sac-stillerimizi-neler-belirliyor

Saç Stillerimizi Neler Belirliyor?

Uzun zamandır bize yakışıp yakışmayacağını merak ettiğimiz ancak bir türlü cesaret edemediğimiz saç modelini denemek kendimizi yenilenmiş hissettirebilir. Peki, seçimlerimizi saçlarımız üzerindeki toplumsal baskının farkında olarak yapabiliyor muyuz?

Tarih boyunca saç, insanların özgüvenlerinde ve beden imajlarında önemli bir role sahip oldu. Yunan ve Roma imparatorluklarında takma saç zenginliğin ve itibarın sembolüydü. Antik Mısır kraliçesi Kleopatra siyah, kalın ve gür saçlarıyla ünlüydü. İbranilerin kahramanı Samson ise uzun saçlarıyla kutsallığın simgesiydi. Politik figürler ve hâkimler de peruk kullanırlardı ve bu, bilgeliğin, doğallığın ve hakkaniyetin işaretiydi. Geçmişten günümüze geçen süreçte saçın imgesel önemi azalmadı. Kozmetik ve moda endüstrisinin kadınları odağına alarak gelişmesi, medyanın da etkisiyle kadınlarda farkında olmadan sözde güzellik kriterlerlerine uyma zorunluluğu hissini uyandırdı ve bu sektörler ekonomi dünyasında hızla yükselişe geçti.

Güzellik endüstrisinin özellikle kadınlar üzerindeki psikolojik etkilerinin görünür olması kaçınılmazdı. Uzman klinik psikolog Diana Güler, beden imgesinin psikolojimiz üzerindeki etkisini şöyle açıklıyor: “Medya günümüzde güzellik idealinin güçlü bir kaynağı. Gazete, dergi, radyo, televizyon ve medyada yer alan yazılar, reklamlar, görseller ideal ve olması gereken beden görünümlerini ortaya koyuyor ve hedef kitlesi kadınlar olan bir talep oluşturuyor. Bu mecralarda tüketilen kıyafetler güzellik ve estetik kavramlarını gözler önüne seriyor. Moda olmayan kötüdür gibi bir imaj oluşturuluyor. İdeal ve kimi zaman gerçeküstü bir imaj sunuluyor. Kadınlara üstlerini örtmeleri gereken kusurlar olduğu gösteriliyor ve ancak bunlara sahip olunduğunda toplum içinde var olabilecekleri imajı veriliyor.”

Canınız nasıl istiyorsa öyle

Güzellik söylemlerinin nasıl algılandığı ve endüstriye, tüketime atfettikleri değerle tüm bunların duygusal ve fiziksel etkileri sonucunda kadınların çeşitli yollara başvurdukları görülüyor. Kimine göre saç bakımı bir ihtiyaç, kimine göre özgüven sağlayan araç, kimine göre ise bir zorunluluk ve iş yaşamında, sosyal hayatta kesinlikle yapılması gereken bir eylem. Güler, saçların bazı yaklaşımlara göre kişiliğin ifadesi ve sosyal açıdan arzulanan ve arzulanmayan özelliklerin göstergesi olduğunu ifade ediyor. Kadınlar saçları aracılığıyla bireylere beden imajları, ruh halleri ve karakterleriyle ilgili mesaj vermek istiyorlar. Bakımlı ve sağlıklı saçlar, kişinin kendisini iyi ve özgüvenli hissetmesini sağlayan önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Saçların bakımlı veya bakımsız olması, kişilik gelişimi, hayat tarzı ve motivasyon üzerine ipuçları verebiliyor.

Modanın değişen trendleri ise kadınlara saçlarında da tektipleşmeyi dayatabiliyor. Zaman zaman uzun saçlı olmak domestik olmakla bağdaştırılıyor, kimi zaman dalgalı saçların her gün düzleştirilmesi gerektiği savunuluyor, kimi zamansa saçlarını çok kısa kısa kestiren kadınların yeterince feminen olmadığı ve ilişkilerinde problemler yaşadığı yargısına varılıyor. Bedenimizi tanımak ve onu sevmek kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik, saçlarımız da buna dahil. Çevresel faktörlerden bağımsız, sadece kendi canımız istediği için saçımızda yaptığımız küçük bir değişiklik bile duygularımızı, ruh halimizi ve motivasyonumuzu birden değiştirebiliyor ve olumlu bir etki hissetmemizi sağlıyor.

İç dünyamız aynaya yansıyor mu?

Genel önyargıları reddedip beden imgesinin doğru-yanlış görünüm kararlarını barındırmadığını bilsek de, bazı duygudurum bozukluklarında görülen duygusal dalgalanmalar da kişinin dış görünümünde farklılıklara sebep olabiliyor. İç dünyamızı görünümümüze yansıtmanın en basit yolu ise giyim tarzı, makyaj ve saç şeklimiz. Uzman psikolog Diana Güler, duygudurum bozukluğu yaşayanların saçlarıyla sinyal verebileceğini söylüyor. Örneğin depresif duygu durumunda olan biri kendisini çökkün, mutsuz ve her şeye karşı ilgisini yitirmiş hisseder ve günlük olarak yapması gereken aktiviteleri yapmakta zorlanır. Bu kişiler banyo yapmak, saç taramak, giyinmek, makyaj yapmak gibi özbakım becerilerini yerine getirmede sorun yaşarlar. Bu nedenle, bu kişilerin saçları bakımlı olmuyor ve beden imajları yani bedenlerinin zihinlerindeki görüntüleri olumsuz oluyor. Bunu değiştirmek için çaba da göstermiyorlar. Kaygılı ve özellikle mükemmeliyetçi görünüme sahip bireyler ise dışarıdan nasıl göründükleriyle çok ilgili oluyorlar. Yetersizlik duygusuna kolay kapılabildikleri için dışarıdan gelebilecek eleştiriler, mimikler, bakışlar, davranışlar kişilerin beden imajlarının olumsuz olmasına neden olabiliyor. Kaygılarıyla baş edebilmek için dış görünüşlerinin mükemmel ve kusursuz olması yönünde çaba gösteriyorlar. Saçlarının bakımını ihmal etmiyor, kuaföre gitmeden sokağa çıkmıyorlar. Ayrıca saç şekli ve rengini sıklıkla değiştirip bu sayede daha dikkat çekici bir görünüm elde etmeye çalışırlar.

Eğer saçlarınız size kendinizle ilgili henüz fark etmediğiniz bir şey fısıldıyorsa ona kulak vermeli ve sizi mutlu etmek istediklerinde onlara izin vermelisiniz. Kısa, uzun, düz veya kıvırcık. Güzel olmaları için özgür olmaları yeterli.