Loving senior couple enjoying the life and eachother, sitting on the dock by the seaside

LİBİDONUN MÜTTEFİKLERİ


İlerleyen yaşlarda görülmeye başlayan cinsel arzu eksikliği hormonlardaki değişimlerin yanı sıra kişinin korku ve engelleriyle de ilişkili. Peki, bu durumu nasıl aşabiliriz?

Vücut kimyası, cinsel isteğimizi uyarabilir mi? Evet, ancak yalnızca ilk zamanlarda. Erotik eğilimlerimizin kaynakları her zaman kalp ve akıldan üstün gelir. Kural çok acımasız olsa da değiştirmek olanaksız. Cinsel hayatımızın özünü oluşturan hormon üretimi ilerleyen yaşla beraber kaçınılmaz olarak azalıyor. 50’li yaşlardaki bir kadın 25 yaşına oranla iki kat daha az testosteron üretiyor. Aynı şey erkekler için de geçerli. Ancak her 50 yaşındaki birey arzularının matematiksel olarak düşüşünü görmüyor.

Androlog ve Seksolog Pierre Desvaux, “Testosteron açığı, cinsel istek eksikliğini açıklayabilir, ancak hormonal bir bozukluk her şeyi açıklamaya yetmez” diyor.

“Kadın menopozla birlikte yaşlandığını ve çekiciliğini kaybettiğini düşünüyorsa, bu ruh halinin yarattığı psikolojik etki isteğin azalmasında daha fazla rol oynar” diye açıklıyor Psikiyatrist Aytül Gürbüz Tükel. “Erkeklerde sertleşme sorunu oranı yaşlanmayla birlikte artmakla birlikte yaşlanmanın mutlak bir sonucu değildir. İleri yaşlarda cinsel işlevi bozacak tıbbi problemler daha sık görüldüğünden yaşlı erkeklerdeki cinsel sorunlar yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmektedir.”

Psikanalistler ve seksologlar, danışanlarının onlara başvurmasındaki temel nedenlerden birinin ilişkilerde azalan arzu olduğunu söylüyorlar. Üstelik bu yoksunluğun fizyolojinin ötesindeki sebeplere dayandığı konusunda hem fikirler. Psikanalist Éric Tognoni, “Libidonun düşüşü yeni sorular sorulmasına sebep olur. Kişi arzusunu nasıl ifade eder, nasıl zaman ayırır? Bu durumun kendisiyle ve ilişkisiyle bağlantısını, zevk almak için ayırdığı alanı sorgulamak gerekir” diyor.

“Kadın menopozla birlikte yaşlandığını ve çekiciliğini kaybettiğini düşünüyorsa, bu ruh halinin yarattığı psikolojik etki cinsel isteğin azalmasında daha fazla rol oynar” Aytül Gürbüz Tükel, Psikiyatrist

Ereksiyonu ve hormon dengesini sağlayan haplar, hastaların yineleyen taleplerinin bir parçası. Bu hapları kullanan erkeklerin performansında gözle görülür bir iyileşme gözlemleniyor. Eric Tognoni, bu maddelerin kullanımının yalnızca geçici bir çözüm olduğunu, bu hapların olağan problemleri ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını vurguluyor. Üstelik internette kontrolsüz satışı yapılan cinsel gücü artırıcı ilaç reklamlarının artmasıyla bu hapları yalnızca eğlence amaçlı tüketenlerin sayısı da azımsanacak gibi değil.

Tükel, Türkiye’de cinsel sorunların tedavisinin en fazla yanlışların yapıldığı, istismarın ve etik dışı uygulamaların olduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. Cinsel sorunlarla ilgili konuşmadığımız ve internet üzerinden bilgi edinmeye çalıştığımız için bu konuda kendini çaresiz hisseden kişiler reklamlarında çok şey vadeden ürünlere başvuruyor. “Maalesef bitkisel ve zararsız olarak sunulan bu ürünlerin denetimi yapılmadığından ve içlerinde ne olduğu tam olarak bilinmediğinden zararlı sonuçlarıyla karşılaşılmaktadır.”

Pierre Desvaux tedavi talebinde bulunmadan cinsel zorlukların üstesinden gelmenin söz konusu olmadığının üzerinde duruyor.

Kimya bir müttefik olsa da tek başına yeterli değil. Hatta “teknik” sorun akıl yoluyla çok daha hızlı iyileşiyor. Eric Tognoni, “Problemin düğüm noktası tam burası. Araştırmalar tamamen semptomun tedavisine odaklanmış durumda ve ilişki kalitesindeki çıkmazı oluşturuyor” diyor. Psikanalist Catherine Blanc, “Korkular ve engeller ortadan kaldırılmazsa, arzu yoksunluğu bu başarısızlığın asla tek sonucu olamaz. Tam tersi arzuyu artırıcı bitkisel bir ürün almanın öncelikli ve en önemli göstergesi arzuyu tekrardan bulma isteğidir, bu atılan ilk adımdır!” diyor. Psikiyatr Aytül Gürbüz Tükel ise, “Cinsel işlev bozukluklarının çoğu 6-10 seans süren cinsel terapilerle oldukça başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir” diye hatırlatıyor.

Yazı: Luc Biecq, Çeviri: Ayça Sayın

 

 

Önceki Yazılar

ASLA TOLERANS YOK

Sonraki Yazılar

SAĞLIKLI İLİŞKİNİN PÜF NOKTALARI!