beyin 5

SAĞ BEYİN Mİ, SOL BEYİN Mİ?

 

 


Hepimiz beynimizin bir yarısını diğerine göre daha fazla kullanırız. İşte beyninizin hangi tarafının baskın olduğunu keşfedeceğiniz bir test ve hakkında bilmeniz gerekenler.

Öncelikle şunu aydınlatalım; iki ayrı beynimiz değil, iki yarıdan oluşan, aralarında sürekli iletişim bulunan ve her ikisi de bizim için vazgeçilmez olan tek bir beynimiz var. Bununla beraber, nasıl ellerimizden birini diğerine göre daha kolay kullanıyorsak, beynimizin iki yarısından birini de daha az çabayla, kendiliğinden kullanıyoruz. Birçoğumuz için bu genelde sol yarımküre oluyor. Bundan daha doğal ne olabilir ki? İlk nörologlardan biri olan Fransız Paul Borca’nın 1860’lı yıllarda kanıtladığı gibi insana özgü dil yeteneğiyle ilgili bölge sol yarımkürede bulunuyor. Onun bu buluşuyla sol beynin mantık, akıl yürütme ve zekayla ilgili olan bölüm olduğu sonucu ortaya çıktı. Kısacası bizi hayvanlardan ayıran sol yarım küredir denildi. Diğeri ise ikincil olan içgüdülerin, duyguların ve sezgilerin bölümü olarak bilindi. Borca’nın keşfinin ardından bir yüzyıl kadar beynin sol yarısının saltanatı devam etti, ta ki Amerikalı Nörofizyolog Roger W. Speny, her iki yarının da aynı derecede akıllı olduğunu ama muhakeme şekillerinin farklı olduğunu kanıtlayıp 1981 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü alana kadar.

Sağ beynin zorlu keşfi

Sol beynimizle sıralı ve analitik olarak, adım adım akıl yürütürüz. Sağ taraf ise bilgileri genel olarak ele alır, onları bütüncül şekilde işler. Bu, zemini incelemek ve havayı koklamak arasındaki fark gibidir. Ve işe çoğunlukla havayı koklayarak başlamamız nedensiz değildir. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde nöroloji profesörü olan Elkhonon Goldberg’in de açıkladığı gibi, aslında bütünsel yaklaşımıyla tüm yenilikleri ve öğrendiklerimizi yöneten beynimizin sağ yarısıdır. Yani tüm yeni bilgiler sağ beyinden geçer, sol ise bildiklerimizin daha detaylı ve sistematik şekilde organize edilerek saklanmasını sağlar. Bu keşif, sağ beynimizi hemen kenara atanları susturmaya yetti. Daha da iyisi, günümüzde manyetik rezonans (MR) görüntüleme aracılığı sayesinde nörobilimcilerin sağ beyne dair görüşleri ve düşünceleri pekişti. Konuyla ilgili en çok satan kitaplardan birinin yazarı olan gazeteci Daniel Pink bile geleceğin ‘sağ beyinde‘ olduğunu söylüyor. Boston Consulting Group’ta yaratıcılık uzmanı olan Luc de Brabandere, “Düz ve akılcı bir düşünce tarzı, kesinliği olan, geleceğimizi planlayabildiğimiz bir dünyada iyi işliyor ama belirsiz, karmaşık ve bizimki gibi sürekli hareket halindeki bir dünyada bu artık işe yaramıyor. Yeni düzende; fark yaratan, yeniliklere açık olan, hayal gücünü kullanma cesaretini gösteren, kabiliyet sınırlarının dışına çıkan ve sonra dönüp makul şekilde yenilikçi fikirlerini uygulayanlar öne çıkıyor” diyor. Her iki beynin farkları da, birbirlerine bağlılıkları da bilim tarafından nihayet kabul edilmiş gözükse de beynin sol yarısına ayrıcalıklı davranmaya devam eden toplum için bunu söylemek zor. Eğitim sisteminin genele ve yaratıcılığa yönelik bilgiler vermek yerine bunları analitik ve mantıksal şekilde ele alması da bunun kanıtı. Oysa beyin tercihlerimiz temel olarak eğitimimize bağlı. “İnsanların çoğunluğu beynin iki yarısının farklı olduğu gerçeğini gözardı ediyor ve dolayısıyla adaptasyon sorunlarının bundan kaynaklandığını fark edemiyorlar” diyor Psikoterapist Beatrice Mületre. Peki ya sizin zihinsel ortama uyum sağlamakla ilgili yaşadığınız küçük ya da büyük endişeler, sağ yarıyı yanlış şekilde kullanmanızdan kaynaklanıyorsa? Psikiyatristlerle hazırladığımız test, beyninizin içini daha net görmenizi sağlayacak.

Amerikalı Psikolog John Ridley Stroop’un bulduğu ve Stroop Etkisi denen bu çalışmanın kuralları oldukça basit ama yine de doğru cevap tereddüt etmeden ve hata yapmadan verilemiyor. Sol beynimiz kelimeleri okurken, sağ beynimiz renkleri görüyor. Renkler kelimelerle eşleşmeyince kısa devre oluyor. Otomatik okuma süreci (sol beyin), alışılmadık bilişsel göreve (sağ beyin) müdahale ediyor.

Çoğunlukla ‘Hayır‘ cevabını verdiniz. Beyninizin sol yarısı baskın.

Karakter özellikleriniz: Daha çok akılcı, sıralı ve gelişen türde bir muhakeme yürütüyorsunuz. Adım adım, aşama aşama olaylara yönelik yapısal ve düşünülmüş bir yaklaşımınız var. Net fikirleriniz var ve hissettiklerinizi açıklama konusunda en ufak bir sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Güçlü yanlarınız: Akıl yürütürken ve projelerinizi gerçekleştirirken gösterdiğiniz netlik ve azim sizi güvenilir bir insan yapıyor. Muhataplarınız ve ortaklık kurduğunuz kişiler tarafından takdir ediliyorsunuz.

Sınırlarınız: Alışkanlıklara olan eğiliminiz basmakalıp durumları tercih etmenize, gelişim sürecinizin yavaşlamasına ve uyum sağlama kapasitenizin düşmesine sebep olabilir. Ayrıca sizinki gibi çalışan beyinler daha fazla olduğundan, farklı davranışları bir kusurun ifadesi, entelektüel muhakeme eksikliği olarak görme eğilimindesiniz.

Karakter özelliklerinizden nasıl fayda sağlarsınız: Geleceğin toplumunda gerekli olan çoklu görev, yaratıcılık, global bir vizyon geliştirmek gibi yetkinlikleri edinmek için işçi yanınıza çağrı yapın. Sanatsal aktivitelerle ilgili pratikler ve kültürel gezilerin yanı sıra 15-20 satırlık hikayeler uydurmak bu konuda size yardımcı olabilir. İnternette kendinizi kaybetmekten çekinmeyin, aklınızın bir siteden başka bir siteye aylak aylak gezinmesine, bilgileri ve yeni fikirleri keşfetmesine izin verin ve bir taraftan bulgularınızla ilgili notlar alın. Amaç, verimliliğini düşürmeden akıl yürütmenizi rahatlatmak; beyninizi, pusulayı kaybetmeden, bildiği yoldan çıkarıp yeniliğe ve yaratıcılığa daha açık hale getirmek.

Çoğunlukla ‘Evet‘ cevabını verdiniz. Beyninizin sağ yarısı baskın.

Karakter özellikleriniz: Sezgisel olmanızla ünlüsünüz ve sık sık açıklamasını yapamadığınız kanıtlarla çevrilisiniz. Hissettiklerinizin açıklamasını yapmak sizin için zor ama çok hassassınız ve büyük bir empati duygusuna sahipsiniz. Her şeyi merak edersiniz ve aynı anda birçok projeyi yönetmeye ihtiyaç duyarsınız. Çünkü o zaman daha verimli olursunuz, bir de tutkuyla harekete geçtiğinizde… Akıl yürütmeniz geniş kapsamlıdır. Bir problemin tüm parçalarını detaylı olarak isimlendiremeseniz de hepsiyle aynı anda uğraşırsınız. Bu, hepsini çok hızlı şekilde algıladığınız anlamına gelir ki bunun olabilmesinin sebebi beş duyunuzun ve duygularınızın çok hassas olmasıdır.

Güçlü yanlarınız: Canlılığınız, aklınızın açık olması ve değişime kolay adapte oluşunuz, ilginizi çektiği anda her işe girişebilmenizi kolaylaştırır.

Sınırlarınız: Aynı anda birçok fikre sahip olsanız da hepsini bir arada gerçekleştiremiyorsunuz. Bir veya iki tanesine konsantre olmazsanız hiçbirini hayata geçiremeyebilirsiniz. Sonunda hayal kırıklığı, özgüven kaybı ve stres yaşayabilirsiniz. Bu zihin meşguliyeti bolluğu sizin organize olamamanıza ve işleri son dakikada yapma eğiliminde olmanıza neden oluyor. Son olarak, kendinizi daha organize ve mantıksal şekilde muhakeme yapan büyük çoğunlukla yani sol beynini kullananlarla karşılaştırdığınızda farklılık hissi yaşıyorsunuz ve bu da sizi frenliyor.

Karakter özelliklerinizden nasıl fayda sağlarsınız: Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaktan vazgeçerek. Bunun için geçmişinizi sağ yarının getirdiği bilinçle yeni bir bakış sağlayarak gözden geçirin ve beyninizin işleyişinin sizin için avantaj olduğu tüm durumların bilincine varın. Şu müthiş fikir etrafınızın size olan güveninin artmasına neden olmuştu, şu sezginiz bir problemi çözmenize yardımcı olmuştu gibi. İçinizdeki o sesin konuşmasına izin verin. Örneğin, televizyonda bir yarışma programı izleyerek kendi kendinize pratik yapabilirsiniz. Nerden geldiğini anlamaya çalışmaksızın cevabın aklınızda belirmesine izin verin. Fark edeceksiniz ki sık sık doğru cevabı buluyorsunuz. Sonuç olarak bir sol beynin yapacağı gibi sıralı şekilde akıl yürütmeye çalışmayıp bunun yerine kendinize ait olan işleyiş şeklini belirleyin.Yeni bir proje fikriniz olduğunda, fikrinizin tüm maddelerini size geldiği gibi not alın ve sonra bahçe işleri, tamirat, çizim gibi başka bir şeyle uğraşın. Bu sırada bulmacanın parçaları yerini bulacak, siz farkında bile olmadan akıl yürütmeniz başarıya ulaşacak.

Yazı: Anne Laure Gannac, Çeviri: Nil Kutluk

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

GEÇMİŞİ BUGÜNE GETİRMEK

Sonraki Yazılar

ZİHİNSEL DAĞINIKLIĞI TEMİZLEYİN