gey1

OĞLUM EŞCİNSEL

 

 


 

Her ay bir Psychologies okuru, Psikiyatrist ve Psikanalist Robert Neuburger’le değerlendirme görüşmesi yapıyor. Bu ayki okuyucumuz 66 yaşındaki Bernard.

Sizi görmeye kendimden çok oğlum için geldim, ama elbette ikisi bağlantılı” diyerek başlıyor Bernard. “İki sene önce boşandım ve şu an çok mutluyum. Boşandıktan sonra, 25 ve 28 yaşlarındaki çocuklarımla bağımızı koparmamak için ayda en az bir kere öğle yemeğine çıkma alışkanlığı edindik. İkisi de öğrenimlerini başarıyla bitirdiler ve hala bekarlar. Oğlumla yediğimiz son yemeklerden birinde, ona biriyle tanıştığımı söyledim ve kız arkadaşının olup olmadığını sordum. ‘Ama baba, biliyorsun ben geyim’ dedi. Sizi bu nedenle görmeye geldim. Böyle bir cevap, ne olurlarsa olsun, ebeveynler için sorun teşkil edebiliyor. Kendimize yanlış yaptığımız bir şey olup olmadığını soruyoruz. Her şekilde kendimizi sorguluyoruz. Ama beni daha çok sarsan, oğlumun kendini soyutlaması. Yakın akrabalarımızdan, aile büyüklerinden ve kuzenlerinden yavaş yavaş koptuğunu görüyorum.

Bu cevap sizin için bir darbe mi oldu?” diye soruyor Robert Neuburger.

Bernard: Kızım beni bu duruma biraz hazırlamıştı. Emin değildi ama hissediyordu. Bir şeyleri netleştirmek adına bu soruyu oğluma sordum ama biraz da yalnızlaşması yüzünden sorma ihtiyacı hissettim. Oğlumun kolay bir çocukluğu olmadı.

Robert Neuburger: Ne gibi zorluklarla karşılaştı?

B.: Hep kilo fazlası olan bir çocuktu. Okulda ve lisede bu durum problem yarattı. Doktorlarla ve beslenme uzmanlarıyla görüştük ama pek verimli sonuçlar elde edemedik. Bu da beni endişelendirmeye devam ediyor, çünkü sağlığı için iyi değil. Diğer yandan bunun, çevresine karşı bir korunma stratejisi olduğunu da düşünüyorum. Zamanla içine kapandı, internete daha çok vakit ayırmaya başladı. Gey olduğunu öğrenmek beni sevindirmiyor elbette ama kendime bunun onun hayatı olduğunu, bunu kabullendiğini ve bu şekilde mutlu olduğunu söylüyorum. İstediğim şey, bununla yaşamayı başarabilmesi ya da bu konuda ona yardım edebilecek bir profesyonele danışması. Dünyaya bir kere geliniyor, bir kez daha bu yaşta olmayacak. Tadını çıkarmasını istiyorum.

  1. N.: Ciddi bir ilişkisi yok mu?

B.: Bunu soracak kadar ileriye gidemedim ama izlenimime göre yok. Özel hayatı son derece kısıtlı. Münzevi yaşıyor, işi tabii ki var ama çevresinde bir şey yok. Bu konuda gerçekten giderek katılaştığını düşünüyoruz.

  1. N.: Yine de size açılmış.

B.: Çünkü soruyu direkt olarak sordum, yoksa hiçbir şey söylemezdi. Annesine bahsetmediğini biliyorum.

  1. N.: Peki, siz bahsettiniz mi?

B.: Hayır, artık görüşmüyoruz. Boşanmadan önce yaşadığımız yedi yıllık mutsuzluktan sonra görüşmeyi tercih etmiyorum.

  1. N.: Ayrılma süreci zor mu oldu?

B.: Çok. Yaşlandıkça fark ettim ki evin bütün yükünü üstleniyordum, çünkü eşim çalışmasına rağmen hiçbir şeye karışmıyordu. Kazandığı parayı biriktirmeye karar vermişti. Boşanmamızın nedeni, kendimi birden bütün parası alınmış, her türlü şefkatten yoksun kalmış hissetmem oldu. Aklımda hep beyin zarı yumuşaması nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum kalmış kayınpederimin karısına muhtaç görüntüsü vardı. Kendi kendime aynı şeyin benim başıma gelmemesi gerektiğini söyledim.

  1. N.: Eğer doğru anlıyorsam, daha sonra birisiyle tanıştınız?

B.: Aslında boşanmaya karar verdiğim an, 45 yıl önceki ilk aşkımı buldum.

  1. N.: Bir gönül macerası mıydı?

B.: Ah, hayır! Çok büyük bir aşktı. Ben 20 yaşındaydım, o 18. Belki de biraz gençtik ve o gitti; ama sanıyorum ki ben hiç atlatamadım.

  1. N.: Tesadüfen karşılaşmadınız…

B.: Hayır, onu internette arattım. Özgürdü, eşini kaybetmişti, çocukları vardı. Ve biraz çılgın olacak ama birbirimizi 20 yaşındaki gibi aşık bulduk.

  1. N.: Çocuklarınız onu tanıyor mu?

B.: Henüz değil. Bu aralar bunu düşünüyorum, fakat temkinli hareket ediyorum. Onun çocuklarına da aynı şekilde özenli yaklaşıyoruz.

  1. N.: Çocuklarınız boşanmanıza nasıl tepki verdi?

B.: Olumlu ama bana her zaman bunun anneleriyle benim hikayemiz olduğunu ve buna karışmak istemediklerini söylediler.

  1. N.: Öyleyse, şu an karmaşık bir durumla karşı karşıyasınız, çünkü oğlunuz 25 yaşında, bir hayatı var, bağımsız ve aslında size hiçbir şey danışmıyor.

B.: Hiçbir şekilde hiçbir şeyi söze dökmüyor. Beni baba olarak ilgilendiren, onların kendilerinin farkına varmaları ve mutlu olmaları, bu kadar. Eğer oğlum geyse, bunu coşkuyla kabullenmiyorum ama seçiminde mutluysa kabullenirim. Eğer değilse, onu yönlendirmek için ne yapabilirim?

  1. N.: Hiç profesyonel yardım almadı mı?

B.: Hayır. Belki de benim hatam. Kızım aldı ve o zamandan beri çok daha iyi.

  1. N.: Sorumlusu siz değilsiniz. Belki size söylemeden yardım alıyor ve gizli tutuyor. Aile büyükleri oğlunuzun homoseksüel olduğundan haberdar mı?

B.: Hayır, onlara özellikle hiçbir şey söylemedim. Hayatımdaki kadın hariç hiç kimseye bir şey söylemiyorum.

  1. N.: Kabul görmeme korkusuyla mesafeli davranıyorsa, onunla bu konuda konuşabileceğinizi düşünüyorum. Aynı zamanda, siz de gerçekle yüzleşebilir ve onu aileye entegre edebilirsiniz. Bu, onun belki de daha basit ve kolayca yanaşmasını mümkün kılacaktır. Bana göre, bu onun için yapabileceğiniz tek şey, çünkü gerisi için kendi doğrularından vazgeçmeyecek.

B.: Peki. Bu konuları siz olsaydınız kolayca konuşur muydunuz? Bu şekilde yani?

  1. N.: Evet. Baba olarak endişe duymakta haklısınız. Oğlunuzun mutlu olmadığını hissettiğinizi söyleyerek, onunla bu konuda konuşmanız ve torun sahibi olmayı tercih edecek olsanız bile sizi rahatsız eden şeyin eşcinselliği olmadığını, bunun normal olduğunu, sizi endişelendiren şeyin, bunun ötesinde, mutlu olmadığını düşündüğünüzü söylemelisiniz. Mutsuz heteroseksüeller olabiliyor, siz öyleydiniz. Mutlu heteroseksüeller de olabiliyor, şu an öylesiniz. Ve mutsuzken mutlu olan homoseksüeller de olabiliyor. Ben bazı şeyleri bu şekilde görürüm. Bunları konuşmak sizi yakınlaştırabilir. Çünkü sizin de geçmişte mutsuz olduğunuz zamanlar vardı.

B.: Evet, gençlik aşkım beni terk ettiğinde çok mutsuzdum. Korkunç bir 10 yıl geçirdim. Bu da benim için itici bir güç oldu. Eğer onunla mutlu olmuş olsaydım, profesyonel olarak bu kadar başarılı olamazdım diye düşünüyorum. Hayattan zevk alırdım ama ben bunun yerine iş hayatına atıldım.

  1. N.: Oğlunuzun mutluluğu ile ilgili kaygılarınızda haklısınız. Onunla yapacağınız görüşmede kendinizi onun yerine koyabilirsiniz. O bir erkek, size yakın olmaya ihtiyaç duyuyor. Onu sevdiğinizi biliyor.

B.: Evet, gerçekten öyle çünkü o bebekken onunla çok ilgilendim. Hastayken ya da ağladığında, onu kollarıma aldığım zaman yatıştığını hissederdim. O anlarda ona yardım edebilmek benim için çok büyük bir mutluluktu.

  1. N.: Bu tip durumlarda samimi olmak gerekir ve siz öylesiniz. Kendilerinden çok başkalarının ne diyeceğine ya da ne düşüneceğine göre konuşan insanlar da var. Önemli olan, onunla konuşanın başka biri değil, gerçekten sizin olmanız. Bu çok sık karşılaşılan bir durum değil.

Gizlilik sebeplerinden dolayı, isimler ve bazı bilgiler değiştirilmiştir.

BİR AY SONRA

Bernard: “Bu seansın bana katkısı, sorunumdan bahsedebilmem konusunda oldu. Bir profesyonelin görüşünü almak benim için önemliydi. Anlaşıldığımı hissettiren sorular sormasını takdir ettim. Genel olarak aklımda olan düşünceleri rahatlattı, bunu da onları makul kılarak ve analiz ederek yaptı. Oğluma uygun bir hareket planı önererek kapıları açacak birçok anahtar vermiş oldu. Beni en çok etkileyen, bazı şeyleri basitçe söylememi öğütlemesiydi. Açık ve basit görünüyor ama akla gelmiyor.

Robert Neuburger: Şahit olduğum bu duruma bir başlık bulmam gerekse, ‘aktarımın ne olduğuna dair bir örnek‘ olurdu. Aktarmak, öncelikle yeniden ilişki kurmaktır. Bernard’a önerilen şey, kendisinin mutsuz olma ve bu durumdan kurtulma deneyimlerinin, farklı ama benzer bir problemi olduğu görülen oğluna aktarılmasıydı. Deneyimlerin devamlılığı, soyutlanma yaşamaya bağlı kısırdöngüleri önlemeye yöneliktir: genç kuşağın deneyimlediği zorluklara karşı gerek sessiz, gerek vurdumduymaz görünen bir ailenin içinde kendi problemini sırtlanan tek kişi olma hissi. Kendi deneyimine referans veren aktarımcı böylelikle bir nasihat verici olmayacak, bir oğlun babasına güven duyarak var olmaya devam etmesini sağlayacak duyguyu, doğru bir ifadeyle sempatiyi göstermiş olacaktır.

“Eğer oğlum geyse ve seçiminde mutluysa kabullenirim. Eğer değilse, onu yönlendirmek için ne yapabilirim?” Bernard

“Endişenizin eşcinselliğinden değil, mutlu olmadığını düşünmenizden kaynaklandığını söylemeniz gerekiyor.” Robert Neuburger

Derleyen: Aude Merieux

Fotoğraflar: Bruno Levy

Çeviri: Dilara Adaş

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

GÜZELLİĞİNİZ YAĞMURA DAYANIKLI MI?

Sonraki Yazılar

RUHUN İLACI: UZAK DİYARLAR