sefkati-duygudan-eyleme-donusturmenin-yollari

ŞEFKATİ DUYGUDAN EYLEME DÖNÜŞTÜRMENİN YOLLARI

 

 

“Şefkat kendimize ve ilişkilerimize içgörü geliştirmemize yardımcı olur”

Şefkat nedir? Diğerlerine karşı sevecen, yufka yürekli ve nahif olmak mı? Mindfulness eğitmeni ve psikolojik danışman Doç. Dr. Zümra Atalay, şefkatin algılandığı gibi sadece başkalarına karşı aktarılan bir duygu veya eylem değil, acılarla ve zorlayıcı deneyimlerle yüz yüze gelebilme cesareti ve bir iyi oluş hali olduğunu söylüyor.

“Şefkat” isimli kitabında, “Dünyanın daha yaşanılabilir bir yer haline gelmesi için yeterince bilgiye sahibiz, fakat bunu eyleme dönüştürecek becerilerimiz yetersiz” diyor, “mindfulness” (bilinçli farkındalık) eğitmeni ve psikolojik danışman Zümra Atalay. Her birimiz acıdan kaçma eğilimindeyiz. Oysa acı çekmeden yaşamak mümkün değil. Kendimiz ve çevremiz için yapabileceğimiz en iyi şey, acının doğasını anlamak, zorlayıcı duygu ve durumlarla karşılaştığımızda onlarla yüzleşmektir. “Şefkat” burada bize yol gösteriyor. “Acılara rağmen değil, acıyla birlikte devam edebilme” kapasitemizi geliştiriyor. Zümra Atalay, şefkati bir duygudan eyleme dönüştürmenin yollarını anlatıyor.

“Şefkat her şeyden önce, acı çekmenin doğasını açık bir biçimde görebilme kapasitesidir” diyorsunuz. Şefkat, empatiden nasıl ayrılıyor?

Şefkat, özellikle zorlayıcı bir duygu ve durumda ortaya çıkar. Empati için, empati duyulan kişinin içinde bulunduğu durumu ve bireyselliğini anlamak önemliyken, şefkat daha çok ortak paylaşıma yani canlı olmanın doğasına odaklanır. Acı veren, zorlayan bir durumda kendimizin ve diğerlerinin yaşadığı acının doğasını anlamak, anlamlandırmak ve yardımda bulunmakla ilgili yaşamsal bir tutumdur. Şefkati empati, sempati, alturizm gibi benzer diğer kavramlardan ayıran temel özellik; onun acıyı giderme isteğini, acının kaynağını anlamayla ilgili bilişsel süreci ve şefkatli eylemlerde bulunmakla ilgili davranışsal süreci bir arada içerisinde barındırıyor olmasıdır.

Yani şefkat aslında bizi harekete geçirir.

Güdü, duygu, düşünce ve davranışın kombinasyonuyla oluşur şefkat. Zorlanan birinin veya kendimizin içinde bulunduğu koşulu fark etme ve anlamaya yönelik çaba içerir. Bu, karşımızdaki kişiye ve kendimize acımayı barındırmadığından, yardımcı olmak için bizi daha fazla motive edebilir.

Şefkati hayatımıza nasıl alırız? Biliyoruz ki şefkat, acı veren ve zorlayan durumlarda ortaya çıkıyor. Öncelikli olarak bu hoşa gitmeyen durumlar ve duygularla ilgili kendimizi daha rahat ve huzurlu hissetmek için, “ne için çözüm” aradığımızın farkında olmamız gerekiyor.
Fark ettikten sonraki aşama kabuldür. İçinde bulunduğumuz durumu, bunun zorlayıcı ve sıkıntı verici olduğunu, hassasiyetimizi, zayıflıklarımızı, diğer bir deyişle kırılganlığımızı kabul etmek… Şu anda yaşanan şeyi kabul etmeye ne kadar direnç gösterirsek, o kadar acı çekeriz.
Şefkat aynı zamanda bunu bir beceri olarak gören ve geliştirilmesi üzerine yapılandırılmış programlarla da yaşamlarımıza daha fazla dahil edilebilir. Şefkat geliştirmenin ilk ve bilimsel bulgularla en çok desteklenmiş programı olarak, “Mindfulness – Bilinçli Farkındalık Temelli Stres Azaltma” programını söyleyebiliriz. Bilinçli farkındalık temelli yaklaşımlarda özgül meditasyonlar üzerinden sekiz haftalık bilinçli farkındalık eğitim ve uygulama programının şefkati geliştirip ilerlettiği gözlemlenmiş. Bilinçli farkındalık temelli müdahalelerin şefkati geliştirdiği gösterilmekle birlikte, acının hafifletilmesinde de etkili olduğunu gösteren araştırmalar var. Budist geleneklerinde, bilinçli farkındalık ve şefkat bir kuşun iki kanadı olarak bilinir, ikisi de birbiri üzerinden geçer ve her ikisinin de iyi oluş hali için benzersiz katkıları vardır.

Bizim kültürümüzde hep bir diğerine şefkatle yaklaşılması gerektiğini vurgularız. Şefkat her zaman diğerlerine yöneltilen bir duygu gibi. Bundan başka yönleri de var mı?

Evet, şefkat odaklı terapinin kurucusu Paul Gilbert, şefkatin üç boyutu olduğundan bahseder. Sizin de bahsettiğiniz gibi bizden diğerine aktarılan şefkat, diğerlerinden bize gelen şefkat ve aslında özde başlayan yani kendimize gösterdiğimiz şefkat: özşefkat. Özşefkat genel olarak kişinin zor zamanlarda, hata yaptığı durumlarda, sıkıntı yaşadığında ya da zayıf anlarında kendisine karşı duygusal anlamda destekleyici ve anlayışlı olmasını içerir. Kendimize karşı şefkatli olmak, sevdiklerimiz zor zamanlardan geçerken onlara gösterdiğimiz ilgi, destek ve nezaketin benzerini gerektiğinde kendimize de gösterebilmemizdir. Başkalarına şefkat gösterebilmek; onların acılarına duyarlı olmak, o acıdan bağlantısız olmadığımızı bilmek ve ondan sakınmadan ortaya çıkan ıstıraplarını hafifletme arzusunu içerir. Başkalarından bize gelen şefkate açık olmak ise zorlu zamanlarda acımızı paylaşabilmek, yardım isteyebilmektir. Bu üçü birbiriyle ilişkilidir ve birbirlerini desteklerler.

Bir diğerine şefkat göstermeye daha eğilimliyiz, ama kendimize şefkat göstermek daha zorlayıcı olabiliyor. Neden zorlanıyoruz?

Birçok farklı nedeni olabilir. Bilimsel araştırmalar, özellikle özeleştirel olan kişilerin kendilerine şefkat göstermekte ve başka kişilerden gelen şefkati almakta zorlandıklarını ve bundan korktuklarını gösteriyor. Zorlayıcı bir duygu ve durum yaşarken, özellikle de biz veya bizimle ilgili nedenler varsa, kendi payımıza düşen hataları, nedenleri bulma eğiliminde oluruz. Buraya kadar bir problem yok, çünkü bu bize gelişim, hatalardan ders çıkarma ve değişim imkânı tanır. Ama hikâye genelde böyle devam etmez; özeleştiri devreye girer; kendimize karşı ağır bir dil kullanırız, kendimizi aptal, dikkatsiz, beceriksiz, başarısız, zayıf vb. gibi birçok sıfatla yargılayıp ağır eleştirilerde bulunabiliriz. Halbuki aynı durumda biz değil de sevdiğimiz ve önem verdiğimiz biri olsa, onun gerçekten hatalı olduğunu bilsek bile bu kadar kaba davranır mıyız? En azından acının yaşandığı mevcut anda onu dinlemeye, anlamaya ve sakinleştirmeye çalışırız. Bunun için yalanlar söylememize, gerçeği saptırmamıza ve onu haklı bulmamıza da gerek olmaz. Fakat bazılarımız o kadar güçlü özeleştiri alışkanlığı geliştirmiştir ki özşefkat yeteneklerinin de var olabileceğine inanmazlar. Bir diğer engel ise zorlayıcı bir duygu yaşarken, genelde o duyguyla fazlasıyla özdeşleşmemizdir. Kendimizi o duygudan ayırmakta zorlanırız. Yaşadığımız duruma bir gözlemci gözüyle bakıp değerlendirmek aklımıza gelmez, yani durumu bilinçli farkındalıkla (mindful bir biçimde) ele alamayız. Zorlayıcı bir durum içinde olduğumuzda, genelde kendimizi diğer insanlardan daha şanssız, daha başarısız yani daha dezavantajlı görme eğiliminde oluşumuz da kendimize şefkat göstermemize engel olabilir. Bu kendimizi diğerlerinden daha izole, daha yalnız ve farklı hissetmemize neden olur. Hepsinden önemlisi de kendimize karşı nasıl şefkat göstereceğimizi bilmiyor olabiliriz. Neyse ki bu bir beceri ve düzenli çalışmalarla geliştirebilmek mümkün. Özşefkat, yardıma ihtiyacı olan sevdiğimiz ve önem verdiğimiz bir arkadaşımıza yardım eder gibi kendimize de yardım edebilmeyi gerektirir.

Şefkatli davranmamızın önündeki engelleri nasıl kaldırırız?

Şefkatin önündeki engelleri kaldırmanın en önemli yolu, acıya rağmen değil, acı ile beraber yaşamaya gönüllü olmaktır. Acı ve acı çekmenin farklı olduğunu fark ettiğimizde, zaten şefkat doğal olarak akıp gider ve önündeki engeller ona dayanamazlar.
Bu engellere duygusal tuzaklar da diyebiliriz. Bunlardan en önemlileri, kabul etmeme, utanç ve suçluluktur. Şefkat, özellikle de özşefkat geliştirme yolunda bize yardımcı olacak bir diğer şey ise utanç ve suçluluk kavramlarını anlamak ve ayırt edebilmek.
Utanç ve suçluluk benzese de tamamen aynı değiller. Utanç, benliğimizin tamamına odaklıdır ve değersizlik duygusu yaratıp, kaçıp ortadan kaybolma isteği ortaya çıkarır. Utanç, onu başkalarına yönelttiğimizde, kızgınlığımızı saçtığımızda veya sorumluluklarımızı reddettiğimizde çok acı verici olur. Suçluluk da acı vericidir, ama belli başlı davranışlarla ilgili olup itiraf etme, özür dileme veya onarma isteğini de beraberinde getirdiği için, somut bir tetikleyicisi olduğunda istenen davranışa yönlendirebilir.
Utanç, suçlululuk ve özeleştiri arasında ince bir çizgi vardır. Özeleştiri de aynı utanç ve suçluluk gibi bir süre sonra beraberinde yetersizlik duygusunu getirir.

Kendimize ve diğerlerine şefkat göstermek, başkalarından gelen şefkate kendimizi açmak ilişkilerimizi nasıl değiştirir?

Şefkat kendimize ve ilişkilerimize içgörü geliştirmemize yardımcı olur. Özellikle kendimizden başlattığımız acı ve zorlanmalara duyarlılığı başkalarına yayabilmek ve diğer bireylerin, onlar hoşumuza gitseler de gitmeseler de, iyiliğini ve refahını koşulsuz bir biçimde temenni etmek, ilişki algımızı dönüştürür. Şefkat sizi bir başka kişiye karşı nazik ve açık bir farkındalıkla yaklaşmaya davet eder. Şefkati geliştirmek için yapılan çalışmalar, benzerliklerimizi görmek, başka birisine nazik olmayı pratik etmek ve diğer insanlar için iyi dileklerde bulunarak nazik olmaya dair zihinsel alışkanlıklarımızı geliştirmek üzerinedir. Özellikle zorlayıcı ilişkilerde acı çekiyorsak, kendimize karşı şefkatli olmanın bizi koruyup kollayan bir yanı vardır. İlişkiler içindeki alışverişi dengelemenin usta bir yoludur. Yani size şunu söyleme fırsatı verir: “Benim için önemli ve değerlisin, isteklerini anlıyorum ve bununla beraber bunları yerine getirmek bana zarar verebilir ve kendime de şefkatli olmak istiyorum.” Böylelikle ilişkiler içindeki adil dengeyi sağlamaya destek olur.

Röportaj: Deniz Çakmakkaya

ZÜMRA ATALAY (Psikoterapist, MEF Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölüm Başkanı ve öğretim üyesi. “Şefkat” ve “Mindfulness” kitaplarının yazarı.)

Kitap Önerisi: “Şefkat”, Zümra Atalay, İnkılap Kitabevi