psikoterapi-metodlari

PSİKOTERAPİ METODLARI

 

 

Yüzlerce psikoterapi metodunun arasından hangisini seçmeliyiz? Derlediğimiz en yaygın beş ana akım, fikir edinmenize yardımcı olabilir.

Bilinçdışımı keşfetmek için: Psikanalizi seçiyorum

Freud, Jung veya Lacan, hiç fark etmez. Psikanalist bilinçdışımızın gizemlerinin aydınlanmasını sağlar. Onun görevi bizi aile, çocukluk, ilişkiler, kariyer alanında dinleyip acımızın kaynağına inmek, hayatımıza neden sağlıklı bir şekilde devam edemediğimizi veya neden sürekli aynı hataları tekrarladığımızı aydınlatmaktır. Psikanalizin babası Sigmund Freud’un öğretisini oluşturan temel fikir, çocukluğumuzda oluşan cinsel fantezilerin, yine çocukluğumuza dair unuttuğumuz anıların bilinçdışımızı şekillendirdiği ve tüm bunların nevrozlarımızı oluşturduğudur. Bu yüzden seanslarda aklımızdan geçen her şeyi sansür uygulamadan ifade etmeliyiz, çünkü dilimize gelen bu serbest düşünceler tesadüfen oluşmazlar. Örneğin Freud rüyaları “bilinçdışının sarayı” olarak nitelendirir. Dil sürçmeleri ve semptomlar içimizde yatan bir arzunun veya çözülmemiş bir psikolojik çatışmanın dışavurumu olarak kabul edilir. Hastanın terapistine yaptığı aktarım onun çocukluğunu, fantezilerini, tutkularını ve farkında olmadığı motivasyonlarını açığa çıkarabilir. Seansta geleneksel olarak hasta bir koltuğa uzanır, psikanalist de arkasında, onun görüş alanının dışında olur. Tedavinin süreci uzundur; birkaç sene veya ömür boyu sürebilir. Haftada bir veya birkaç seans düzenlenebilir. İki ila beş yıl boyunca, yüz yüze olacak şekilde haftalık analitik psikoterapi seansı şeklinde de yapılabilir.

Tamamen değerlendirilmek için: Hümanistik terapiyi seçiyorum

1950’li yıllarda ABD’de ortaya çıkan bu terapi akımı, psikanaliz ve davranışsal terapilerden farklı olarak, bireyi psikolojinin merkezinde konumlandırıyor ve onu özgür iradeye sahip, seçimleri ve gelişimi konusunda özgün olarak nitelendiriyor. Gestalt terapi, biyoenerjetik yaklaşım, psikodrama, transaksiyonel analiz, birey odaklı yaklaşım, hipnoterapi, nörolinguistik programlama (NLP) gibi çok çeşitli yaklaşımları içeriyor. Hepsinin ortak noktası bireyi fiziksel, duygusal, bilişsel, sosyal ve spiritüel olarak beş boyutta ele almak; bedene (duyular, nefes alma, postür) ve duygulara önem vermek. Bu akım, bireyin otantik olma hakkını, kendi değerlerini belirlemesini ve özgün seçimler yapmasını destekliyor. Varoluşsal felsefeden etkilenen bazı terapistler özgürlük, sorumluluk, tükenmişlik gibi kafamızı kurcalayan soruların da üzerine gidiyor. Genellikle bir ila üç yıl sürüyor ve yüz yüze haftalık seanslarla gerçekleşiyor. Çift veya tek olarak ve grup terapisi olarak da yapılabiliyor.

Bir sorunu hızlıca çözmek için: Bilişsel davranışçı terapiyi seçiyorum

1950’li yıllarda önce davranışçı olarak başlayan bu terapiye sonradan bilişsel ve duygusal yaklaşımlar dahil edildi. Temelinde, fobi, travma sonrası stres bozukluğu, bağımlılık gibi şikâyetlerimizin kötü koşullanma yüzünden ortaya çıktığı ve onları yeni ve daha acısız öğrenimlerle değiştirmek gerektiği teorisi yatıyor. Terapistle konuştukça farklı yorumlamalar ortaya çıkar: Örümcek bize saldırmak için mi yoksa kaçmak için mi hareket ediyor? Alkol bizi toplum içinde daha mı çok rahatlatıyor? Bu yaklaşım anskiyeteyle başa çıkmak için meditasyonu ve relaksasyonu destekliyor.  Bilişsel davranışçı terapinin bir başka yöntemi de egzersizler ve rol yapmayla zor durumlara maruz kalarak alışmak. Bunlar kısa süreli (10-15 seans) tek kişilik seanslar halinde yapılabildiği gibi, dört ila sekiz seans boyunca gruplar halinde de yapılabiliyor.

Ailevi bir sorun için: Sistemik terapiyi seçiyorum

1950’li yıllarda ABD’de ortaya çıkan sistemik yaklaşım, ’70’li yıllarda Avrupa’da yayıldı. Temel özelliği, sorunu oluştuğu şartların içinde ele almak. İnsan her zaman kendini bir ortama yerleştirir ve özel bir “sistem” inşa eder. Bireyin semptomu bağımsız bir bozukluk değil, rasyonel bir bozukluğun sonucudur. Bu yüzden aile bireylerinin aralarındaki ilişki analiz edilmeden, yani “sistemin” nasıl yürüdüğü anlaşılmadan çözülemez. Sistemik terapi özellikle aile veya ilişkide sorun olduğu durumlarda önerilir. Çocuk veya ergenlerdeki anoreksiya, okul fobisi gibi durumlarda da başvurulur. Seanslar genellikle tüm aileyle birlikte, ayda bir defa bir veya iki saat arası gerçekleşir. Grup etkileşimini daha iyi anlayabilmek için, seansta iki terapist bulunabilir. İlki konuşmayı sürdürürken diğeri gözlem yapar. Daha çok ana odaklanan terapi, 10 seans gibi kısa bir sürede tamamlanır.

Birçok metoda merakım var: Eklektik terapiyi seçiyorum

1980’li yıllarda ortaya çıkan entegratif (bütüncül) psikoterapi, birçok metodu bir araya getirir. Anafikri, bir ideolojinin dayatmasından uzaklaşıp doğru zamanda, doğru metodu kullanmak. Hastanın yaşadığı sıkıntı ve terapistiyle olan ilişkisi göz önünde bulundurularak gestalt, transaksiyonel analiz, bedensel terapi veya psikanaliz kullanılır. Kimileri için terapist analitik ağırlıklı bir çalışma kullanır, kimileri içinse duygu odaklı bir metoda başvurur. Stres, depresyon, çift sorunları veya varoluşsal krizler bu terapiye başlamak için başlıca sebeplerdir. Altı aydan iki seneye kadar sürebilir. Seanslar haftada bir veya iki haftada bir gerçekleşir.

KİM, NE YAPIYOR?

Psikiyatr

Psikiyatri alanında uzmanlaşmış tıp doktorudur. Reçeteli ilaç yazma yetkisi vardır, dolayısıyla bipolar hastalığın tiroidler üzerindeki sıkıntısını ilaçla tedavi edebilir. Psikoterapi dalında ruhsal hastalık teşhisi koyabilecek ve ilaç yazabilecek tek yetkili kişidir. Bazı psikiyatrlar kendileriyle ilgili detaylı bir çalışma yapmamıştır ve süpervizöre sahip değillerdir, ancak bu iki faktör de psikoterapinin olmazsa olmazlarıdır.

Psikanalist

Psikanaliz alanında uzmandır. Kişisel analizden geçmiş ve teorik eğitim almış olmalıdır. Uzman bir psikanalist tarafından süpervize edilme zorunluluğu vardır.

Klinik psikolog

Üniversitede psikoloji eğitimi görmüş bu kişiler, hem teorik hem de klinik eğitimi almışlardır. Belli bir metot üzerine (gestalt, bilişsel davranışçı terapi vs.) uzmanlık alanı olabilir. Kişisel terapisini tamamlamış veya süpervizöre sahip olabilir. Klinik psikologlar hastalarına değerlendirme, oryantasyon veya psikopatolojik testler uygulayabilir.

Psikoterapist

Psikoterapi eğitimini tamamlamış uzman kişidir. Danışanın şikâyetine göre gerekli tanısal yöntemleri kullanır, gerekli yönlendirmeleri yapar ve uygun psikoterapötik yaklaşımı belirler. Psikoterapist unvanı psikiyatrları, klinik psikologları ve psikoterapi eğitimi almış diğer ruh sağlığı uzmanlarını kapsayabilir.

 

 

Önceki Yazılar

PANCAKE TARİFİ

Sonraki Yazılar

KENDİNİZİ SEVMENİN 20 YOLU