenberg hayatını sözel alışverişleri zıtlık oluşturan unsurlardan (yargılar, yorumlar, güç ilişkileri vb.) temizlemeye, her bireyin duygularını ve ihtiyaçlarını netleştirmeye ve daha empatik bir dinleyiş sağlayacak bir süreç geliştirmeye adadı. Bu süreçte İrlanda, Ruanda ve İsrail’de birçok barış eylemcisini eğitti.

Dört aşamalı bir araç

Görünüşte Şiddetsiz İletişim, bir iletişim modeli olarak çok basit. Gözlem, Duygular, İhtiyaçlar, İstek başlıklarında özetlenen dört aşamalı bir formül sunuyor. İlk etapta, gerçekleri gözlemlemek ve yargılamadan, tarafsız bir gözlem yapmak; ardından kendi duygularını belirleyip ifade etmek; ortaya çıkan kişisel ihtiyacı formüle etmek; son olarak da diğerine reddetme veya müzakere etme şansı vererek bir talep yöneltmek. Böylece “Bana yine bir sürü bulaşık bıraktın. Beni gerçekten hizmetçin sanıyorsun. Bıktım. Eşyalarını topluyorsun ve gidiyorsun” demek yerine, az önce bahsettiğimiz formülü kullanarak, “(Gözlem) Yıkanacak bulaşıklar var. (Duygular) Ev işleriyle tek başıma ilgilenmekten kendimi yorgun, mutsuz ve üzgün hissediyorum. (İhtiyaçlar) Yardıma ve düşünülmeye ihtiyacım var. (İstek) Birlikte başka bir görev paylaşımı üzerinde düşünmek senin için de uygun olur mu?” şeklinde ifade edebiliriz.

Şefkat tiranlığına dikkat

Bu sıradan örneği okurken hissettiğiniz sıkıntı, bu tekniği uygulamanın zorluğu hakkında çok şey anlatıyor. O yüzden belirtilmelidir ki, bu yöntem gerektiği şekilde uygulanmadığında, örneğin dile sadece politik açıdan doğru bir kıyafet giydirme olarak algılanıp kullanılırsa kısıtlayıcı olabilir. Konuşmacıyı kısıtlayan, gerçek hissini, düşünce ve ifade özgürlüğünü bir kalıba sokmaya çalışan boğucu bir ifade modeline dönüşebilir. Bu farklı iletişim modelinin temelinde yatan iyi niyet amacı bir ideolojiye dönüştürüldüğü takdirde (tüm agresif dürtüleri kınayan çevresel pozitifçilik gibi), sağlıklı kızgınlıkların farkına varmayı ve içsel olarak işlemeyi engelleyebilir, bu da Şiddetsiz İletişim tarafından çizilen dil çerçevesinden çok daha fazla hasarla çıkılmasına neden olabilir. Hatta bu tavır, bu yöntemi kullanmayı öğrenmemiş olanları suçlamaya varabilir. Diğer kişilerin kızgınlıklarının nedenlerini anlamaya çalışmak yerine onları suçlayabilirler. “Eğer benim gibi konuşmuyorsan, dinlemeye değer değilsin.” Dolayısıyla Şiddetsiz İletişim, dil ötesindeki niyetlerimiz üzerinde derinlemesine bir çalışma yapmadan gerçekleşemez. Bu, karşılıklı anlayışımızı geliştirmek ve daha fazla işbirliği için koşullar yaratmak amacıyla her bireyin meşru ihtiyaçlarını göz önünde bulundurup ifadelerimizin sorumluluğunu samimiyetle üstlenmek istemektir. Bu nedenle Şiddetsiz İletişim’i sadece kitaplardan öğrenmek yeterli değildir.

 

 

Önceki Yazılar

Yağlı Ciltler İçin Bakım Önerileri

Sonraki Yazılar

Yalnız Vakit Geçirmenin Önemi