psychologies-oneriyor-yemek-yapmak-mutlu-ediyor

PSYCHOLOGIES ÖNERİYOR: YEMEK YAPMAK MUTLU EDİYOR

 

 


Mutfağa geri dönüş başladı. Bu, dondurulmuş gıdaların ve konservelerin sonu olabilir mi? Henüz o noktada değiliz, ancak lezzetli yemekler pişirmenin keyfini yaşayanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Yemek pişirmek ve bir arada yemek yemek insanları mutlu ediyor.

Derleyen: Ekin Nazlı, Tuğçe Temel

 

Haz ve ziyafet
Hem zevk almak hem de yaptığımız yemekleri başkasına tattırmanın verdiği keyfi yaşamak için yemek yaparız. “Yaklaşık 30 yıldır gıdanın bilimselleşmesi üstüne çalışıyoruz. Kalori, yağ, protein, besin değeri gibi verileri inceleyip besinle ilgili teoriler üretiyor ve diyetleri akla uygun hale getirmeye çalışıyoruz. Ancak bunu yaparak, lezzet, paylaşım ve cömertlik gibi yemekten aldığımız hazları kesmiş oluyoruz” diyor Beslenme Uzmanı ve Psikolog Laurence Haurat.

Yaklaşık 20 yıl önce, İngilizce yiyecek anlamına gelen “food” ile duygu anlamındaki “feeling”in birleşiminden oluşan “fooding” akımıyla, “duygusal mutfak” kavramının ana hatları çizildi. Ancak gelir düzeyi ortalamanın üstünde olan iş sahiplerinin, üst düzey yöneticilerin ve serbest çalışanların bu akımın asıl tadını çıkaranlar olduğunu da söylemek gerekiyor. Memur ve işçiler söz konusu olduğunda, yemek konusundaki hazcılık düşüşe geçiyor.

 

Sosyoekonomik açıdan yemek kültürü
Zevk için mi yoksa geçiştirmek için mi yemek yiyoruz? Ekonomik yönden daha iyi durumda olanlar olmayanlara göre yemek konusuna daha zevk odaklı yaklaşıyorlar. Ayrıca yalnız yaşayan kişilerin yarısı da mutfakta mümkün olduğunca az vakit geçirme taraftarı.

Bu durum nereden kaynaklanıyor olabilir? Sosyokültürel farka mı dayalı? Laurence Haurat, “Ekonomik koşulları yeterli olmayan kişiler bu akıma henüz geçemedi, ancak maddi durumu daha iyi olanlar artık dönüştürülmüş besinlerin faydalı olmadığını biliyor ve ona göre besleniyor. Maddi yönden güçlü olmayan kişilerin de bu harekete uyum sağlamakta gecikmeyeceğini düşünüyoruz” diyor.

 

Maliyet hesabı
Le Cordon Bleu İstanbul ekibinden Eğitmen Şef Arnaud Declercq kendi ülkesinden örnek vererek, Fransa’da bistro düzeyindeki lokantalarda durumun hiç de iç açıcı olmadığını, bistroların yüzde 70-80’inin endüstriyel besinlerle dolup taştığını üzülerek anlatıyor: “Artık yemekleri baştan sona kendileri hazırlamak yerine, hazır malzemeleri bir litrelik saklama kaplarında tutarak seri halde hazırlıyorlar. Michelin yıldızlı üst düzey restoranlar hâlâ iyi durumdalar, fakat insanların çoğu tek öğünde 200 Euro harcamak istemez” diyor. Yani evde yemek hazırlamak zevk için olduğu kadar, günümüz şartlarında sağlıklı ve hesaplı beslenebilmek için bir mecburiyet de olabiliyor.

“Hem besleyiciliği hem de ekonomik yönden ötürü, ev yapımı yemekler her zaman kazanan oluyor” diyor Laurence Haurat. Ancak maaşlarla alışveriş arabasının yükü aynı oranda artmadığı için ekonomik faktör halen tartışma konusu.

Yemek yapmak, size tabağın maliyetinin yanı sıra içeriğinin de kontrolünü sağlar. Trans yağ asidi, hidrojenize yağlar, GDO, fruktoz şurubu ve glikoz gibi sağlığa zararlı olan maddelerden uzak durma şansı tanır. Bugün medya sayesinde, yediğimiz şeylerin içeriklerini daha iyi biliyoruz ve bu içeriklerin sağlığımıza zararlarının farkındayız. “Günümüzde dönüştürülmüş gıdalardan giderek uzaklaşıyoruz. Bu da gıda açısından kaygılı bir ortamda yaşamamıza neden oluyor” diyor Haurat. Çünkü bir yandan çok fazla bilgiyle kuşatılmış haldeyiz, diğer yandan da ne yediğimizin kontrolünü tamamen kaybetmiş durumdayız. Bu kısırdöngüden çıkabilmenin tek yolu ise yemek yapmak.

Le Cordon Bleu İstanbul ekibinde Yönetici Eğitmen Şef olan Erich Ruppen, yemeklerimizi kendimiz hazırladığımız takdirde, dilediğimiz her şeyi yiyerek sağlıklı ve fit kalmanın mümkün olduğunu söylüyor. “Mesela en sevdiğiniz tatlı elmalı turta diyelim. Elmalı turtayı dışarıdan satın almak yerine evde kendiniz pişirirseniz, hem meşakkatli bir tarif olduğundan hem de hazırlarken içindeki malzemeleri gördüğünüzden daha az ve ölçülü oranda tüketmeye başlarsınız” diye açıklıyor Şef Erich. Kısacası, dışarıda hızlıca tüketilen bir öğünün lezzeti, emek vererek ve malzemelerin farkında olarak hazırladığımız bir öğünün lezzetiyle boy ölçüşebilse bile, evde yemek yapmak sağlığımız için her zaman daha iyi bir seçim oluyor.

Kendini gerçekleştirmek için bir fırsat
Yemek yapmanın sağlık ve ekonomik yönünü değerlendirmenin dışına çıkarsak, bu artan ilginin diğer sebebi ne olabilir? Yemek kurslarına gitmek, televizyonda yemek programları izlemek, ekmek yapmak için makine almak… Neden bunları yapıyoruz? Cevabı çok basit: Kendini gerçekleştirmek için. Çünkü yemek yapmak, ellerinizle ortaya somut bir şey çıkarmaktır. İşimizi yaparken, tebrik edilmek, cesaretlendirilmek, ortaya çıkardığımız şey için övgü almak istiyoruz. Yemek pişirme konusunda da aynı şey geçerli. “Çok lezzetli olmuş, ellerine sağlık” lafından daha tatmin edici ne olabilir?

“Yemek yapmak, kişisel olarak yorumlamanın bir başka biçimidir. Mutfakta enteresan olan şey, herkesin aynı tarifle farklı tatlar elde etmesidir” diyor Laurence Haurat. O halde mutfak, kendimizi gerçekleştirdiğimiz bir yer olmasının yanı sıra aynı zamanda yaratıcılığımızı özgürleştirdiğimiz yerdir de. Özgürleşiyoruz, çünkü farklı teknikler geliştiriyoruz.

 

Sofrada bir araya gelmek mutlu ediyor
Şef Erich Ruppen, “Evde yemek yapılması tüm aile bireylerinin bir araya gelerek, aynı sofrada oturup iletişime geçmelerine vesile oluyor. Eğer sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmek istiyorsanız, bu gibi şeyleri hayatınızdan eksik etmemelisiniz. Türk aileleri bu alışkanlıklarına sahip çıkıyor” diyor. Ayrıca “Türkiye’deki ‘meze masası’ kültürünün iletişimi güçlendirdiğini, insanların bir araya gelip yemekleri paylaşarak sohbet etmekten keyif aldığını ve bunun midemiz kadar ruhumuzu da doyurduğunu” ekliyor.

“Yemek yapmak sadece karnımızı doyurmuyor, bizi düşünmeye de itiyor; içine neyi, ne kadar koyacağız gibi. Bütün bu süreç beslenme hissine katkıda bulunuyor. Yemek hazırlamanın hazzı, sebzelere dokunmak, koklamak, onları hissetmek ve tatmak, bizde tatmin edici hisler uyandırıyor” diyor Laurence Haurat. Bu nedenle danışanlarına evde yemek yapmalarını öneriyor. Bu, son yıllarda doğallığını kaybeden yemek yeme davranışını geri kazanmak için atılması gereken ilk adım.

Biz de Psychologies ekibi olarak uzmanların tavsiyelerine uyduk. Le Cordon Bleu ile Özyeğin Üniversitesi’nde, Le Cordon Bleu master şefleriyle beraber Fransız bistro mutfağından yemekler yaparak yemek yapmanın ruhumuz ve bedenimiz üzerindeki etkilerini keşfettik. Takipçilerimizin de bize katıldığı etkinlikte, Şef Arnaud Declercq ve Şef Erich Ruppen eşliğinde hem yaratıcılığımızı artırdık hem de bir sofra etrafında bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadık.   

 

 

Etiketler: