sadakatsizlik-sonrasi-iliski-devam-edebilir-mi

SADAKATSİZLİK SONRASI İLİŞKİ DEVAM EDEBİLİR Mİ?

 

 

Zaman tanımak ve özen göstermek koşuluyla mümkün. “Aşk, Evlilik, Sadakatsizlik” kitabının yazarı ve psikiyatr, Prof. Dr. Mehmet Sungur sorularımızı yanıtladı.

Günümüzde çiftlerin sadakate yaklaşımlarını ve aldatma karşısındaki tutumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Araştırmalara göre, insanların %85-90’ı sadakatsizliği birlikteliğe ciddi bir tehdit olarak algılıyor. Pek çok kişi aldatıldıkları takdirde bunun tereddütsüz ilişkilerinin sonu olacağını dile getiriyor. Ancak, gerçek yaşamda çiftlerin %60-75’i sadakatsizliğe rağmen birlikteliklerine devam ediyor. Öte yandan, aldatılan kişinin sadakatsizliği algılayış biçimi verdiği duygusal tepkileri belirler. “Düşüncelerin ne ise hayatın da odur” varsayımından yola çıkılacak olursa, duyguları belirleyenin yaşantılar değil, onlara verilen anlamlar olduğu söylenebilir. Eğer sadakatsizlikten kendinizi sorumlu tutarsanız, yaşanılan duygu “suçluluk”; eşinizin sizi gözden çıkarıp değersizleştirmesi olarak algılarsanız, yaşanılan duygu “öfke” olur. “Nihayet belirsizlikten kurtulup gerçeği anladım; artık rahatlıkla ayrılabilirim” şeklinde değerlendirilirse, ortaya çıkan duygu rahatlama ve mutluluk bile olabilir. Kısaca duygular sadakatsizliğe verilen anlamla bağlantılı olarak çeşitlilik gösterebilir.

Sadakatsizlik tecrübesinden sonra ilişkiler devam edebilir mi?

Belki… İlişkinin devamı, partnerlerin sadakatsizlik acısından ne öğrendiğine, ortaya çıkan kriz döneminin ve kriz sonrası gelişmelerin nasıl yönetildiğine bağlıdır. Sadakatsizlik, insana güven duygusu veren ve bireyin kendilik saygısını artıran, ilişkinin güvenilir olduğuna dair varsayımın çiğnenmesine neden olur. Şüphesiz, her sadakatsizlik ilişki üzerinde onarımı güç yaralar açar. Öte yandan, sadakatsizliğin etkisi, bu deneyim öncesindeki dönemde ilişkinin niteliğine, aldatılan eşin kişilik yapısına, sadakatsizliğe ilişkin inanç ve düşüncelerine, aldatan eşin sadakatsizlik sonrasındaki dönemde sergilediği tutum ve davranışlarına bağlı olarak değişiklik gösterir.

İlişki içerisinde güvensizlik nasıl aşılabilir?

“Birlikte tekrar güven üzerine kurulu bir beraberliğimiz olabilir mi?” sorusu, sıklıkla sorulan ve yanıtın tam olarak bilinmediği en kritik sorulardan biri. Eşlerin nasıl bir karar vereceklerini bilememeleri şaşırtıcı değil. Cevabı bilmenin tek yolu, hayal kırıklığını göze alarak birlikte kalmaya devam etmektir. Tekrar güvenme kararı aldatılanla ilgili; ona bu kararının yerinde bir seçim olup olmadığını göstermek ise aldatanla ilgilidir. Bunu başarmış çiftlerin üç aşamalı bir süreci geride bıraktıkları gözlenmiştir: Acıyı azaltmak için çaba sarf etmek, sadakatsizliğin nasıl oluştuğunu iyi anlamak, ileriye adım atabilmek için affetmeyi öğrenmek.

Aldatma ilişkideki hangi işlevsel bozuklukları gösteriyor olabilir?

Genelde sadakatsizlik mutsuz ilişkilerin kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirilse de her zaman ilişkide bir sorun olması gerekmez. Çoğu kez ilişkide önemli ihtiyaçların karşılanmamasıyla ilgili olsa da bazen bireylerin kendilerine izin veren düşünceleri aracılığıyla da gerçekleşebilir. “Bunu herkes yapıyor”, “Bunun partnerime duyduğum sevgiyle bir ilgisi yok”, “Nasıl olsa duyulmayacak” gibi eylemin gerçekleşmesine izin veren düşünceler olabilir. Ayrıca sorun ilişkiye dair olsa bile, aldatan kişi ilişkinin içinde durarak ilişkiyi düzeltmek yerine, mevcut ilişkinin dışına çıkarak soruna çözüm arar.

Bu deneyimden sonra nasıl bir iletişim kurulmalı?

Yeterince anlaşılmamış hiçbir yaşantı geride bırakılamaz. Bu yaşantıya anlam verebilmek için her iki partnerin de buna zemin hazırlayan etkenlerin neler olduğunu net olarak anlayabilmeleri gerekir. Ancak, sadakatsizliğe anlam vermekle sadakatsizliğe iyi neden bulmak birbirinden farklı şeylerdir. Sadakatsizliği konuşurken dikkat edilmesi gereken temel konular vardır. Aldatan bu konuda daha fazla konuşmak istemezken, aldatılanın sürekli bu konuyu açmak istemesi çok anlaşılır ve sık rastlanır bir durumdur. Bu noktada sadakatsizliğin nasıl ele alınıp konuşulacağı büyük önem kazanır.

Yaşananlar ailenin diğer üyeleri veya yakınlarla paylaşılmalı mı?

Kiminle paylaşılacağı, bu paylaşımın hangi amaca yönelik yapıldığına bağlıdır. Şu noktaları göz önünde bulundurmak yararlı olur: Anlattığınız kişinin eşinizle ilişkisi bozulabilir mi? Bu bilginin mahremiyetini koruyabileceğine inanıyor musunuz? Anlatırken beklentileriniz neler? Önerilerinin yeterince objektif olacağına inanıyor musunuz? Eğer konunun çocuklara açılması kararı verilirse, yaşlarına ve gelişim dönemlerine uygun biçimde aktarılması yerinde olur. Ne anlatıldığı kadar, nasıl anlatıldığı da önemlidir. Çocuklar ailenin üyesi olsalar da sadakatsizlik iki yetişkini ilgilendiren özel bir meseledir. Çoğu kez mevcut durumu başkaları öğrenmediyse, çocukların öğrenmesi de gerekmeyebilir.

Sadakatsizlik acısını geride bırakmak için neler önerirsiniz?

Bu uzun ve dikenli bir yoldur. Acıyı kabul etmeyi, kararlı, sabırlı olmayı, ama hepsinden önemlisi umutlu olmayı gerektirir. Önemli olan acıdan öğrenebilmektir. Sıcağı, üşümenin ne olduğunu; ışığı ise karanlıkta kalmanın ne olduğunu bildiğimiz için severiz. Bazen mutluluğun bilgeliği ise ancak mutsuzluğun karanlığından geldiğimiz zaman daha iyi anlaşılır. Mutsuzluk, ileride yaşayacağımız mutluluğun itici gücü olabilir. Çiftlerin bir kısmının yeniden güven üzerine kurulu bir ilişkiyi gerçekleştirebildiklerini unutmamak gerekir. Ancak yaşanan acıdan öğrenmemiş olmak, aynı acının tekrar yaşanmasına da zemin hazırlayabilir. Çiftler gerektiğinde konuyla ilgili bir uzmana danışmakta tereddüt etmemelidir.



 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

MUTSUZLUK GÜNLÜĞÜ TUTUN

Sonraki Yazılar

HASTALANMAYI ENGELLEYEBİLİR MİYİZ?