hidden

MUTLULUKLARI GİZLEMEK

 

 


Romancı nasıl olunmaz?

Bir dansçı, kemancı ya da ressamın eserinin keyfine varmakla yetiniriz. Ama elimiz kalem tuttuğundan, içimizde yazılmamış bir romanımız vardır. Bir romancının kitapları kadar, onları nasıl yazdığını da en ince ayrıntısına kadar merak ederiz. Özellikle okuma günlerinde yazarlara bu türden, çoğu yazdıklarıyla ilgisiz sorular sorulur.

Cevaplar, sorular kadar çeşitlidir.

İngiliz yazarı Graham Green’in koca bir kitabı, sonunu getiremediği, sorunlu yazılarının çözümünü rüyalarında nasıl bulduğuyla ilgili. Hemingway, “Ertesi gün yazacağın ilk cümleyi bilerek masa başından kalk” der. Kimi kahramanlarıyla birlikte romanda yol aldıkça keşfeder ne yazacağını. Kimi, ince ince kurar, neyin, nerede, ne zaman, nasıl olacağını. Çoğu yazarın, her gün tekrarladığı kendine özgü garip merasimi vardır kitabını yazmaya koyulmadan önce.

Belki de yazarları, romanlarının kahramanları ve olaylarıyla özdeştirdiğimizden, hayatlarının da romanları gibi dolu dolu olmasını bekliyoruz. Bir balerin ya da piyanistten beklediğimiz çalışma disiplinini onlara yakıştıramıyoruz. Beklentilerimiz doğrultusunda, onların gündelik yaşantılarına, aşklarına, kavgalarına, sıradan evliliklerine bile olağanüstülük atfetmek istiyoruz. Başarılı yazarların ne kadar çalışkan oldukları ilgimizi çekmiyor. Romanlarını yazmadıklarında, hayattan kopuşlarını telafi etmek çabasıyla dağıtırken bile malzeme toplamakla cebelleşenler az değil.

ABD’li yazar F. Scott Fitzgerald’ın defterlerine göz gezdiriyordum geçenlerde. Gelişigüzel başlıklar altında bin bir çeşit not düşmüş. Her şeyle ilgilenmiş. ‘Kulak Misafirliği’ bahsinde tek bir madde var, “Bir rüyayı tekrarlamak kadar gereksiz.” ‘Gençlik ve Ordu’ başlığı altında “Bana para tuttuğun ellerinle dokunma!” diyen bir kızın dediklerini not etmiş. Bir bölüm sırf kadınlarla ilgili tanımlamalara ayrılmış. Başka bir bölüm ‘İş Tavsiyeleri’ başlığını taşıyor. Bir bölüm, birbiri ardına gelişigüzel yazılmış şarkı sözleri.

Belli ki Fitzgerald, karşılaştıklarını kaydetmekten edememiş, duyduğu, gördüğü her şeye romanında işine yarar gözüyle bakmış. Bu raddede yazarlık, aşırı çalışkanlıktan da öte, bunaltıcı tutku haline dönüşebiliyor.

Yazarlığın belki de en sorgulanır kısmı Borges’in şu sözlerinde saklı: “Bence yazılan her şeyin kaynağı mutsuzluk.”

Mutsuzluklarımızı, sorunlarımızı paylaşmaya, abartmaya, ona buna bağıra bağıra duyurmaya, sanatımıza yansıtmaya alışkınız da mutluluklarını gizlemek gibi garip bir huyu var yetişkin insanın.

Mutsuz olmak bize daha kolay geldiğinden mi?

– Gündüz Vassaf

Yazar ve Psikolog. “Cehenneme Övgü” ve “Cennetin Dibi” gibi birçok kitabın yazarı. “Yol Arkadaşım” isimli kitabı kısa bir süre önce yayımlandı.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

OFİS MASANIZ DAĞINIK MI?

Sonraki Yazılar

DAHA ÇOK SEKS, DAHA ÇOK MUTLULUK MU GETİRİR?

Bir cevap yazın