konusmadigini-iyilestirebilir-misin

Konuşmadığını İyileştirebilir misin?

Bir anneyle tanıştım. Belli ki içi de yüzü kadar aydınlık. Uzunca uğraştıklarını, ne olduğunu anladıktan sonra kızlarını duyu bütünleme terapisine başlattıklarını anlattı. Dedi ki, “Ama çok çekiniyor Gülce yaşıtlarıyla kaynaşmaktan, bazı şeyleri yapamadığının fark edilmesinden. Evde çok çaba sarf ediyor, bir saat çalışılacak bir parça için piyano başında üç saat azimle uğraşıyor”. “Çok iyi… Peki nasıl hissediyor yaşadığı güçlüklerle ilgili?” “Aslında bu konuyu pek konuşmuyoruz.” “Ama konuşmak lazım. Gülce kendisini bu konuda iyi hissettikçe arkadaşlarına da anlatabilir hale gelir durumunu, nelerde zorlandığını, neye ihtiyaç duyduğunu.” “Peki ya evde kardeşi Gülce’yle alay ederse, ya zorbalık yaparsa?”

“Eğer olacaksa, zorbalıkla baş etmeyi öğrenmek için en iyi yer ev değil mi? Zorbalıkla baş edebilmek için insanın önce durumuyla barışık olması gerekir.” “Hiç böyle düşünmemiştik.” “Herkesin zorlukları vardır. Bazıları daha belirgindir, bazıları görünmez. Bazıları daha alışıldık, daha yaygındır. Gözü bozulanın gözlük takması gibi. Kimse bu konuda konuşmaktan rahatsız olmaz, o kadar insan var ki gözlük takan. Ama kulak iyi duymadığında, çocuk işitme cihazı kullanıyorsa, utanıp sıkılmıyor mu? Sıkılıyor, çünkü bir çocuğun işitme cihazı takması çok da görülen bir şey değil. Hele ki yaşından beklenecek bazı becerileri göstermesine engel olan bir durum varsa çocukta, iyice sıkıntı verici olabilir. Evde bu konuyu konuşmadığınızda, durumu olağanlaştıracağınızı, Gülce’nin daha iyi hissedeceğini düşünüyorsunuz belki. Ama herkesin gözü önünde olan bir şeyi hiç konuşmamak, konuşulmaya çekinilecek, belki utanç verici bir durum olduğu anlamına gelmez mi? Konuşmadan normalleştirmeye çalışmak yerine konuşarak normalleştirseniz. Gülce durumu önce kendi kabul etsin, durumuyla barışsın ki arkadaş ortamlarında da kendini daha rahat anlatabilsin; gerektiğinde alayla nasıl baş edeceğini bilsin.”

Hepimiz bazen böyle bilemiyoruz işte neyi nasıl yapacağımızı. Ne kadar bilinçli olsak da bazen konuşmamayı tercih ettiklerimiz oluyor. Burada verdiğim sadece bir örnek. Daha az duygusal olana odaklandığımıza, duygusal olanlardan uzak durduğumuza bir örnek. Peki ama uğraşmadan, çaba sarf etmeden ne gelişir? Parmak hareketlerimizin gelişmesi için verilen egzersizleri bıkmadan usanmadan yapmamız gerekmiyor mu? Diğer çocuğun bir saat çalıştığı parça için üç saat çalışmak gerekmiyor mu?

Konuşmaya çalışmadan konuşmayı öğrenemeyiz. Yürümeye çalışmadan yürümeyi de… Neyin üzerinde uğraşırsak o konuda daha iyi oluruz. Ama hayat kalitemizi artıran sadece fiziksel değil, bir o kadar da sosyal ve duygusal becerilerimiz. Gelin görün ki geliştirmek için en az uğraştıklarımız, hakkında en az konuştuklarımız da onlar. En çok görmezden geldiklerimiz bizi duygusal olarak zorlayanlar. Halbuki konuşmadığımızı iyileştiremeyiz. Konuşmak, ortaya çıkarmaktır. Konuşmak, konuşmayana konuşulanın konuşulabilir olduğuna dair mesaj vermektir.

İletişimi cesaretlendirmek, herkesin fikrini ifade edebilmesi için alan açmaktır. Tek tek bu durumda şunları yapmalısınız demeyeceğim. Bazen yapmamız gereken düşünmeye zaman ayırmaktır. Ben nelerin etrafından dolaşıyor, nelerin üstünden atlıyorum? Ama biliyoruz ki etrafından dolaşıp üstünden atladıkça ortadaki çukur kapanmaz. Çukur durdukça her gün oradan geçerken yine etrafından dolaşmanız, üstünden atlamanız gerekir. Bunu yapmaksa ne rahat, ne sürdürülebilirdir, ne de yararlı… Çukuru doldurmak için gayret şart; düz yürüyebilmek için de, bazen eğlenmek için takla atarak ilerlemek için de. Ben bir örnekle başladım. Oysa hepimizde var konuşulmayanlar. Neler onlar, siz daha iyi bilirsiniz.

Yazı: AYŞE BİLGE SELÇUK Gelişimsel psikoloji ve psikopatoloji uzmanı. Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi.

 

 

No Previous Post
Sonraki Yazılar

Kötümserliği Nasıl Yenerim?