probiyotiklerin-cilt-uzerindeki-faydalari

Probiyotiklerin Cilt Üzerindeki Faydaları

Grimm Kardeşler’in “Cüceler ve Ayakkabıcı” masalını hatırlıyor musunuz? Tıpkı ayakkabı ustasının maharetli cüceleri gibi probiyotikli cilt bakım ürünlerindeki faydalı bakteriler de cildiniz üzerinde çalışarak cildinizin kalitesini artırmayı amaçlıyor.

Kefir, kimchi, kombucha, fermente turşu, doğal sirke… Son yıllarda bunlardan en az birini denemiş olma ihtimaliniz yüksek. Sağlıklı yaşam trendleri arasında bağırsak florasını güçlendirmek en başı çekiyor. Bağırsaklarımızda yaşayan dost bakterilerin çeşitliliği ruh halimizden bağışıklık sistemimize kadar her şeyi etkiliyor. Okuduğumuz bilimsel makalelerden etkilenip market market organik turşu ve sirke aramadığımızı hangimiz söyleyebilir ki? Dost bakterilerin vücudumuzdaki krallığı bağırsaklarımızla sınırlı değil. Güzellik ritüellerinin tarihine dönüp baktığımızda, Kleopatra’nın süt banyosu ilk akla gelenlerden,ancak bu ritüel, algımızda “lüks tüketim imgesi” olarak yer etti. Oysa ekşimiş sütteki laktik asidin yanı sıra içeriğindeki probiyotikler cilt bakımında faydalı bakterilerin kullanımını Antik Mısır’a kadar dayandırdı. Journal of Microbiology and Biotechnology dergisinde yayımlanan bir araştırma, 12 hafta boyunca günlük belli bir dozda lactobacillus plantarum bakterisi içeren probiyotik besin takviyesi alan orta yaşlı kişilerin kırışıklıklarının azaldığını, ciltteki nem ve elastikiyetin ise arttığını gösteriyor. Öyleyse onları cilt bakım ürünlerimize neden dahil etmeyelim ki? Son yıllarda kozmetik firmaları da böyle düşünmüş olacak ki probiyotik içeren cilt bakım serileri birçok markada yerini almaya başladı.

Probiyotikler cildimizde nasıl çalışır?

Bağırsak floramızın tek yumurta ikizlerinde dahi farklı olduğunu, mikrobiyomun parmak izimizden daha biricik ve ayrıştırıcı bir özellik olduğunu biliyor muydunuz? Aynı biriciklik elbette cildimiz için de geçerli. Ancak cilt bakım ürünlerinde herkesle uyumlu olarak geliştirilen probiyotiklerin yer alması kullanıcılardan geçer not alıyor. Cilt bakım ürünlerinde yasal olarak canlı bakterilerin yer almaması dermatologları ikiye bölmüş vaziyette. Bazı uzmanlar öldürülmüş bakterilerin cilt florasında etki edeceğine dair bilimsel bir dayanak olmadığını söylüyor. Fakat aksini savunup probiyotik içeren ürünlerin etkili olduğunu söyleyen uzmanlar da azımsanmayacak kadar fazla. Deneyip denememek kullanıcı kararına kalmış olsa da, mutlu kullanıcı hikâyelerinin konuya dair merak uyandırdığı bir gerçek. 34 yaşındaki Nihal, cilt bakım uzmanının önerisiyle satın aldığı probiyotik içerikli toniği kullanmaya başladığından beri cilt hassasiyeti ve kızarıklıklarında gözle görülür azalma olduğunu söylüyor. Bu süre zarfında sivilce problemiyle karşılaşmamasını ise ürün içeriğinin probiyotiklerin yapısı gereği komedojenik olmamasına bağlıyor. Faydalı bakterilerle zenginleştirilmiş ürünlerin genel özelliklerine bakacak olursak, sağlıklı bir ciltte bulunan bakteriler dış etkenlere karşı cilt bariyerinin kendini savunmasına katkıda bulunuyor ve cildin bağışıklık sistemini zararlı bakterilere karşı koruyor. Ayrıca cildi zarar vermeden uyarıyor olması ciltte meydana gelen yaş alma etkilerini de azaltıyor. Cildimizde yılların yarattığı izlerin minimum düzeyde ortaya çıkmasının altın anahtarının nem ve kolajen salgısından geçtiğini biliyoruz, probiyotiklerin cildimize ilk iyiliği de bu aşamada ortaya çıkıyor. Ciltteki kolajen ve protein üretimini tetikleyerek elastikiyeti artırıyor ve nemin cildinize daha kolay tutunmasına yardımcı oluyor. pH seviyesine uygun olmayan ürünlerin kullanımı ve çevre kirliliğiyle beraber cilt bariyerinin yıpranmasının etkilerini ise düzenli kullanımda en aza indirdiği söyleniyor. Akne, egzama, atopik dermatit gibi cilt hastalıklarının etkilerini gidermek için probiyotik ürün kullanılması sıklıkla olumlu sonuçlanıyor. Yetişkin aknesi problemi yaşayan 41 yaşındaki Elif, probiyotik ürünleri düzenli kullanmaya başladıktan sonra akne sayısında belirgin bir azalma olduğunu söylüyor. Yüz akneleri dışında sırt bölgesinde yer alan akneler üzerinde kullanmaya başladıktan sonra ise ciddi bir rahatlama yaşadığını ekliyor. Büyükannelerimizin tahriş olan dokuya yoğurt uygulamak için haklı bir gerekçeleri olabilir, belki de gelecekte cilt sorunlarımızı floramızın minik askerleri üstlenecek. Bize düşen dermatoloğumuzun yönlendirmesi doğrultusunda isteklerimizi en iyi şekilde cevaplayacak ürünü bulmak ve sağlıklı bir cildin tadını çıkartmak.

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

Zamana Değer Katan Ritüeller Oluşturun

Sonraki Yazılar

İş Dışı Etkinliklere Alan Açmak