ruya-ve-beyin-arasindaki-iliski

RÜYA VE BEYİN ARASINDAKİ İLİŞKİ

 

 

Rüyalar ve beyin arasındaki ilişkiyi Psikiyatr Sena Yenel anlatıyor.

Uyku, uyanıklıktaki beyin aktivitesinin azaldığı non-REM ile tekrar hızlandığı REM döneminin ardı sıra geldiği döngülerden oluşur. Rüyalar hem non-REM hem de REM uykusu sırasında görülür, ancak REM uykusunda rüya görmenin arttığı bilinir.

REM uykusundaki rüyaların daha çok duygusal bileşen içerdiği, hareketli ve tuhaf olabildiği; buna karşılık non-REM uykusundaki rüyaların daha kısa, az karakter barındıran, duygusal açıdan daha fakir ve çoğunlukla günlük hareket aktivitesi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Beyin görüntüleme çalışmaları, REM uykusunda özelleşmiş bölgesel beyin aktiviteleri olduğunu gösteriyor. REM uykusu sırasında mantık yürütme, dikkat ve hafıza ile bağlantılı olan beyin bölgelerinin (özellikle dorsolateral prefrontal korteks) aktivasyonunun azaldığı, ancak duygularla ilgili olan limbik sistem yapılarının ve rüyaların hareket içeriğiyle orantılı olarak beynin bazı başka hareket bölgelerinin aktivitesinin arttığı gösteriliyor. Ancak bu aktivasyon, uykuda çizgili kaslarda tonus kaybı olması nedeniyle harekete dönüşmez.

Rüyalarda çoğunlukla görsel öğelerin olduğu birçok çalışmada bildirilmiştir. Doğuştan görme engellilerde ise görsel öğeler yerine başta işitme olmak üzere diğer duyular bulunur. Uyanıklıktakinin aksine REM uykusunda, görsel bağlantı bölgelerinin aktivitesi ana görsel bölgenin aktive olmamasıyla ilişkili bulunmuş ve çevresel etkileşimden bağımsız olarak görsel bilginin işlenebileceği ileri sürülüyor. Edinsel körlüğü olanların rüyalarında görsel öğelerin bildirilmesinin bu durumu destekler nitelikte olduğu ifade ediliyor.

Uyku sırasında beynin bazı bölgelerinin sessiz olması nedeniyle şimdiki, geçmiş ve gelecek zaman boyutlarının algılanabilir olmadığı düşünülüyor. Ancak araştırmalar, beynin tamamen sessiz olmaktan çok, parçalar halinde anıları geri çağırıp yapılandırılmamış halde birleştirebilir bir duruma yatkın olduğu görüşünü destekliyor. Yani rüyalarda dış uyaran olmaksızın birçok duyu algılanır ve zaman boyutundan bağımsızdır. Zamansal sıralaması olmasa da rüyalardaki deneyimlerimizin yüzde 65’inin geçmiş anılarımızdan devşirildiği bildiriliyor. Maalesef henüz rüya içeriğini görüntüleyebildiğimiz bir düzenek icat edilmiş değil. Bu yüzden rüya içeriğinin bilimsel çerçevede değerlendirilebilmesi, kişilerin sonradan ilettiği öznel deneyimlerine dayanır. Rüyaların öznel olarak bildirildiğinde, hem olumlu hem de olumsuz duygular içermesi, rüyanın ana görevinin olumsuz duyguları düzenlemek olduğunu savunan teorilere meydan okuyor. Ancak nörobilimsel çalışmalarda, REM uykusunda amigdala ve hipokampal formasyon adı verilen, duyguların ve anıların yeniden işlenmesiyle ilgili olduğu ileri sürülen bölgelerin aktivitesindeki artış, özellikle duygusal regülasyon ve emosyonel anıların düzenlenmesi süreçlerinin rüya sırasında gerçekleştiğini destekliyor.

Uykudaki beynin bu tekdüze olmayan aktivitesinin rüyalardaki bileşenleri açıkladığı söylenebilir. Sonuç olarak, rüya ya da uyku sırasında, beynin tamamen sessiz ya da aktive olmasından çok, bazı bölgelerin aktive olduğu, bazı bölgelerin sessizleştiği özel bir çalışma biçiminden bahsedilebilir.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

GERİDE KALANLAR

Sonraki Yazılar

SÖMESTR TATİLİNDE ÇOCUKLARLA BİRLİKTE YAPILABİLECEK AKTİVİTELER