mukemmeliyetcilikle-ilgi-farkindaliginizi-artirin

MÜKEMMELİYETÇİLİKLE İLGİ FARKINDALIĞINIZI ARTIRIN

 

 

“Mükemmeliyetçilik yaşamdan alınan zevki azaltır”

Daha iyisini yapmak için istekli olmak iyi bir özelliktir, ancak bu arzumuz araç yerine amaç haline geldiğinde, bize zarar vermeye başlayabilir. Psikiyatr Alp Karaosmanoğlu mükemmeliyetçilikle ilgili farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyor.

Psychologies: Mükemmeliyetçilik nasıl tanımlanır?

Alp Karaosmanoğlu: Mükemmeliyetçilik, kişinin kendisiyle ilgili hemen her konuda en iyisini yapması gerektiğine dair bir düşünce kalıbıdır. Bir şey ya en iyidir ya da değeri yoktur. Kişi elinden gelenin en iyisini yapmadıkça rahat edemez. Beklenen hedeflere ulaşılmadığı sürece, bir rahatsızlık yaşanır ve bu amaçla sağlıktan ve eğlenceden vazgeçilir. Önce elden gelenin en iyisi yapılmalıdır.

Sağlıklı ve zararlı mükemmeliyetçilik olarak ayrım yapmak mümkün müdür?

Bir işi yapmaya çalışmanın ne zaman sağlıklı, ne zaman sağlıksız olduğunu belirleyen en önemli faktör, kişinin kendi sağlığından, dinlenmesinden, eğlencesinden vazgeçip vazgeçmediğiyle ölçülebilir. Eğer yaptığınız işin ne kadar bir iyilik gerektirdiğini sağlıklı bir şekilde değerlendirip eylemlerinizi ve çalışmalarınızı ona göre ayarlayabiliyorsanız, sağlıklı bir seviyede mükemmeliyetçi olduğunuz söylenebilir. Ne kadar bir mükemmeliyet gerektiğini anlayamadığınız zaman, sonucu garantiye almak için kendinize zarar verecek seviyelerde çalışabilirsiniz. Bu durum da kendine zararlı mükemmeliyetçiliğe bir örnektir.

Çağımızın normlarından biri haline gelmiş bu tutum, yaşamdan aldığımız zevki azaltıyor mu?

Evet, kişinin yaşamdan aldığı zevki azaltması, mükemmeliyetçilikle ilgili önemli bir konudur. Mükemmel sonuçlara ulaşılmasından sonra alacağımızı düşündüğümüz keyif hiçbir zaman gelmez. Eğer bu bir düşünce rahatsızlığı seviyesinde ise mükemmel noktaya ulaşıldıktan sonra, kişinin zihni bir sonraki mükemmel noktaya odaklanır. Dolayısıyla yaşamaktan alınan zevk yok denecek kadar azdır.

Söz konusu kişiler “mükemmel olmayanı” neden kabul etmezler?

Mükemmel olmayanı kabul etmemenin altında yatan neden, sıradan bir durumda kalmaktan korkmaktır. Sıradan durumda kaldığımızda, savaş gibi tehdit edici durumlarda hayatta kalma olasılığımız azalır. Eğer bizi diğerlerinden ayıran mükemmel yeteneklerimiz, performanslarımız, kitaplar, filmler gibi ürünlerimiz varsa, tehdit edici durumlarda hayatta kalma olasılığımız artar. Bu biraz derin bir konudur. Ama genel hatlarıyla, altında kendimizi otoriteye karşı bağımsız ve ayrıcalıklı duruma getirmek vardır. Böylece çevremiz tarafından da serbest bırakılırız ve bize ayrıcalık tanınır. Aynı zamanda içsel olarak da kendimizi hoş görmemiz artar. Dolayısıyla mükemmel olmayanı kabul ettiğiniz zaman, olası bir felaket durumunda yaşayacağımız yok olma korkusunu evrimsel olarak hissederiz.

Kusursuz ve imkânsız olanlar yerine, daha makul ve ulaşılabilir hedefler belirlemek öğrenilebilir mi?

Eğer altta yatan derin ihtiyaçları fark edebilirsek, mükemmelciliğimizin motivasyonunu daha iyi anlarız: Dokunulmaz olmak. Ama pek çok evrimsel korkumuz gibi, çağımız için çoğunlukla geçersizdir. Ortaçağdaki gibi krallıklarda yaşıyor olsaydık, mükemmel başarılarımız bize krala yakın olmayı ve yarı veya tam kölelikten farksız sıradan vatandaşlıktan muaf olmayı sağlardı. Günümüzde ise mükemmelciliğin bize bu kadar belirgin faydaları olmaz. Özgürlükler yasalarla koruma altındadır ve mükemmel işler veya başarılar bize anlamlı bir avantaj sağlamaz. Dolayısıyla, sıradanlık önceki çağlardaki kadar tehlikeli değildir. Bu konulardaki farkındalık artırılarak, daha detaylı terapi teknikleri ile kişiler mükemmelcilikten kısmi veya tam olarak kurtulabilirler.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

FİLM ÖNERİSİ: 400 DARBE

Sonraki Yazılar

DEĞİŞİM İÇİN ALTI ÖNERİ