partnerimizin-karekterini-neden-degistirmek-istiyoruz

PARTNERİMİZİN KARAKTERİNİ NEDEN DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUZ?

 

 

İlişkinin başlarındaki o alev sönmeye başladığı zaman, eleştiriler de başlar: “Şunu yapmayı bırak”, “Bunu daha iyi yapabilirsin”… Bu tarz cümleler birlikte olduğumuz kişinin iyiliği için mi, yoksa kendi yararımıza mı?

Aşk hikâyemiz mi? Tabii ki müthiş bir ilişki. Ya birlikte olduğumuz kişi? Tam hayal ettiğimiz gibi, hatta hayallerimizin de ötesinde… Bir süre sonra yavaş yavaş ilk sinire dokunmalar ve rahatsızlıklar başlar. İlk başta hoşumuza giden bazı hareketler sinir bozucu bir hal almaya başlar. “Can’la beraber olmaya başladığımda, arkadaşlarımın ilk yorumu ‘Senin gibi konuşmayı seven biri bu sessiz adamla nasıl ilişki kurabilecek’ oldu” diye anlatıyor 35 yaşındaki Selin. “Ben ise onu değiştirebileceğime emindim, konuşmak bulaşıcıdır dedim kendime ve onun da yavaş yavaş konuşacağını düşündüm. Ama ona, ‘Bana bir şey söylememene artık dayanamıyorum’ dediğimde, ‘Zaten böyle olduğumu biliyordun’ dedi. Haklıydı, beni hiç kandırmaya çalışmadı, ben yanılmıştım sadece.”

Diğerini değiştirme konusundaki bu ısrar niye? İste uzmanların bu konudaki görüşleri:

NEDEN ONU DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM?

KONTROLÜ ELİMDE TUTMAK İÇİN

Psikoterapist Tuğba Kocaefe, “İlişkide karşımızdaki kişiyi, olduğu gibi kabullenmek zordur.” diyor. “Onun kendi istekleri olduğunu kabul etmek yerine, ‘ben’in bir parçası olarak hareket etmesi gerektiğine zorlarız. Çünkü, ‘aşk’ bunu gerektirir. ‘Aşk’ bir ‘öteki’ne duyulamaz, ancak sürüdürülebilir yoğun bir sevgi duyulabilir. Tam da bunu kabullenmek çok zordur. O yüzden, karşımızdaki kişiyi sürekli değiştirmek, kendi yolumuza çekmek isteriz. Böyle olunca, ilişki iki kişilik bir oyuna değil de, tek kişilik bir gösteriye döner. Tek zihin varmış gibi yola devam edilmeye çalışılır. Çünkü bir başka zihnin varlığı, ‘ben’den ayrı isteklerin varlığını da beraberinde getireceğinden çok dehşet vericidir.”

Aslında kimse bir ilişkiye “Onu değiştireceğim” diyerek başlamaz ama bilinçdışımızda bir yerlerde “değişecek” fikrini saklamıyor muyuz? Bizim varlığımız ve aşkımız sayesinde değişeceğini umuyoruz. İstek ve duygularımızın onun için bir anlam ifade ettiğini, onun gözünde önemli olduğumuzu bilmek, diğeri üzerinde etkimiz olduğunu bize hissettirir.

“Uzun zaman boyunca, Emre’nin bilgisayar başında geçirdiği bitmek bilmeyen saatlerden şikâyet ettim” diye itiraf ediyor 39 yaşındaki Sevil. Bir gün ona bağırmak yerine sevilmediğimi hissettiğimi söyleyerek gözyaşlarına boğuldum. O zamandan beri, beni kızdırmayacak ve gösterdiği çabayı fark ettirecek kadar dikkatli davranıyor bu konuda.”

Aslında ilişkinin huzurlu bir şekilde yürüyebilmesi için, karşılıklı şekil almakla partnerini değiştirme hırsı içinde olmak arasında büyük bir uçurum var. Diğerini değiştirme isteği bilinçdışı olsa da ilişkinin iplerini elinde tutmaya çalışmanın da bir yolu.

KENDİMİ DEĞİŞTİRMEMEK İÇİN

“Hepimiz içimizde diğerini değiştirme isteğini taşıyoruz” diyor Çift Terapisti Michèle Nicolas ve ekliyor: “Çünkü birlikte olduğumuz kişi kısmi olarak kendimizin bir aynasıdır. İlişkinin başında diğeri bize pozitif ve sevecen olduğumuz imajını yansıtır. Diğerine bakışımız eleştirel boyuta geldiğindeyse kendimize bakışımız da eleştirel olur. Suçu karşıdakine atmak çok daha kolaydır.” Erkeğin “Söylenmeyi bırak artık” sözü, kadının çekilmez ve dırdırcı imajına gönderme yapar. Ardından kadın incindiğini göstermemek için sorumluluğu erkeğe atarak kendini savunur: “Sen de daha düşünceli olsan, daha az söylenirim.” Oysa bu doğru değil. Durmadan şikâyet edip söylenen kişi, söylenmeye devam edebileceği bir partner seçer kendine. Zaten bu yüzden ona âşık olmuştur! Aşkın ilk zamanlarında, onu etkilemek adına elbette daha az söylenir ve onu yönetmeye çalışmadan, açık, samimi bir tarzda yargılar. Her şey ilişkinin başlangıcındaki tohumda saklıdır. Değişen sadece aynaya bakış şeklidir, aynadan yansıyan görüntü değil.

 

 

Önceki Yazılar

“HERKES BİLİYOR” FİLMİNE PSİKOLOJİK BAKIŞ

Sonraki Yazılar

AKRAN ZORBALIĞININ DÖRT FARKLI TÜRÜ