anger 1

ÖFKENİN ALTINDAKİ KORKU

 

 


Öfke hem sağlığımıza hem de ilişkilerimize zararlı. REEM Nöropsikiyatri Merkezleri Kurucusu Nörolog Dr. Mehmet Yavuz, öfkenin fizyolojik sebeplerini ve başa çıkma yöntemlerini açıklıyor.

Öfke hangi nörolojik haritada yol alır?

Beynimiz genel itibariyle bir tehdit ya da tehlike algıladığında, bir yandan bunun psikolojik boyutu korku hissi oluşurken, diğer yandan amigdala ve hipotalamus aracılığıyla sempatik sistem aktive edilir. Sonuç olarak, kalp atışları ve soluk alışverişi hızlanır. Bronşlar genişler. Gözbebekleri büyür. Terleme artar. Kan şekeri yükselir. Kılcal damarlar daralır, kan basıncı yükselir. Dolayısıyla öfke, başlıca limbik sistem ve amigdalanın dış tehdit, psikolojik veya fiziksel şiddet durumlarına göre oluşturduğu olumsuz hatalı bir duygu durumudur.

Öfke nedeniyle sempatik sistemin aşırı aktive olması, kanın pıhtılaşma düzeyini de yükseltir. Zaman zaman halk arasında “Üzüntüsünden felç indi” ya da “Öfkesinden kalp krizi geçirdi” denir. İşte bu tip olaylar; aşırı öfke, korku, üzüntü ve stres esnasında beyin damarlarında veya koroner damarlarda gelişen pıhtılaşma eğilimi nedeniyledir.

Öfke duygusuna daha geniş perspektiften, klinik şekilde baktığımızda; yüzeyde öfke, biraz altında korku, en altta ise derin bir acı görürüz. Çoğu zaman öfkenin altından terk edilme, parasız kalma gibi korkular, onların da altından sevgisizlik nedeniyle hissedilen derin acı çıkar.

Neden bazı insanlar soğukkanlılıklarını kolayca kaybeder?

Psikopatik ve antisosyal kişilik bozukluğu olanlar çok çabuk öfkelenip şiddet eğilimine girebilirler. Psikopatik kişilerin aile özelliklerine bakıldığında, çoğunun ebeveynsiz, yalnız büyüdüğü görülür. Bu kişilerin beyinlerinde, monoamin oksidaz (MAO) isimli enzim, normal insanlara göre daha az salgılanır. Bu enzimin azlığı, bireylerin yetişkinlik dönemlerinde asosyal ve saldırgan özellikler göstermelerine neden olur. Elbette genetik miras ve travmatik çocukluk öyküsü de bunda rol oynar.

MAO enzimi bunu nasıl başarıyor dersiniz? Normalde sinirlendiğimizde MAO enzimi, içimizdeki öfkeyi baskılar. Psikopatik kişilerde bu enzim az salgılandığı için, bu kişilerin sinirlendiklerinde öfkelerini kontrol edemeyip saldırganlaştıklarına şahit oluruz. Ayrıca bu öfkenin sonuçlarıyla ilgili kaygı ve korku da yaşanmaz. Yine enzimin gereğinden az salgılanması nedeniyle bu insanlardaki sinir geçmek bilmez. Öyle ki son yıllarda nöro-hukuk dalı, böyle kişilerin suçlu mu yoksa hasta olarak mı ele alınması gerektiğini tartışıyor.

Dolayısıyla bazı insanların kolayca soğukkanlılığını kaybetmesi, limbik sistemin ve amigdalanın çok değişken oluşundan, genetik bazı faktörlerden, fazla inişli çıkışlı yaşam aktivitelerinden, değişen şartlara adaptasyon zorluğundan, yüzleşmekle korktuğu derin travma izlerinden kaçınmaktan ve bilinç-bilinçdışı çatışmalarından kaynaklanabilir.

Öfke yatıştırılabilen bir duygu mu?

Genel olarak bir süre sonra öfkenin yatışması beklenir. Yarım saat geçtiği halde öfkenin aynı şiddette devam etmesi pek görülen bir durum değildir. Ancak antisosyal kişilik bozukluğu olanlarda, hem öfkenin belirgin bir nedeni olmayabilir hem de uzun süre devam edebilir.

Sakinleşmeye yardımcı olabilecek teknikler var mıdır?

Kişinin duygularını yönetebilmesi ve öfkeyi bastırabilmesi için öncelikle farkındalık ve sakin bir içgörü geliştirmesi gerekir. Bu, kişinin duygularıyla bağlantı kurabilmesiyle yakından ilişkilidir. Öfkeyi yatıştırabilen en basit ve kolay teknik, ortamdan uzaklaşmak ve olayın içinden çıkmaktır. Bu anlık öfkelerde işe yarayan bir durumdur.

Ancak bir kişide olur olmadık her şeye öfkelenme varsa, yani bir diğer ifadeyle öfke eşiği düşükse, o kişiye spor yapmasını özellikle dövüş sanatlarıyla ilgilenmesini tavsiye edebilirim. Tabii ki öfke duyduğu insanlara şiddet uygulaması için değil. Dövüş sanatlarıyla uğraşan kişi, içindeki anlamsız şiddet duygusunu spora yansıtarak rahatlar. Bu nedenle boks, tekvando gibi dövüş sanatlarıyla ilgilenenler, dünyanın en zor öfkelenen ve şiddet uygulayan kişileridir bile diyebilirim.

Aslında toplumda var olan ve birlikte eyleme geçirilirse son derece ürkütücü sonuçları olabilecek öfke, zihnin oyalanması yöntemiyle yumuşatılabilir. Örneğin aksiyon filmleri, kişinin içindeki öfkenin yansıtılarak ifade edilebilmesini sağlayabiliyor. Filmlerdeki karakterler daima ‘iyiyi‘ ve ‘kötüyü‘ içerdiğinden, izleyicinin öfkesini arzu edilen yöne doğru kaydırmak mümkün. Bu noktada senaristlere büyük iş düşüyor. Çünkü film ya da dizilerde haklı ve doğru olanın, yaşanan bir sürü çileye rağmen sonunda kazanması ve suçluya galip gelmesi, kişinin öfkesinin de yatışarak rahatlamasına neden oluyor. Bu yüzden suçlunun yenilmesi, doğru ve haklı olanın kazanması şeklinde mutlu sonla biten filmlerden çıkan insanların, ciddi bir rahatlamayla evlerine döndüklerini görebiliriz.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ÇATIŞMALARI NASIL YAŞIYORSUNUZ?

Sonraki Yazılar

GÜNEŞTEN HİPP BABYSANFT İLE KORUNUN