thinkingwoman

MİA MEDİNA, SORULARINIZI CEVAPLIYOR


Uzman Klinik Psikolog ve Öğretim Görevlisi Mia Medina; cinsel problemler, aile ilişkileri ve  iş hayatındaki zorluklar hakkında aklınıza takılanları cevaplıyor. 

“10 yıldır onun sevgilim olmasını bekliyorum ama artık yoruldum.”

25 yaşındayım, 10 senedir tanıdığım bir çocukla gelgitli bir ilişkimiz var. Ara sıra görüşüp cinsellik yaşıyoruz ancak ardından uzun süre haberleşmiyoruz. Ben onu seviyorum ama sevgili olamadık. Bir gün bana gelecek mi düşüncesinden yoruldum ama bu döngüyü kıracak motivasyonu bulamıyorum. Aslı, İzmir

Sanki sana hiç iyi gelmeyen ancak bırakması da bir o kadar zor bir döngünün içindesin. Anladığım kadarıyla bu kişiden istediğin birçok şey var, ancak o sana arzuladıklarını vermek yerine önüne ufak kırıntılar atıyor. Sen de hiç yoktan iyidir diyerek bu kırıntıları kabul ediyorsun. Ancak görüşmelerinizin ardından aldığının ne kadar yetersiz olduğu ve aslında daha fazlasını istediğin gerçeğiyle yüzleşiyorsun. Bu da sana acı veriyor.

Bu tarz ilişkiler bazen bir bağımlılık dinamiğine benzer. Tıpkı bir madde bağımlılığında olduğu gibi bu kişiyle beraber olmanın uzun vadede zarar verdiğini biliyorsundur. Ancak bazen içini çok yoğun, adeta gözlerini kör eden bir ihtiyaç, bir özlem kaplayabilir ve anlık da olsa bu özlemi gidermek her şeyden önemli hale gelebilir. Bu adımın uzun vadede yol açabileceği değersizlik, hayal kırıklığı, öfke gibi zor hisleri bilsen dahi göz ardı edersin ve bu acılı döngüye bir kez daha girmiş olursun. Ancak her beraberliğin ardından özgüvenin daha da azalabilir, öfke ve hayal kırıklığın artar.
Eğer bu ilişkinin sana iyi gelmediğine inanıyor ve daha doyurucu bir ilişkinin içinde olmak istiyorsan, aşman gereken zorluk bu ihtiyaç ve özlem duygularını deneyimlediğinde, bu kişiyle anlık bir rahatlama aramak yerine, bu duygularla daha kalıcı ve sağlıklı şekillerde başa çıkmak. Örneğin, bu kişiyle görüştükten sonra kendini ne denli kötü hissettiğini hatırlayıp onunla olma dürtüsünü en azından bir süreliğine ertelemeye çalışabilirsin. Bu süre içinde de sana özellikle iyi gelen insanlarla görüşebilir, seni doyuran ya da en azından dikkatini dağıtan aktiviteler yapmaya çalışabilirsin.
Bazen bütün çabalarına rağmen hissettiğin özlem ve acı geçmeyebilir, bunda aslında bir sakınca yok. O zaman da önemli olan bu duyguların içinden geçmek, başka bir deyişle bu kişiden istediğini alamamanın üzüntüsünü yaşamak, yasını tutmak.

Acılı duyguları hissettikçe zamanla yoğunlukları dağılır, senin üzerindeki güçleri azalır. Öte yandan anlık dürtülerle üstünü örttükçe güçleri artar ve döngü devam eder.

“Hiç cinsel ilişki yaşamamış olmamın psikolojime olan etkilerini merak ediyorum.”

22 yaşındayım ve hayatımda hiç seks yapmadım. Acısından değil de toplumda öğretilen ve ailem tarafından gelen baskıdan dolayı yapmaktan korkuyorum. Sorum şu ki benim gibi seks yapamayan kızların psikolojisi nasıl olur? Sürekli bunu düşünmemin ya da bu kadar etrafıma öfke saçmamın nedeni bu mu? Kendimi bu kadar değersiz hissetmemin veya bu kadar etrafımdan çekinmemde bunun etkisi nedir? Damla, Ankara

“Seks yapamayan kızların psikolojisi” diye genelleyebileceğimiz bir tanı ya da karakter profili olduğunu söyleyemem. Ancak yazdıkların bana “seks yapamamaktan” daha karmaşık ve derin sorunlarla boğuştuğun izlemini veriyor. Öncelikle cinselliğin sende bir korku oluşturduğunu anlıyorum. Buna sebep olan inançları ve düşünceleri daha detaylı bir şekilde sorgulamak isterdim. Toplumdan ne gibi mesajlar aldın ve bunlar seni ne şekillerde etkiledi? Aynı şekilde “aile baskısı” senin ailende neye benziyor? Kim, ne tür baskılar uyguluyor ve bu sende ne gibi duygusal, düşünsel ve davranışsal etkiler yaratıyor? Bunlar derinine araştırmakta fayda olan önemli sorular.

Etrafına öfke saçtığından ve kendini değersiz hissettiğinden bahsetmişsin. Bunlar doğrudan cinsellikle ilişkilendirilemeyecek kadar karmaşık ve bir sürü iç ve dış faktörün etkileşmesinden doğan deneyimler. Bu noktada terapötik bir sürece girmenin sana faydası olacağına inanıyorum. Bu süreçte bahsettiğin zor duyguları senin gelişimsel öykün, aile ilişkilerin ve şimdiki iç dünyan çerçevesinde anlamlandırmak kanımca içsel özgürlüğünü artıracaktır.

“Oğlumun okulla ilgili yaşadığı sorunlar yüzünden kendimi çaresiz hissediyorum.”

Oğlum ilkokul üçüncü sınıfa başlıyor. Son iki sene ikimiz için de çok zor geçti. Öğretmeni ondan çok şikâyetçi; dersleri hiç dinlemediğini, sınavlarda da kapasitesinin çok altında performans gösterdiğini söylüyor. Onu daha iyi bir öğrenci olmaya nasıl motive edebilirim? Aysu, Ankara

Çok zor, yıpratıcı ve çocuğunun tüm geleceği için önem taşıyan bir durumdan bahsediyorsun. Bir çocuğun okulu sevmemesi ya da akademik olarak sorun yaşaması toplumumuzda çoğunlukla tembellik ya da yaramazlık olarak algılanır. Bu da çocuğun öğretmenleri ve ailesi tarafından etiketlenmesine yol açar. Böylelikle yıllar sürecek ve çocuğun bütün hayatını etkileyecek okul nefreti, özgüven eksikliği ve davranış problemleri için zemin hazırlanmış olur. Oysaki tembellik ya da yaramazlık olarak algılanan şey, altta yatan bilişsel ve/veya duygusal bir sorunun dışavurumundan başka bir şey değildir. Bu sebeple, sana çocuğunu daha iyi bir öğrenci olmaya motive etmek yerine, öncelikle onu anlamaya çalışmanı tavsiye ederim. Gelişim uzmanları ve psikologlar her bireyin karmaşık bir “öğrenme stili” olduğunu öne sürüyor. Ne yazık ki günümüzdeki akademik sistem her çocuğun öğrenme stiline hitap edemiyor. Örneğin, bazıları bir sınıfta oturup öğretmeni dinleyerek angaje olamıyor, ancak aktif ve uygulamalı ortamlarda başarı gösteriyor. Bazıları görsel olarak bilgileri alabilirken, bazıları sadece duyusal olarak alabiliyor. Yine bazı çocuklar bir anda çok fazla bilgi ve taleple karşılaşınca paralize olabiliyor, ancak bu bilgiler onlara küçük ve baş edilir parçalar halinde sunulursa öğrenebiliyor. Bu saydıklarım yüzlerce kişisel özellikten sadece birkaçı.

Sana tavsiyem, oğlunu kendine özgü öğrenme stilini değerlendirecek bir çocuk davranış uzmanına götürmen. Buradaki amaç kesinlikle bir IQ puanı elde etmek değil, onun ne tür öğrenme ortamlarına cevap verdiğini ve ne tür ortamlarda zorluk çektiğini detaylı bir şekilde anlamak. Ayrıca bu sorunun oğlunun yaşadığı duygusal ya da ilişkisel bir durumun dışavurumu olma ihtimalini araştırmak.

Aldığın bilgiler ve uzmanın vereceği tavsiyeler doğrultusunda oğlunun öğretmeniyle konuşmanı, ancak bunu yaparken de öğretmenin bütün bir sınıfı idare etmekte yaşadığı zorluklara duyarlı olmanı öneririm. Eğer şimdiki sınıf ya da okul ortamı oğlunun ihtiyaçlarına cevap veremeyecek gibiyse, belki daha uygun bir ortam arayışına da gidilebilir.

 

Siz de aklınıza takılanları bize yazabilirsiniz. Sorularınızı bekliyoruz: Psyposta@groupmedya.com

 

 

 

Önceki Yazılar

SADECE ORTAK ARKADAŞLAR YETMEZ!

Sonraki Yazılar

ARTIK DAHA HAFİFLER

Bir cevap yazın