kompleks-kavraminin-farkli-anlamlari-ve-yasamimiza-etkileri

Kompleks Kavramının Farklı Anlamları ve Yaşamımıza Etkileri

Oidipus kompleksi, aşağılık kompleksi ya da ruhsal karmaşa…  Psikiyatr ve psikanalist Ceren Korulsan, kompleks kavramının farklı anlamlarını ve yaşamımıza etkilerini anlatıyor.

“Kompleks” günlük dile geçmiş bir kelime, psikolojideki anlamı nedir?

Tıp açısından kompleks, bir semptomlar bütününü ifade etmek için kullanılır. Farklı öğelerden oluşan tıbbi bir durumu tanımlar. Psikolojiye referans vererek bugün kullanılan “kompleks” ifadesinin psikanalizden, en başta da Alfred Adler’in “aşağılık kompleksi” tanımlamasından geçtiğini söyleyebiliriz. Alfred Adler Viyanalı bir psikiyatrdı ve Freud’un öğrencisiydi, onunla birlikte Viyana Psikanaliz Topluluğu’nu kuranlardan biriydi. Buradan yola çıkarak, gündelik dilde, sorunlu olarak görülen duygular, hisler, tutumlar ve kendini kötü, aşağıda hissetmeye dair tüm durumlar “komplekse kapılmak” olarak tanımlanmaya başladı. Yahut diğer kişilerle ilişkilerinde sorunları olduğu düşünülen birisi “kompleksli” birisi olarak tarif edildi.

Çocuklukta anne-baba ve kardeşler arasındaki ilişkiler komplekslerin oluşumunda  rol oynar mı?

Esas olarak psikanalizde merkezi öneme sahip olan kompleks, Oidipus kompleksidir. Freud Oidipus kompleksinden ilk olarak 1900 yılında, “Rüyaların Yorumu” adlı kitabında bahseder ve Sofokles’in tragedyasına referans verir. Çocuğun annesi ve babasıyla ilişkisinde onlara olan aşkı ve sevgisinin önemini, bu aşkın cinsel karakterini ve tabii en nihayetinde de bu aşktan belli bir düzeyde nasıl vazgeçildiğinin psikanaliz açısından teorik ele alınışına Oidipus kompleksi diyoruz. Çocuk annesini arzular ama baba onun yolunu keser. Çocuk için seçenek, bu arzudan vazgeçmek, onu bastırmak ve bu arzuları babası gibi olacağı geleceğe ertelemektir. Aslında bu vazgeçiş kolay olmasa da ona ileride birçok olasılığın kapısını açar. Yani gündelik dilde kullanılan kompleks ifadesi bir tür soruna, ruhsal semptoma ya da belirtiye göndermede bulunuyorken, psikanaliz açısından kompleks çözüme doğru giden bir süreci ifade eder.

Kompleksler gerçek bir nedene mi bağlıdır?

Nedenselliğin önemli bir mesele olduğunu düşünüyorum. Tüm olup bitenlerin ardında bir neden olduğunu düşünürüz. Peki, psikolojik meseleler söz konusu olduğunda nasıl olur? Bazen yaşanan travmatik deneyimler ruhsal acıların sebebi olabilirler. Fakat aynı travmatik deneyimin her öznede aynı etkiyi yaratmadığı da bilinen bir olgu. Bunu birçok kişi kendi deneyiminden çıkarsayabilir. Hatta bazen birçok kişinin hiç etkilenmeyeceği bir söz, belli bir kişi için çok yıkıcı etkilere sahip olabilir. Öyleyse herkes için geçerli bir nedensellikten psikolojide bahsetmek mümkün değildir. Fakat dışsal olayların mutlaka bir hastalığa, semptoma sebep olacağını söyleyemesek de öznede bir etkisinin olabileceğini öngörebiliriz. Bir çocuk için eve yeni doğan kardeşinin gelmesinin, onun üzerinde devam edecek ve belki de yetişkin yaşamında ilişkilerine yansıyacak tezahürleri olabilir. Bu çocuk, anne-babası için yeterli olup olmadığını merak edebilir.

Fiziksel özelliklere ait komplekslerin nedenleri neler olabilir?

Kompleks kelimesinin bir diğer anlamı ise karmaşadır. Bir kişinin fiziksel görünümüne dair hissettiği karmaşanın birbirinden farklı birçok nedeni olabilir. Bu en başta görünümümüze dair nasıl bir beklentimiz olduğuyla ilgilidir. Beklentiler ise bazen gerçekçi olmayabilir. Üstelik fiziksel görünüme dair beklentiler her dönemde ve toplumda da birbirinden farklıdır. Öyleyse kişilerin içinde oldukları imgeler düzeniyle bir uyum bulması ve kendisinin içinde rahatsız olmadan var olabilmesinin bir yolunu üretmesi gerekir. Bazen fiziksel görünüme dair endişeler “Ben ötekilerin gözünde nasıl görünüyorum?” sorusunu içerebilir. Öte yandan, başka bir kişi için aynı durum bir soru değil de bir yanıt niteliğindedir. Üstelik taşıması ağır bir yanıttır bu: “Kimse beni beğenmiyor.”

Kompleksler kişiyi savunmasız mı kılar,  yoksa faydaları da var mıdır?

Bir insan ne zaman kendisiyle ilgili meselelerle ilgilenmeye başlarsa, o zaman bir terapiye ya da analize gidebilir. Evet, bu bağlamda “komplekslerin” faydalı olduğunu söyleyebiliriz. Acılar, üzüntüler, semptomlar, ilişkisel sorunlar bizi etkilese bile her zaman onları araştırmak, nedenleriyle ilgilenmek ve bunları bir terapi odasına getirmek istemeyebiliriz. Fakat bazen tüm bunlar terapötik bir çalışmayı da başlatabilir. İşte böyle bir bağlamda faydalı olabilirler. Böylece özne kendisi ve çevresiyle daha farklı bir ilişki kurmanın yollarını keşfedebilir.

Komplekslerin yaşı var mıdır, hayatın çocukluktan sonraki dönemlerinde kişi kompleks edinebilir mi?

Kompleks ifadesini psikolojik bir karmaşa olarak konumlarsak, bunun yaşamın her döneminde ortaya çıkabileceğini öngörebiliriz. Bu oluşan karmaşada çocukluk çağı komplekslerinin izleri de vardır. Psikolojik semptomları ruhsal bir çatışmanın tezahürü olarak düşünebiliriz. Öyleyse ortaya çıkan bu çatışmanın neyin ifadesi olduğunu düşünmekte fayda var. Üstelik Freud bize semptomların birer uzlaşı olduklarını söylemişti. Tabii her uzlaşının sonucu kişi için verimli olmaz ve bazen kabul etmesi güç bedelleri olabilir. Örneğin işiyle ilgili kararlarda kendisine güvenemeyen birini düşünelim. Bir süredir uykusuzluktan yakınmaktadır. Bu uykusuzluk işe gitmesini engeller. Uykusuzluk tahammülü zor bir semptomdur, fakat onu işte deneyimlediği yetersizlik hissinden koruyabilir. Yine de hem uykusuzluk hem de özgüven sorunlarıyla baş edilmesi kolay değildir, üstelik sonuçları işini kaybetmesine neden olabilir.

Kişinin duygusal ilişkilerini nasıl etkileyebilir?

Oidipus kompleksi çocuk için kurucu bir öneme sahiptir. Freud’un izlediği yolu takip edelim. Erkek çocuğu ve onun annesine aşkını, sevgisini düşünelim ama çocuğun babasına olan sevgisini de unutmayalım. Baba aynı zamanda anneye olan aşkında çocuğun önündeki engeldir. Çocuk için Oidipus kompleksinin sonunda bir vazgeçiş vardır. Anneye olan aşkından ve onunla tıpkı babasıyla deneyimlediği gibi bir aşktan umudunu keser, fakat artık başka kadınları sevebilir, ilerde kendi ailesini kurabilir ve kendi çocukları olabilir. Bu açıdan Oidipus kompleksi bir karmaşa değil, kurucu bir yapıdır. Oidipus yalnızca Sofokles’in tragedyası  ya da geçmişte kalan bir mit değildir. Çocukla anne arasındaki aşkı bilen herkes böylesi bir aşktan öyle kolayca vazgeçilemeyeceğini de bilebilir. Ama çocuklar bu aşkın içinde sıkışıp kalırlarsa, onlar için fazla bir gelecek olmaz. Bu noktadan yola çıkarak, yetişkin olarak duygusal ilişkilerde belli çıkmazları tekrar eden, hep belli türden kadınlar veya erkekler seçerek benzer hayal kırıklıkları deneyimleyen, asla istemediğini söylediği türden kişilerin peşinden giden ya da o tür kişilerde aşkı arayan birisinin bilmeden ya da psikanalitik bir ifadeyle söylemek gerekirse, bilinçdışı olarak tercihleri ne anlama gelir? Bana bunun Oidipus kompleksi ve bilinçdışıyla ilişkisini merak etmemek mümkün görünmüyor.

Komplekslerden nasıl özgürleşilebilir?

Kompleks ifadesini her iki anlamına göre ele alalım. Oidipus kompleksi açısından hiçbir vazgeçiş sorunsuz olmaz. Annenin yerine kim gelse onun yerini bire bir dolduramaz. Hiçbir ikame bir şeyin aslına benzemez. Karşınıza çıkan ilk erkek ya da ilk kadın aradığınızı vermez. İkincisi de olmaz. Arayış bazen öyle devam eder ki sonu yalnız kalmanız olur. İşte bu bağlamda özgürlük ancak burada yolunda gitmeyeni görmekle ve kimde neyi aradığınızı anlamakla gelebilir, yani arayışınızın koordinatlarını değiştirmenizle mümkün olabilir. İşte bu mümkün olursa daha tatmin edici ilişkiler kurmak da mümkün olur. Oidipus kompleksinin tek yansıması tabii ki çift ilişkileri değil. Öte yandan, çift ilişkileri, bu sayıya konu olan kompleksler hakkında birçok şey söyleyebilmemize olanak sağlıyor. Eğer kompleks ifadesini ruhsal karmaşalar açısından ele alırsak, bu durumda özgürlük, öznenin elini ayağını bağlayan bu karmaşanın bilinçdışının nedenini çözmekten, Freud’un ifadesiyle deşifre etmekten geçiyor.

 

 

Önceki Yazılar

Bedeninize Kulak Verin

Sonraki Yazılar

Hayati Bir Mesele: Uykusuzluk