question

PSYCHOLOGIES’E SORUN

 

 


Kızımın hayata dair birçok korkusu var ve bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.

Beş yaşında bir kızım var, hep korkuları olan bir çocuktu ancak anaokuluna başladığından beri davranışları da çok değişti. Geceleri ben yanında olmadan uyuyamıyor, her sabah okula giderken onu kaçta almaya geleceğimi belki yüz defa soruyor. Aynı şekilde, benim ölmeyeceğime ya da kendisi hastalanınca iyi olacağına dair durmaksızın güvence istiyor. Aynı şeyi tekrarlamaktan bir süre sonra sabrım taşıyor, ona sinirlenip sesimi yükseltiyorum, sonra da büyük suçluluk hissediyorum. Ona nasıl yardımcı olabilirim? Sibel, İstanbul

Anladığım kadarıyla kızın yoğun bir kaygıyla mücadele ediyor ve bu her kaygı sorunu gibi mantıklı açıklamalarla dindirilemediği için hepinizi çaresizliğe sürüklüyor. Halihazırda anksiyeteye eğilimi olan çocuklarda anaokuluna başlamak gibi büyük değişiklikler, anneden ayrılma kaygısının yanı sıra kendisinin veya bakım verenlerinin ölmesi/yok olması gibi derin korkuları da tetikleyebilir. Bilinmezlik (“Annemin ne zaman geleceğini bilmiyorum, ya gelmezse?“), kırılganlık (“Ya annem yok olur ve ben yapayalnız ve korunmasız kalırsam?“) ve en nihayetinde yok olma düşüncelerinin yarattığı endişe ve korku bazen karın ağrısı, mide bulantısı, ishal gibi fiziksel sorunlara dahi yol açabilir. Bu korkunç hislerle baş etmek için çocukların tek bildiği yol dışardan teskinledir. Ancak dediğim gibi, bu kaygı mantıklı ve düşünsel bir süreç olmadığı için, senden gelen teskin sadece kısa vadede rahatlama sağlar; yatıştırıcı etkisi bazen birkaç saniyede geçer ve kızın sürekli daha fazlasına ihtiyaç duyar.

Büyük ihtimalle, bu teskin ve hatırlatmaların onu uzun vadede rahatlatmadığını bilmene rağmen, onu anlık da olsa yatıştıran bir şeyden de kızını yoksun bırakmak istemiyorsun. Öncelikle, bitmeyen soruları ve teskin taleplerini, yaşadığı derin endişe ve korkunun ifadeleri olarak algılayıp bunu hatırlamak, kendi sinir ve sabırsızlığını yönetmene yardımcı olabilir. Bazen bu obsesif sorularının altında yatan zor hisleri ona şefkatli bir şekilde aynalamak da iyi gelebilir. “Sanki şu anda çok korkuyorsun/endişelisin” diyebilirsin. Sonra da zihnini bu acılı duygu ve düşünce döngüsünden farklı bir yere odaklamasına yardımcı olabilirsin. Onu kelime oyunları ya da puzzle gibi zihni meşgul edecek bir uğraşa yönlendirebileceğin gibi, bazen onunla birlikte basit nefes egzersizleri yapmak da işe yarayabilir.

Son olarak da, çocukların çevredeki yetişkinlerin, özellikle de ebeveynlerinin duygularından büyük ölçüde etkilendiğini hatırlatmakta fayda var. Sen ya da eşin de sıkça kaygılanan kişilerseniz, bunu göstermeseniz de kızın bunu farkında bile olmadan içselleştirecektir. Böyle bir yatkınlığı olan varsa, onun da kendi kaygı ve korkularıyla yüzleşmesi bu noktada kızına iyi gelecektir.

Çocuk sahibi olmak gibi bir arzum yok şimdilik ama ileride pişman olmaktan korkuyorum.

36 yaşındayım ve beş senedir evliyim. Eşimle bazı sorunlarımız var ancak ikimiz de evliliğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Çocuk sahibi olma konusu kafamı kurcalıyor. Hem doktorum hem de çevremdeki herkes daha fazla beklememem gerektiğini söylüyor. Ancak ben bu konuda tereddütteyim. Şu anda çocuk sahibi olmak gibi bir arzum olmadığına eminim ancak ilerde isteyip yapamazsam pişmanlık duymaktan korkuyorum. Doğru karara nasıl ulaşabilirim? Seher, İstanbul

Belki de hayattaki en büyük ve önemli karardan bahsediyorsun. Böyle özel ve geri dönüşü olmayan bir konuda herhangi bir insanın “doğru karar“ı bilmesi tabii ki mümkün değil. Ancak kararını etkileyebilecek faktörleri araştırıp anlamaya çalışman önemli. Bir insanı dünyaya getirip onun gelişimini üstlenmek büyülü bir deneyim, kutsal bir görev ve aynı zamanda akıl almaz bir sorumluluk, bir yük. Bu yüzden de böyle bir şeye karar vermek de tamamıyla rasyonel ya da pragmatik bir süreç olamaz. Bu, en nihayetinde evrimsel ve içgüdüsel bir süreçtir. Bazı kadınlar için annelik güdüsü başka her türlü hedefin önüne geçer, dolayısıyla anne olmak doğal ve içten gelen bir seçimdir. Ancak bazı kadınlar için, özellikle günümüzde bu kadar farklı hayat stili mevcutken, anne rolünü üstlenmek doğal bir öncelik olmayabilir.

Şu anda çocuk sahibi olmak gibi bir arzum yok” demişsin. Böyle bir kararı vermek için önünde ne yazık ki kısıtlı bir süre olduğunu da bildiğin için, şu noktada bu beyanının ne anlama geldiğini iyice anlamaya çalışmanı öneririm. Öncelikle, anne olmak senin için ne gibi anlamlar içeriyor, nasıl çağrışımlar yapıyor? Çocuk sahibi olmakla ilgili en büyük endişen/korkun nedir? (Annelikte “başarısız” olmak, özgürlüğünün kısıtlanması, evliliğinin kötü etkilenmesi, kariyerinde ileri gidememek vs.) Şu anda ilişkinle ilgili ne gibi endişelerin var? Eşinle birlikte çocuk sahibi olmak sana nasıl geliyor? Bunlar kendi kendine sorup cevaplarını derinine araştırabileceğin bazı sorular.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

BALEYLE ÖZGÜRLEŞMENİN YAŞI YOK

Sonraki Yazılar

EBEVEYNLER ÖĞRETMENLERİN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMIYOR