neden-calismayi-sevmiyoruz (2)

NEDEN ÇALIŞMAYI SEVMİYORUZ?

 

 

Uzun çalışma saatleri, bolca stres ve verilen emeğin karşılığının alınamadığı iş hayatı, çalışanların giderek mutsuz olmasına ve yaptığı işten tatmin olmamasına neden oluyor. Çözüm ise iş hayatıyla özel hayat arasında denge sağlayacak olan yeni çalışma modelleri.

Takdir görmemenin verdiği motivasyonsuzluk, işkence dolu saatlerin yarattığı stres, ofis içindeki savaşlardan bıkkınlık gibi nedenler iş hayatında hayal kırıklığı yaşamamıza neden oluyor.  Bu durum ekonomik krize bağlı geçici bir işten soğuma mı, yoksa kökten bir kopuş mu? Hiç daha önce çalışma günlerinin mucizevi şekilde değiştiğini ve sadece hafta sonları çalıştığınızı hayal ettiğiniz oldu mu? Sık sık işe gitmeme isteği duyuyor musunuz? Çalışmadan geçen bir yıl fikri sizde güzel bir his uyandırıyor mu? Bu sorulara yanıtınız evet ise, yalnız değilsiniz.

Pink Martini’nin 20 yıl önce ünlü olan şarkısı “Je ne veux pas travailler” (“Çalışmak istemiyorum”) hâlâ zihinlerimizde çalıyor. Emekli olma yaşının yasalarda yapılan yeni düzenlemelerle daha da geç yaşlara alınmış olması iş hayatına yeni başlayanların daha ilk günden motivasyonunu düşürebiliyor. Peki, çalışma zevkini bütünüyle mi kaybettik? Ya işten tamamen kopuyoruz ya da çaresizce durumu kabulleniyoruz. Her iki uçta da huzursuzluk duygusunun yerleşmiş olduğunu birçok maaşlı çalışan doğruluyor.

Her mevkide hüsran duygusu hâkim

Üst düzey bir pozisyonda çalışan 33 yaşındaki Berfu, “Her sabah işe giderken ayaklarım geri geri gidiyor” diyor ümitsizce. “Terfi edene kadar yıllarca kendimi işime adadım ama bütün bunlar saçma bir terfi içinmiş. Ücreti yıllık olarak sabitlenmiş, ekstra çalışma saatlerinin hesaplanmadığı, bir mağazadaki satış danışmanının maaşından daha az maaşlı bir terfi! Para hiçbir zaman benim için birincil motivasyon kaynağı olmadı, ancak bu terfiyle kendimi ucuzluktaki bir ürün gibi hissediyorum.”

Çalıştığı şirketin yeniden yapılanma aşamasına kurban gitmiş genç kadın sinir krizinin eşiğinde. “Yoğun iş temposu, kısa sürede iş bitirme baskısı, ulaşılması zor hedefler ve geçici iş statüleri ya da işi kaybetme tehdidi gibi giderek zorlaşan çalışma şartları yüzünden işten keyif alma duygusu yok oluyor” diye açıklıyor filozof Dominique Méda.

Yüksek işsizlik oranı güven sözleşmesini çökertti. Aysun yaşadığı zorlu tecrübeyi şöyle anlatıyor: “Sekiz yıl önce, iflas yüzünden işten atıldım. 45 yaşındaydım ve 17 yaşındaki oğlumla beraber yaşıyorduk. Yaşımdan ötürü başka bir şirkette uzun süreli kontratlı bir iş bulamayacağımı çabuk anladım. Bende devlet hastanesinde bir işe girdim ama gelecekle ilgili hiçbir öngörüm kalmamıştı.” Maaşlı çalışan için iş artık bir sığınma yeri değil, daha çok bir kaygı faktörü. Bunu anlamak için piyasadaki iş stresi veya işte mobbing temalı kitapların başarılı satışlarına bakmak yeterli. “Motivasyonum o kadar düşük ki artık işe kendimi veremiyorum ve bunun için suçluluk duymuyorum bile! Tek çözüm başka bir işe geçmek olabilir ama 53 yaşında bu mümkün değil. Her Pazar yaşadığım ertesi gün işe dönme bunalımını kabullenmem gerekiyor.” Sosyolog Marc Loriol, “Çoğu zaman yorgunluk şikâyeti çalışanların hak ettiği takdiri alamamalarından kaynaklanıyor” diyor. Düşük maaş alan üst düzey çalışan Berfu da açıkça bunu dile getiriyor. İçindeki öfkeyi dışa vurması için iki yıl terapi görmesi gerekmiş. “Beni yeniden ne motive edebilir? Yaptığım işte kendimi gerçekleştirebilmek ve ay sonunda aldığım maaşın harcadığım enerji ve zamana göre hak ettiğim bir karşılığının olması.”

Gerçek yaşam başka yerde

Beklentileri karşılanmamış, düşük maaşlı işte çalışan ya da iş yükünün fazlalığından bıkan, kötü muamele görmüş veya her dakika işten kovulma riski altındaki gergin çalışanlar, çalıştıkları yere daha mesafeli ve her an gitmeye hazırlar. Bir gözü ucuz tatil fırsatlarını sunan sitelerde, diğer gözüyse ajandasında olan günümüz çalışanları, işten farklı alanlara da ilgi duyuyor: Bir yıl Avustralya’da yaşamak, gönüllü olarak yardıma ihtiyacı olan ülkelere gitmek ya da daha basit olarak bahçeyle ilgilenmek veya resim dersi almak… Cv’lerin en altında yer alan ilgi alanları bölümündeki maddeler gerçekleştirilmeyi bekliyor.  Kadrolu çalışanların birincil motivasyon kaynağı ise işleriyle özel yaşamları arasındaki dengeyi sağlayabilmek. 35 yaşındaki pazarlama direktörü Bora, ofis içi savaşlardan bıkmış, artık işe yeni nesil maaşlı çalışanlar gibi bakmaya başladığını söylüyor. “Uzun yıllar işletme okuduktan sonra, altı yıl önce ünlü bir reklam ajansının kreatif ekibine katıldım.

Mutluluktan uçuyor olmam gerekirdi ama şu anda depresyondayım! Akşam geç saatlere kadar mesai yapmak, yorgun olmanıza rağmen müşterileri tatmin etmeye çalışmak, iş arkadaşlarınızın ellerine geçen ilk fırsatta sizi alt etmeye çalıştığını hissetmek… Bütün bunların bu işin bir parçası olduğunu biliyordum ama hayatımın sadece bu kısırdöngü içinde kalacağını bilmiyordum. Yıllar boyunca hiçbir şey inşa etmedim; ne bir aile ne de başka bir şey. Tek çare hayatını tamamen değiştiren insanlar gibi yapıp dünyanın öbür ucuna gidip yerleşmek; stresten kaçmak ya da sadece yaşayabilmek.”

Yeni çalışma modelleri

Çalışmayanların oranının çalışanların oranından daha fazla olduğu, işkoliklerin bile memnun olmadığı ve herkesin kendi kişisel gelişimine odaklanmış olduğu bu dönemde, yeni nesil çalışma yöntemleri geliştirilmesi ve özel hayatla iş hayatı arasında çalışanın denge sağlayabileceği bir orta yolun bulunması gerekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 0cak 2018 işgücü istatistiklerine göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 3 milyon 409 bin kişi, işsizlik oranı ise %10,8. 15-24 yaş arasındaki genç nüfusta işsizlik oranı %19,9, 15-64 yaş grubunda ise bu oran %11,1.

Gallup’un 2016 yılında dünya çapında yaptığı çalışan memnuniyeti anketinin sonuçları ise gerçeği gözler önüne seriyor. Amerika’da çalışanların %70’i, Türkiye’de çalışanların %85’i ve dünya genelindeyse çalışanların %87’si işyerinde mutsuz. Bu da çalışanın tam olarak potansiyelini ortaya koyamamasına, veriminin düşmesine ve çalıştığı yere bağlılığının azalmasına neden oluyor. Gallup’un araştırmasına göre Türkiye’de çalışanları en çok mutsuz eden sebepler arasında %27’yle yönetici veya iş arkadaşlarıyla olan ilişki, %25’le alınan maaş, %15’le kariyer olanaklarının sınırlı olması, %13’le yeterince takdir görememe ve %7 ile aynı işi yapmaktan dolayı sıkılma yer alıyor.

İş hayatındaki mutsuzluk öyle bir raddeye geldi ki çalışanlar arasında dinlenme günlerinden feragat edeceklerine daha az kazanmayı tercih ettiklerini ifade etmeye başlayanlar bile oluyor. Bu mutsuzluğun tek çaresi ise iş ve özel hayat arasındaki dengenin kurulmasını sağlayacak olan yeni çalışma modelleri. Bazı şirketler esnek çalışma ve uzaktan çalışma modellerini uyguluyor. Elde ettikleri verilere göre, trafikte geçen zaman azaldığı için çalışanlar hobilerine veya özel hayatına daha çok vakit ayrılabiliyor. Bunun bir getirisi olarak çalışan memnuniyetinin ise yüzde 30-35 oranında arttığı görüldü.  

 

 

Önceki Yazılar

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN: TUTKU OYUNU

Sonraki Yazılar

KISKANÇLIĞIN SIRLARI VE YALANLARI