salginin-ruhsal-maliyeti

Salgının Ruhsal Maliyeti

Salgın geriye çekildiğinde, ardında ciddi bir ruhsal enkaz bırakacak gibi görünüyor. Endişeliler daha endişeli, endişesizler azıcık endişeli olarak yollarına devam edecekler. Sadece yarattığı korkuyla değil, evlerimize tıkılmanın ve dış dünyayı tekinsiz saymanın yarattığı huzursuzlukla da uzun vadede etki edecek. Karantina sonrası pek çok kişi depresif belirtilerin yanı sıra travma sonrası zorlanma belirtilerini gösterecek gibi görünüyor. İnsan, duygusal bağlarla gelişen, serpilen bir varlık. Bu süreçte hepimiz yalnızlaştık ve yüz yüze insan ilişkisinin besleyiciliğinden mahrum olduk. Psikolojik ilkyardımın yaygınlaştırılması gerekecek. Zaten depresyonu ve kaygı bozukluğu olan insanların durumlarının katmerleneceğini öngörebiliriz. Toplumsal izolasyonun obeziteden daha çok zarar verdiğini, bağışıklık sistemimizin dirayetini düşürdüğünü biliyoruz. Bir şeylerin yolunda gitmediği inancı bugünlerde pek çoğumuzun paylaştığı bir inanç ama birisi çıkıp da “Artık hiçbir şey yolunda gitmeyecek!” veya “Tünelin ucunda asla bir ışık yok!” derse, burada artık ciddi bir ümitsizlik söz konusudur. Makul olandan olmayana çok hızlı geçiş yapabiliriz, tahammül eşiğimiz birden aşılabilir, kendimizi birden işe yaramaz düşünceler girdabında debelenirken bulabiliriz. Kendimizi olumsuz olanı sürekli tekrar edip durmaktan alıkoymalıyız. Biz sorumlu ve tedbirli davranmalıyız ama yine de gerçekçi korku ve kayıpların yol açtığı incinebilirliği ortadan kaldıramayız. Farkındalık, sert gerçeklerle yüzleşmek ister. Fantezilerden sıyrılabilmeyi, bir süper anne veya babanın bizim bütün sorunlarımızı çözmek için bir yerlerde beklemediğini kabullenebilmeyi gerektirir. Korkutucu, acı dolu gerçekliği eğip bükmek yerine, onunla yüzleşmek… Zamanın kesintiye ve işgale uğramaması nedeniyle genişlemiş zamanı deneyimliyor evindetecrit olanlar. Başka insanlarla aramızdaki mesafe de açıldı. Burada tecrit edilmiş olmanın bizi mahrum bıraktığı şeyi bulmak için soyut bir hesaplamaya girişmek lazım belki. Şu an mahrum kalıp da bir daha kavuşamamaktan korktuğumuz şeyler neler? Şimdi bizi mutlu ve huzurlu kılıp da tecrit sona erdiğinde özleyeceğimizi düşündüğümüz şeyler neler? Temel olana bu şekilde varabiliriz. Azın da yettiğini öğreniyoruz. Ve bunu dışsal bir gücün dayatmasıyla öğreniyoruz. Mevcutla yetinme tokgözlülüğü, bir yandan bizi onaran, dengeyi kuran bir şey olsa da, bir yandan da insanlığımızın geri çekilmesi. İnsan soyunun tanımlayıcı özelliklerinden biri yaşam atılımı (elan vital); henüz büyümeden içine büzüşen varlıklar tohum bırakmıyor. Dengeyi yaşam yönünde korumak için, kuruyan her dalımıza karşılık başka yerden filiz vermek gerekiyor. İhtimallerin hesap cetvelinden kurtulmak ya da o cetveli genişletmek için yeni imkânlar yarattığımız gibi, öngörülemez olandan sakınmak, o alanı daraltmak için de yeni dayanışma biçimleri yaratıyoruz. Daha önce tekinsiz ve risk olarak görünen şeylerin üzerimizdeki etki gücünü azaltıyoruz, taşıyabileceğimiz kadarını yükleniyoruz. Bağışıklık kazanmanın bir başka şekli bu. Bir şekilde de bencil olmanın özgecil olmaya eşdeğer olduğu bir vasat bu salgın. Kendimizi sakınmakla başkalarını da sakınıyoruz. Kendi direncimizi artırmakla toplumun direncini de artırıyoruz. Bu, tek halkanın bir zinciri ya da tek tuğlanın bir duvarı güçlendirmesinin yolunun, onun mümkün olan en üst seviyede kendini yetkin kılmasından geçtiği anlayışıyla örtüşüyor. Sadece virüs için değil, ruhsal direncimiz de sâri hastalıkla mücadelenin bir bileşeni. Bazı kaygılar, bizim bütünlüğümüzü sarsmadan geçiştirebildiğimiz şeyler olabilir ama onların dolaşıma sokulması, direnci daha zayıf olanların kırılmasına neden olabilir. Bu salgından öğrenerek çıktığımız gün, büyüyerek de çıkmış olacağız. O zaman salgının bize sağladığı anlamın ödediğimiz bedele değdiğini düşüneceğiz.

Yazı: Kemal Sayar

Psikiyatr, psikoterapist. “Olmak Cesareti”, “Yavaşla”, “Başı Sınuklar İçin Kılavuz” gibi birçok kitabın yazarı.

 

 

Önceki Yazılar

İşimiz Bizim Diğer Ailemiz midir?

Sonraki Yazılar

Negatif Düşüncelerle Nasıl Baş Edilir?