“mavi-bolgeler”de-uzun-ve-mutlu-hayatin-sirlari (2)

“MAVİ BÖLGELER”DE UZUN VE MUTLU HAYATIN SIRLARI

 

 

Sakin değil hareketli, stressiz değil ama stresi yönetebildikleri yaşamları tercih ediyorlar. Sebze ve balık yiyerek, 100 yaşı deviriyorlar. Asla yalnız yemiyorlar; kahvaltıda zengin, öğlen yemeğinde ise mütevazı mönüler tercih ediliyor. Akşam yemeği ise yok denecek kadar az. Amerika’dan Japonya ve Yunanistan’a, İtalya’dan Kosta Rika’ya dünyanın farklı noktalarına yayılmış “Mavi Bölgeler”de uzun ve mutlu yaşamın sırrını merak ediyor musunuz?

İnsanlar asırlardır gençlik iksirinin peşinde. Çoğumuz için bu imkânsız bir hayal gibi gözükse de, uzun ve mutlu ömrün sırrı dünyanın bazı bölgelerinde bulunmuş bile. “Mavi Bölgeler” olarak adlandırılan yerlerde yaşayan insanlar, son çalışmalara göre 100 yaşını aşmış olduğu halde mutlu ve sağlıklı hayatlarına devam ediyor.

“Nedir bu Mavi Bölgeler” diye merak edenler için hemen özetleyelim. Öncelikle tam bir adresi yok; dünyanın farklı kıtalarında bu bölgelere rastlamak mümkün. Ortak noktaları,

100 yaşını aşmış kişi sayısının genel ortalamanın çok üzerinde olması. Üstelik tek konu hâlâ yaşamaları değil, aynı zamanda sağlıklı ve mutlu bir hayat sürdürmeleri. Bu bölgelerde yaşayan insanların yaşam tarzlarında tespit edilen bazı ortak noktalar ise oldukça çarpıcı…

Batıdan doğuya mavi bölgeler

Bu konuda ilk akla gelen örnek, Tunus’un hemen kuzeyindeki İtalyan adası Sardunya.  Normalde dünya ortalamasında 100 yaşını gören her beş kadın için bir erkek düşerken, bu adada oran bire bir olarak tespit edilmiş. Amerika Birleşik Devletleri, Kaliforniya’daki Loma Linda şehri ise ABD’de en uzun süre yaşayan kilise cemaatini barındırıyor. Bu grubun üzerinde yapılan araştırmalar, yöre halkının ortalama ömrünün ABD’nin geri kalanından yüksek olduğunu gösteriyor. Bölgede yaşayanların sigara içmemesi, diyetlerine dikkat etmesi, haftada dört, beş defa bir avuç kuruyemiş tüketmeleri bunda oldukça etkili. Dahası en özel besinleri potasyum oranı yüksek, tuz oranı düşük olan avokado. Fasulye, nohut ve mercimek ise sofraların en popüler yiyecekleri. Japonya’da bulunan Okinawa Adası ise yine Mavi Bölge olarak adlandırılan bir diğer adres. Burası aynı zamanda dünya üzerindeki en uzun ortalama yaşam beklentisinin olduğu yer olarak adlandırılıyor. Daha bitmedi… Yunan adası Ikaria’da yaşayanların tüm Akdeniz halkından ortalama sekiz yıl daha fazla yaşadıkları biliniyor. Kosta Rika’da bulunan Nikoya Yarımadası ise adeta bir asrı devirmiş gençler bölgesi.

Nedir peki burada yaşayanların ortak noktaları?

Bütün bu yerlerin okyanus kenarında bulundukları dikkatinizi çekmiştir mutlaka. Bu nedenle uzmanlar, deniz mahsulleriyle beslenme ile uzun ömürlü yaşam arasında bir bağlantı olduğu konusunda hemfikir. Sadece balık yemekten bahsetmiyoruz elbette. Sebze ağırlıklı beslenme ve kuru baklagilleri de günlük hayatlarına katmalarıyla uzun yaşamları arasındaki ilişki inceleniyor.

Fakat beslenme şekilleri bu durumu tek başına açıklamak için yeterli değil. Aynı zamanda, bu bölgelerde yaşayan insanların davranış şekilleri, hayata bakış açıları ve olaylar karşısında tutundukları tavırlarda da ortak noktalar araştırılıyor. Bugüne kadar elde edilen bulgular ise oldukça çarpıcı.

Hareketli yaşam: “Mavi Bölgeler”de yaşayan insanlar, sakin değil aksine hareketli bir yaşam şeklini tercih ediyor. Günlük rutinleri de tahmin edilenin tersine sürekli hareket içeriyor.

Yaşama amacı: Bu bölgelerde yaşlı kişiler toplum tarafından dışlanmıyor ve adeta genç ve aktif bireyler gibi yaşamlarına devam etmeleri için teşvik ediliyor. Okinawanlar buna “ikigai” diyorlar. Nicoyalılar ise “planlama” adını veriyorlar. Aslında her ikisi de sabah neden uyandığımızı yorumluyor ve sorguluyor. Sadece bir yaşam amacımızın olması bile ömrümüze yedi yıl daha eklemek anlamına geliyor.

Stres yönetimi: Stres artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olsa da, Mavi Bölgeler’de yaşayanlar stresi yönetme ve stresle başa çıkma konusunda kendilerini geliştirmeyi başarmış. Hayatın stressizi olmaz; ancak önemli olan onların stresi yönetme ve başa çıkma becerisi.

% 80 Kuralı: Özellikle Okinawa Adası’nda yaşayanlar bu kurala sımsıkı bağlı. Sofradan karınları yüzde 80 doyduğunda kalkıyorlar. Bu sayede “yeterli yemek” ile “aşırıya kaçma” arasında hassas bir noktada durmasını biliyorlar.

Sebze ağırlıklı beslenme: Vejetaryen olmasalar da sebze ağırlıklı beslenme hayatlarının temelinde bulunuyor.

Yalnız yemeyin!

“Mavi Bölgeler”de yaşayanların sadece yaşam şekli değil, yeme-içme şekilleri de çok fazla ortak noktaya sahip. Öncelikle hepsi işe gitmeden evvel çok sıkı bir kahvaltı yapıyor. Öğle yemeği için mütevazı bir mönü seçerken, akşam yemeği için geç saatleri beklemiyorlar. Ara öğün olarak bir meyve ve kuruyemişi ihmal etmiyorlar. En sevdikleri yiyecek fasulye. Gazlı ve şekerli içeceklere ise bu dünyada yer yok. Bir diğer kural, çoğu yemeğin öğleden evvel tüketiliyor olması. Örneğin Ikarialılar ve Sardinyalılar öğle yemeğini zengin tutuyor. Okinawa’da akşam yemeği hiç yok. Tahmin edeceğiniz gibi, yemekler mutlaka evde yapılıyor ve yeniyor. Dışarıda yemek yemek ancak özel günlerde makbul.

Ve en önemlisi tek başına yemeyi sağlıksız görüyorlar. Yemeklerini mutlaka arkadaşlar ve aileyle tüketiyorlar. Çünkü stres altında ve hızlı yemek yemek, sindirim sistemini kötü etkiliyor. Bu durumda da kaloriler enerjiye dönüşeceklerine vücuda yerleşebiliyor. İnsan sosyal bir varlık ve yalnızlık hiç de insana göre değil. Dünyanın en uzun yaşayan halkı, sağlıklı davranışları destekleyen sosyal çevrelerde doğmuş ve yaşamış kişilerden oluşuyor. Bu bağlamda kalp hastalıklarıyla ilgili yapılan bir çalışmada; sigara kullanımı, obezite, mutluluk ve hatta yalnızlığın da bulaşıcı olduğu tespit edilmiş. Uzun ömürlü insanların içinde bulundukları sosyal ağlar, onların sağlıklı davranışlarını olumlu şekilde yönlendiriyor ve şekillendiriyor.

Yazı: Neslihan Aktaş

 

 

Önceki Yazılar

YEŞİL MERCİMEK SALATASI TARİFİ

Sonraki Yazılar

GÜNEŞLE OLAN İLİŞKİNİZİ SAĞLIKLI BİR BOYUTA TAŞIYIN