mutluluk-hala-bir-muamma-mi

Mutlu İnsanlar Neleri Farklı Yapıyor?

Mutlu insanların bir formülü mü var? Peki tarif edilen bu formüller, önerilen reçeteler ne derece doğru? İşte size insanları mutlu ettiği söylenen yedi maddenin analizi ve önerilerimiz…

Mutluluğu nasıl yakalayacağımızı veya bu gizemli avın bir parçası olmaktan nasıl kaçacağımızı açıklayan yeni çalışmalar, yeni kitaplar aracılığıyla gündeme gelen mutluluğun sırlarına pek de vakıf değiliz aslında.

Ancak tüm bu araştırmalar okyanusunda, iki kaynak her zaman bir referans olma değeri taşıyor. İlki Shigehiro Oishi ve Edward Diener’in, pozitif psikolojinin babası Martin Seligman’la birlikte mutluluk arayışı üzerine yaptıkları araştırma. Bu kapsamlı araştırma için 48 ülkede 10 bin kişiyle konuştular. Sonuçta mutlu olmak herkesin en öncelikli arzusu; hayatın anlamını bulma, cenneti garantileme veya zengin olmanın yanında açık ara önde. İkinci kaynaksa, pozitif psikoloji konusunda yapılmış tüm araştırma ve çalışmaların bir sentezi. “İnsanları mutlu eden şeyler” listesi, mutluluğu arayanların kutsal kitabı.

Mutlu insanların alışkanlıkları listesinden yedi maddeyi Psikanalist Jean-Michel Hirt yorumladı.

1. Etraflarında Mutlu İnsanlar Var

Neşe bulaşıcıdır. Etrafı mutlu insanlarla dolu insanların mutlu olma şansı her zaman daha fazla. Jean-Michel Hirt: “Bu tespit, evet, bir bakıma doğru. Sıcak, güneşli bir yaz gününde yanımızda iyi bir arkadaş varken, kendimizi mükemmel hissettiğimizi söyleriz. Peki, mutlu olmak için hoş bir duygu yeterli mi? İşte bundan emin olamayız. Kendimizi iyi veya mutlu hissetmemiz, az mutlu insanlarla da mümkün. Aslında kendimizi karmaşık bir durumda bulmak gibi haller, bizi aklımızı toplamaya ve elimizdeki olanakları kullanmaya ittiği için zevklidir de. ‘Aklını başına almak’ yani düşünmek, beraberinde tatmin duygusunu da getirir. İlişkilerin mutluluğu; iniş çıkışların, tartışmaların, komplikeliğin veya anlaşmazlıkların yokluğundan ileri gelmez. Bazıları bilakis etrafında mutsuz, problemli insanların olmasından hoşlanırlar veya mutlu insanlarla görüşmekten rahatsız olurlar.”

Öneri: Kurduğumuz ilişkilerde hissettiğimiz anlık veya yoğun duyguları anlamaya, içimizin sesini dinlemeye koyulmalıyız. Bedenimiz bize her tür durumda çeşitli sinyaller gönderir, bunları anlamaya çalışmamız lazım. Ancak elbette her şey akşamdan sabaha olmuyor, kendimize zaman tanımamız da gerekiyor. Duygu karşıtlıklarının birliği esasında ilişkilere renk katar. Hayatı hiçbir zaman yolunda gitmeyen insanların arkadaşlığından da edinebileceğimiz faydaları azımsayamayız.

2. Esnek Olurlar

Mutlu insanlar kötü durumlardan sonra ayağa kalkmayı başarabiliyor ve kendilerini depresyon dünyasına kapatmıyorlar.

Jean-Michel Hirt: “Değişime kolayca ayak uydurma yani esneklik meselesi gizemli bir yetenek. Düştükten sonra yerinden kalkma yetisi, çocukluktan kalma bir şeye dayanıyor. Yetişkin zihnimizden ziyade, çocuk beynimizdeki erken, bilinçdışı bir yetenek sayesinde olabiliyor. Haliyle bu yeteneğin geliştirilebilir olması pek de anlamlı değil. Çünkü bir şeyi geliştirmek için içinde ne olduğunu ve ne yaptığınızı tam olarak bilmeniz gerekir. Bu ise öyle bir durum değil. Sadece yaşama dürtüleriyle hayata geçmiyoruz, ölüm dürtüsü de var her birimizin içinde. Esneklik işte bu dürtüselliğin iki ucu arasında oynanan bir oyundur.”

Öneri: Öncelikle içimizdeki bizi aşağı çeken veya yukarı, aydınlığa doğru iten güçlerin ne olduklarını fark etmeliyiz. Bizi yukarı iten güçleri iyi tanırsak, her tür durumdan sakince çıkabilmemiz mümkün. Sizi düşüren şeyin ne olduğunu, bunu nasıl yaptığını sorgulamadan ayağa kalkmaya çalışmaksa çok büyük bir hata. Bugün, depresyonun bir hayata dönüş süreci olduğunu biliyoruz. Depresyon, içsel bir arayış, başka bir rota çizmeyi sağlayabilecek olanakları düşünmek için kullanılabilir bir süreç. Depresyonun kendisi, nasıl daha mutlu olacağınızı aramanın bir biçimi.

3. Mutlu Olmak için Eyleme Geçerler

Mutlu insanlar mutluluğun ayaklarına gelmesini beklemezler. Bu arayışta aktiflerdir ve iyi hissetmelerini sağlayacak deneyimlerin peşinden koşarlar.

Jean-Michel Hirt: “Bu önermenin içinde Amerikan kültürünün mutluluğa iştahla bakışı var. Bu arayış, ‘aktif olmak’tan ne anladığımıza bağlı. Mutluluk üzerine yazılan çok satan kitaplardaki reçeteleri uygulamak mı mesela? Yoksa kendini daha çok sorgulayarak, iyi hissetme duygumuzu nasıl büyüteceğimize yer açmak mı?”

Öneri: İkinci seçenek bu anlamda oldukça işe yarar; yani daha mutlu hissedebilmek için ne yapmamız gerektiğine dair kendimize dönmek. Mutlu olmaya engel olarak hissettiğimiz içsel veya dışsal nedenler ne olabilir? Bunun için arzularımızı ne şekilde ifade etmeyi seçiyoruz? Tüm durumlar için mutlu olmaya çalışmak, hep kendimize karşı şefkat ve dikkatle gelir, sonra etrafımıza yayılır.

4. Çevrelerine Yardım Ederler

Mutlu insanlar, vakitlerinin bir bölümünü hayır işlerine, etraflarındaki insanları dinlemeye, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeye ayırıyor.

Jean-Michel Hirt: “Yardım etmek, kendi başına bir zevktir. Narsist tarafı ise inkâr edilemez. Bu durum insanın özgüvenini güçlendirirken, aynı zamanda ideal arzularımızı da besler. Başkalarını düşünmek, kültürdeki bir gelişmedir. Aynı zamanda da kendi kendimize nasıl davrandığımıza bağlı bir zaferdir.

Kendimizi sevmek, başkalarını düşünerek kendimizden vermek ve bunu narsist eğilimlerimizi tatmin etmek için kullanmadan yapmak için kendimizi yeterince sevmemiz şart mı? ‘Mutlu olmak için iyilik yapın’ emrinin bir parçası budur. Özgecilik, kendine başkalarına karşı değer vermek için gerekli olan sağlıklı bir egoizmin karşıtı değildir. Sağlıklı egoizm, başkalarının karşısında kendimize de değer vermektir.”

Öneri: Önce kendine bakmak, kendi ihtiyaçlarını gidermek, kendi özlemlerini ve beklentilerini tatmin etmek, daha sonra başka birilerine yardım etmek gerekiyor. Bu, karşıdakine saygılı bir yardımseverlik ve kendimiz için de faydalı bir süreç olması için şart. Kendine karşı olumsuz bir fikri olan birisi, başkalarının farklılıklarına da saygı duyamaz ve yardım etmekte bir tatmin bulamaz. Başkalarına karşı açık olmak önce kendine karşı açık olmayı gerektirir. Başkalarına yardım etmekten medet ummak, tek başına iyi bir şey değil.

5. Her Şeyde İyi Bir Yan Bulurlar

Mutluluğun olmazsa olmaz şartlarından biri de optimizmdir. İyimserler, karamsarların aksine yağmurdan sonra havanın iyi olacağını düşünürler. Her şeyi kendi lehlerine çevirebileceklerine inanırlar.

Jean-Michel Hirt: “Elbette iyimserliğin iyi taraflarını reddedemeyiz. Ancak bu yaklaşımın kişinin geçmişi ve yaşadıklarıyla ilgili olduğunu da atlamamalıyız. Çocuk yaşta yaşanmış zor olaylar, gergin, sevgisiz, sessiz bir aile iyimserliğe çok fırsat vermez. Bu, kişinin geçmişine ve inancına dair ne yaptığına da bağlıdır.”

Öneri: İçsel bakışını değiştirmek, inançlarına dönüp bakmak, negatif bir bakış açısının esiri olmamak için kendine bakmak çok önemli. Bu açıdan kişinin çocukluğundaki olayları, imajları inceleyerek karamsar bakış açısına neden olan endişeleri gidermesi de mümkün. Başa çıkılan kötü olayları hatırlamak, bu olaydan edindiğimiz kazanımları ve başarılarımızı unutmamak da iyimser bir bakış açısına katkıda bulunur. Bu, hayattaki zorluklara karşı kendini yoksun hissetmemek açısından önemlidir.

6. Fişi Çekmeyi Biliyorlar

Mutlu insanlar, stresten ve kendilerini boğan insanlardan uzaklaşmayı biliyorlar.

Jean-Michel Hirt: “Bu tespitle hemfikir olmamak çok zor, ancak fişi çekmek tabirini tuttuğum söylenemez. Bu tabirden kısa devreyi engellemek için akımı kesmeyi anlıyoruz, ancak bu tür kesintiler, içsel bir şekilde geri gelebilir. O yüzden bir şeyden uzaklaşıp ayrılırken, kendimizden de ayrılmayı becerebilmeliyiz. İyi hissetme duygusunu besleyen şeylerden biri de kendine zaman ayırmaktır.”

Öneri: Kendine dönmek farklı şekillerde olabilir. Meditasyon, hayal kurmak, sanat, kendi bedenini dinlemek, duygularını, düşüncelerini yeniden ele almakla insan bunu yapabilir. Kendimizden, -tatillerde veya hobilerimizi yaparken de- hiçbir zaman kaçmadan yaşamalıyız.

7. Kendilerini Maneviyata Veriyorlar

Dua etmek, meditasyon yapmak ve spiritüel rutinler, ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen şeyler. Dinlerdeki değerler mutluluk hissine katkıda bulunuyor.

Jean-Michel Hirt: “Varoluşun manevi tarafını ele almamak insanı mutluluğa götürmez. Konfor ve para amaç değil, araçtır. Ancak maneviyatı salt dine veya manevi pratiklere indirgemek, kolay ve basitleştirici bir yaklaşımdır. Bu tür pratikler, endişeleri gidermeyi, kendi geçmişi ve ruh haline dönmeyi kolaylaştırıyor olabilir. Duanın ve meditasyonun iyi taraflarını inkâr etmek mümkün değil, ancak bunu tek ilaç olarak da göremeyiz. Maneviyat aracılığıyla kendi ruhunun boyutlarının kapılarını dinlemek, bütün bu karmaşıklığı anlamak da mümkündür.”

Öneri: Kendini dinlemek, kelimelerin şairaneliğine kulak kabartmak, ille de anlamları üzerine düşünmeden de olabilir. İnsanın kendi içinden gelen arzu, ideal, yalnızlık, rahatsız edici her şeyi gülümseyerek dinlemek… Bir manzarayı izlerken, bir tabloya bakarken, iyi bir şey okurken kendimizi dinlemek bizi zindanlarımızdan kurtarır, daha yüksek bir aklın içinde var olmaya izin verir. Bu kendini büyütme hali, var olmanın sevincini meydana getiren şeydir.

Derleyen: Sinem Dönmez

 

 

Bir cevap yazın