OLYMPUS DIGITAL CAMERA

METEORA: GÖKLERDEKİ MANASTIRLAR DİYARI


Yunanistan’ın Kalambaka kasabasının yakınlarında bulunan Meteora, kayaların üstüne kurulmuş manastırlarıyla mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

Her gezgin fotoğrafçının, “Hayalimde görmek istediğim yerler” listesi mutlaka vardır. Mehmet’le benim de listemizde Meteora (Yunanistan) her zaman olmuştur. Arkadaşımızın kızının vaftizi için Ioannina’ya gitme planları yaparken, bunu bir roadtrip’e çevirmeye karar verdik. Selanik’e uçup, orada iki gün kalıp yola devam etme ve yol üzerinde görmek istediğimiz yerlere uğrama planı yaptık. Meteora da tabii ki bu duraklardan biri oldu. Bütün gün gezer, fotoğraflarımızı çeker ve Ioannina’ya yolumuza devam ederiz demiştik. Kalambaka’ya ulaştığımızda, ne kadar yanlış bir plan yaptığımızı kafamı kaldırdığım anda anladım. İnanılmaz yükseklikteki kayaları görebildiğimiz bir yere oturup yemeğimizi yedikten sonra Meteora’ya doğru yola çıktık.

Kalambaka ve Kastraki kasabaları bu uçsuz bucaksız kayaların ve yamaçların eteklerine kurulmuş. Konaklamak istediğinizde, bu iki kasabadan birinde kalıyorsunuz. Her bütçeye göre otel ve konuk evi mevcut. Meteora çok turist alan bir bölge olmasına rağmen bu kasabalar oldukça sakin ve huzurlu. 3-5 KM yukarı tırmandıktan sonra, sizi şaşkınlığa uğratacak manzaraya ulaşıyorsunuz.

BOŞLUKTA ASILI DURANLAR
Meteora, kelime anlamı olan ‘boşlukta asılı duran‘ı tam anlamıyla hak ediyor. 300-500 metre yüksekliğindeki sonsuzluğa uzanan kayaların üzerinde kurulmuş manastırları görünce insan afallayıp kalıyor. Nasıl yapmışlar, nasıl etmişler diye düşünürken, epey bir süre boş boş baktığımı itiraf etmeliyim.
Arabamızı durabildiğimiz her noktada durdurup, uçurumun kenarındaki kayaların üzerinden inanılmaz güzellikteki vadinin milyon tane fotoğrafını çektikten sonra, manastırları gezmeye başladık. Tabii ki hesap çarşıya uymadı ve zamanımız hepsine gitmeye yetmedi, çünkü saat 16.00-17.00 gibi manastırlar ziyarete kapanıyordu. Ne yapalım, biz de programımızı değiştirip Ioannina dönüşü bir gece burada kalmaya karar verdik. İyi ki de böyle bir karar vermişiz. Uzun zamandır bu kadar huzurlu uyanmamıştım. Kuş sesleri ve odamızın manzarası olan Meteora kayaları bizi sarhoş etti.

Meteora’daki manastırlar UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınmış. Yunan devleti burayı gerçekten çok iyi korumuş ve hatta bozulmamış, değişmeyen, kutsal yer olarak ilan etmiş. Manastırları ziyaret etmek bir-iki tanesi dışında, oldukça meşakkatli. Upuzun patikalarda yürüdükten sonra bitmek bilmeyen merdivenlerden çıkmaya başlıyorsunuz ama merdivenler bitmiyor, bitmiyor. Holy Trinity manastırına bu şekilde ulaştıktan sonra diğerleri için artık tecrübeliydim ve ağlayıp sızlamadan ziyaret etmeyi başarabildim. Manastırlara şort veya pantolonla giremiyorsunuz. Size girişte önlük tarzı etekler veriyorlar, onu belinize bağlayıp geziyorsunuz. Sabah hepsi 9.00’da ziyarete açılıyor ve en geç 17.00’de kapanıyorlar.

RUHANİ BİR YER
Bir zamanlar faaliyet gösteren 24 manastırdan günümüzde sadece altısı aktif durumda. Şu anda 20 keşiş ve dört rahibe bulunuyor. Keşişler 14. yüzyılda güvenli bir yer arayışı sırasında Meteora’ya gelmişler. 1920’lerde merdivenler yokmuş; ya kayalara tırmanıyorlarmış ya da sepetle yukarı ve aşağı taşıma sistemini kullanıyorlarmış. Rahibeler ve keşişler 04.00 gibi uyanıyor ve üç saat kadar hem özel alanlarında hem de kiliselerinde dua ediyorlarmış. Sonra da gün içerisinde kendilerine verilmiş olan görevleri yerine getiriyorlar. Manastırların içindeki dükkanlarda, kendi ürettikleri zeytinyağları, sabunları ve iyileştirici otlarla hazırladıkları sıvıları satıyorlar. Biz tabii ki almadan edemedik.

Meteora’da 41 adet inziva noktası bulunuyormuş ama hiçbir işaret olmadığından rehber eşliğinde buraları ziyaret etmek daha sağlıklı görünüyor. Manastırların patikalarından birinde Kastraki tabelası görmüştüm. Orman içine doğru bir patikayı yön olarak gösteriyordu. Meğerse kasabaya buradan yürüyerek iniyorlarmış. Ben ağzımın payını manastır merdivenlerinden çıkarken aldığım için aklımdan bile geçmedi. Yukarıdan fotoğraf çekerken gördüğüm ama yürüyerek aşağılara inmediğim için yakından göremediğim kayaların içine oyulmuş küçük mağaralar vardı. O zaman ne olduğunu anlamamıştım. Onlar keşişlerin inziva oyuklarıymış. 1920’lere kadar manastırlara kadınların girmesi yasakmış, 1921’de resmi olarak ilk defa Romanya Kraliçesi Marie ziyaret edebilmiş. Başka bir bilgi de Meteora’yı eski bir James Bond filmi olan ‘Yalnız Senin Gözlerin İçin‘de (For Your Eyes Only) gördüğümüz. O kayalara tırmanan Bond’u bir film setinde sanıyorsunuz, meğer her şey gerçekmiş. Benim tavsiyem; eğer burayı ziyaret edecek, hatta patikalarda yürüyecek ve bütün manastırları ziyaret edecekseniz, iki-üç günden aşağı zaman ayırmamanız.

ZİYARET DURAKLARI
Şu anda aktif olan ve mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ettiğim manastırların isimleri ise şöyle: The Monastery of Meteoron, The Monastery of Varlaam, The Monastery of Roussanou, The Monastery of St. Stephen, The Monastery of Holy Trinity, The Monastery of St. Nikolaos.

YEME-İÇME ROTALARI

Meteora Restaurant

Kalambaka’da Meteora’ya bakan, çok keyifli bir bahçesi olan Meteora Restaurant’ı tercih edebilirsiniz.

meteora-restaurant.gr
Trikalon 2, Kalambaka 422 00

Taverna Gardenia

Kastraki Kasabası’nda meydandaki Kastraki Kilisesi’nin hemen yakınında yer alan Gardenia Restaurant’ı tavsiye ederim.
Kastraki 422 00
+30 2432 022504

NEREDE KALINIR?
Konaklama için, son derece temiz, sakin olan ve kasabaların biraz üst tarafında kalan Grand Meteora Hotel’i tavsiye ederim. Siz de bizim gibi manzaralı oda isterseniz, balkonunda oturup Meteora manzarasına bakarak kuş sesleri eşliğinde huzur bulabilirsiniz. Sabah bu manzaraya karşı uyanmanın verdiği hissi uzun zamandır yaşamamıştım.
grandmeteora.gr

Kastraki, Kalambaka 422 00

Yazı ve Fotoğraflar: Çiler Geçici

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

HİKAYELERİN GÜCÜ

Sonraki Yazılar

TATLI VE FERAH