mia2

PSYCHOLOGIES’E SORUN


Uzman Klinik Doktor Mia Medina, sorularınızı yanıtlamaya devam ediyor.

Geleceğimi göremiyorum, eski mutlu günlerime geri dönmek istiyorum.

Eskiden hedeflerim için elimden geleni yapardım. Üniversiteye kadar eğitim hayatında çok başarılıydım. Üniversitede her şey altüst oldu. Okula gitmeyi bırakın, dışarı bile çıkmak istemiyorum. İnsanlar beni geriyor. Bu yüzden okulu pek sevmiyorum. Hedeflerimi gerçekleştirememekten korkuyorum. Geleceğimi nasıl şekillendireceğimi bilmiyorum. Eda, İstanbul

Anladığım kadarıyla üniversite hayatın sende yoğun kaygı, yetersizlik ve geleceğe dair umutsuzluk hislerini tetiklemiş. Bu duygular seni adeta paralize ediyor. Gelecekle ilgili plan dahi yapamıyor, önceleri keyif aldığın şeylerden keyif alamıyorsun. Bu da yaşadığın kaygı ve korkuyu daha da besleyip içinden çıkılması zor bir kısırdöngü oluşturuyor.

Üniversite hayatına geçiş birçok farklı deneyimi barındırabilir. Öncelikle, bu değişimle ilgili seni bu denli etkileyen faktörlerin neler olduğunu anlamaya çalışırdım. Belli ki her zaman akademik anlamda başarılı birisi olmuşsun, hatta belki bu kimliğinin de önemli bir parçası haline gelmiş. Ancak, üniversitede hemen herkes senin kadar başarılı olunca bulunduğun ortamın “en iyisi” olmak çok daha zor; bu da senin hem özgüvenini hem de kendilik algını tehdit ediyor olabilir. Ayrıca, büyük ihtimalle lisede öğrencilerin ve öğretmenlerin seni tanıdığı daha küçük, samimi ve korunaklı bir ortamdaydın. Buna kıyasla, üniversitenin daha büyük ve özgür ortamı biraz ürkütücü gelmiş olabilir. Kendini kalabalığın içinde kaybolmuş gibi hissediyor olabilirsin. Bunun yanı sıra, bazıları lisedeki gibi daha yapılandırılmış koşullarda (derslere katılımın zorunlu olduğu, daha sık ödev verilen vs.) daha kolay öğrenir, daha yüksek akademik performans gösterirler. Öte yandan, daha serbest ortamlar, kişinin kendi sınırlarını kendi koymasını gerektirir; bunun için de hem kendi düzenini kurabilme yetisi hem de daha yüksek bir öz disipline ihtiyaç vardır. Bilişsel olarak zihnin bu koşullarda çalışmaya alışmakta zorlanıyor olabilir.

Şu noktada bütün bu büyük değişikliklere alışmak için kendine zaman vermeni, zorlandığında paniğe ve umutsuzluğa kapılmak yerine kendi kendine anlayışlı ve şefkatli olmanı öneririm. Geleceğini nasıl şekillendireceğini bilmediğinden bahsetmişsin. Yoğun stresli dönemler, gelecek için kararlar vermeye elverişli zamanlar değildir. Bunun yerine, içinde bulunduğun yeni sürece alışmaya odaklanıp bunun için sana nelerin yardımcı olacağını düşünebilirsin. Örneğin, hem ailenden hem de arkadaşlarından destek alabilmen önemli. Üniversitede kendini yakın hissettiğin ve derslerinin uyuştuğu bir arkadaşının olması sana iyi gelebilir. Son olarak da, okul dışındaki hayatında sana iyi gelen şeylere odaklanıp onları çoğaltmayı düşünebilirsin.

Menfaat peşinde koşan insanlara tahammül edemiyorum.

Benim genel olarak kendimde gördüğüm problem, insanların geneli diyebiliriz. Çevremdeki insanların davranışları bana çok yapmacık geliyor. Bütün beklenti ve gayretlerinin menfaat için olması bir hayli rahatsız ediyor beni, onlardan uzaklaştırıyor ve haliyle yalnızlaştırıyor. İnsanların ufak bir yanlışları dahi benim gözüme batıyor, tahammül edemiyorum. Bu konu hakkında bana nasıl bir faydanız dokunabilir? Mahmut, Ankara

Yazdıklarından sorunu kendinden çok çevrendeki insanlarda deneyimlediğini anlıyorum. Çevrendeki herkes sana yapmacık ve menfaatçi geliyorsa, çok yalnız, zor ve çaresiz bir durumdan bahsediyorsun. Tabii ki her birimizin hayatında çıkarcı diyebileceğimiz insanlar, bize iyi gelmeyen ilişkiler vardır. Bu tür insanları değiştirmek de bizim elimizde olmadığına göre, mümkün olduğunca gerçek, karşılıklı ve dengeli ilişkilere yönelmeye çalışırız. Ancak anladığım kadarıyla, sen insanların genelini olumsuz deneyimlediğin için sana iyi gelen ilişkiler bulmakta zorlanıyorsun.

İnsanların ufak bir yanlışlarının dahi gözüne battığını söylemişsin. Bu da tahammül eşiğinin çoğunluğa kıyasla biraz daha alçak olabileceğini düşündürüyor. Yani, başka birisini belki de o kadar rahatsız etmeyecek bazı hatalar seni özellikle öfkelendiriyor ya da kırıyor. Böylece, insan ilişkileri senin için zor ve sıkıntılı bir alan haline geliyor, belki de bu yüzden ilişkilenmekten kaçınıp daha yalnız bir hayata sürükleniyorsun.

İnsanlarla yaşadığın olumsuz deneyimleri ve buna senin yüklediğin anlamları iyice araştırmak isterdim. Rahatsız olduğun, tahammül edemediğin durumlar arasında ortak temalar olabilir mi? Bu tür durumlarda tam olarak neler hissediyorsun? Aklından neler geçiyor? Yapmacık ve çıkarcı insanlardan bahsetmişsin. Örneğin, karşındakinin senden bir menfaat peşinde olduğu için sana gerçek yüzünü göstermediğine inandığın bir iletişimde, sen neler deneyimliyorsun? Örneğin, kullanıldığını hissediyor olabilirsin. O kişiye sağladığın şey olmasa, onun sana iyi davranmayacağına inanmak öfkelendirici olduğu kadar kırıcı da olabilir. Seni değersiz hissettirebilir. O zaman bu değersizlik hissini daha iyi anlamaya çalışabilir miyiz? Veya böyle bir durum ilişkilere ve insanlara olan güvensizliğini besleyebilir. Böylece, seni bir dahaki etkileşimleri olduğundan daha yapmacık ve çıkar üstüne kurulu olarak deneyimlemeye yatkın kılar ve bahsettiğin sorun katlanarak büyür.

 

 

Önceki Yazılar

MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN KİTAPLAR

Sonraki Yazılar

DEĞİŞİKLİK İHTİYACININ KAYNAĞI NE?