klinik-psikolog-seda-aktas-sorularinizi-yanitliyor

KLİNİK PSİKOLOG SEDA AKTAŞ SORULARINIZI YANITLIYOR

“Alkolik babamla ilişkimi kesmek istiyorum.”

22 yaşındayım. Alkolik bir babam var. Onunla görüşmeyi kesersem, hayatımın daha iyi olacağını düşünüyorum. Bunca sene yaptıklarından bıktım. Vicdan azabı hissetmeden onunla ilişkimi kesebilmem mümkün mü?
Turul, İstanbul

Bağımlılık sorunu olan biriyle yaşamak, özellikle de eğer bu kişi ebeveyn ise, kaç yaşında olunursa olunsun, kişiyi maddi ve manevi her açıdan etkileyebilen bir durumdur. Başa çıkmak durumunda kalan çocukların ilişkilenmelerinde nasıl hissedeceğini ve davranacağını etkileyebilir. Özellikle üst üste yaşantılanan hayal kırıklıkları, kişilerin oldukça insana dair bir duygu olan öfke hissetmelerine sebep olabilir. Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla siz de buna benzer bir süreç yaşantılıyorsunuz. Öfkeli olduğumuz kişilerle konuşmamayı ya da hayatımızdan çıkarmayı istemek birey olarak en doğal haklarımızdan biri olabilirken, o kişiyle gündelik yaşamda ilişkiyi kesmemiz zihnimizden de çıkaracağımız anlamına gelmiyor ne yazık ki.

Babanızla ilişkinizi kesmek ya da kesmemek, sizin tek başınıza vermeniz gereken bir kararken, sizi bunu istemeye götüren sebepleri ve duygularınızı konuşacağınız bir psikoterapi sürecine başlamanızı öneririm. Karşılaştığımız engelleyici durumlarda duyguları inkâr edip her şeyin yolunda olduğunu iddia etmek yerine, ne hissettiğimizi bilmek ve duygularımızı adlandırmak yaşamla başa çıkabilmek adına oldukça kıymetlidir.

Öte yandan, bazı insanlar ebeveynlerinin madde kullanımından dolayı kendilerini suçlayabilirler. Anne ya da babanın sinirlendiği veya onları suçladığı zamanları düşünüp bağımlılık sorununa neden olup olmadıklarını merak edebilirler. Acaba sizin de ileride hissetmekten korktuğunuz bu vicdan azabı bu tür bir suçluluk duygusundan kaynaklanıyor olabilir mi? Bilmenizi isterim ki çocuklar ebeveynin alkol sorununa neden olamazlar.

“Anoreksik kızımın tedavi süreci beni yorgun düşürdü.”

15 yaşındaki kızım bir senedir anoreksiya tedavisi görüyor. Ancak, enerjimin tükendiğini hissediyorum. Kendi çocukluğum sürekli gözümün önüne gelmeye başladı. Bir uzmanla görüşmek istedim ama gittiğim psikiyatr bana sadece ilaç veriyor. Bu hislerle nasıl başa çıkabilirim? Özgür, İstanbul

Çocukları zorlu bir tedavi sürecinde olan ebeveynler kendilerinden vazgeçmeye meyilli olabilirler. Çaresizlik duygusu zaman zaman ebeveyne suçluluk duygusu hissettirebilir; yaşadığımız kültür de bunu destekleyen yapılara sahip maalesef.  Tedavinin hangi kısmındasınız bilmiyorum, ama unutmayın ki oldukça zorlu bir süreçten kızınızla birlikte siz de geçiyorsunuz, yani enerjinizin düşmesi, kendinizi yorgun hissetmeniz çok doğal. Sizin de fark ettiğiniz gibi, kendinize bakım vermeniz gerek. Bir psikiyatrla görüşmüşsünüz, fakat ilaç müdahalesinin yanı sıra sizin bir psikoterapi sürecine de ihtiyacınız var. Anladığım kadarıyla bazı konular sizi duygusal anlamda tetiklemiş; öyle ki çocukluğunuzu sık sık hatırlar olmuşsunuz. Bahsettiğiniz bu tetikleyici şeyleri konuşmak, zihninizde canlanan her sahneyi anlamlandırmak, kendiniz ve tabii ki kızınız için atacağınız en önemli adımlardan biri olacak. Kızınız kendini daha iyi hissettiğinde, yanında sağlıklı bir ebeveyn bulmak isteyecektir. Diğer durumda, hem kendini suçlayabilir hem de kendine bakım vermeyi anne ya da babasından öğrenmesi onun için en akılda kalıcı model olacaktır.

Öte yandan, her konuda olduğu gibi, anoreksiya gibi yeme bozuklukları hakkında bilgi edinmek, bu süreçte size yardımcı olur. Çeşitli dernekler ve konusunda uzman kişilerden destek alarak kendinizi daha güçlü hissedebilirsiniz.

“İçinde bulunduğum beden bana ait değil gibi hissediyorum.”

30 yaşımdayım. Lisedeyken, gey olduğumu fark ettim ve bunu yakın çevremle paylaştım. Birçok yönden şanslı olduğumun farkındayım, ama yine de kendimi tam olarak mutlu hissedemiyorum. Vücudumdan memnun değilim. Bazen kendimi bambaşka bir vücutta, bambaşka kıyafetler ve isimlerle hayal ediyorum. Derin, Antalya

Kişi doğduğunda anatomik, genetik ve biyolojik özelliklerine bakılır ve vajina ya da penis üzerinden cinsiyeti tanımlanır. Buna, biyolojik ya da atanmış cinsiyet denir. Gelişimsel süreçte, üç yaş civarında, çocuğun cinsel kimliğinin oluşmaya başladığı görülür. Kadın ya da erkek olma duygusu diye adlandırabileceğimiz bu süreç ve sonrasında bazı kişilerin atanmış cinsiyetiyle cinsel kimlikleri birbiriyle uyuşmayabilir.

Bir kişinin transseksüel olduğunu anlamanın tek bir “doğru” yolu yoktur. Ancak, bazı şeyler bir trans kimliğini gösterebilir. Örneğin erkek/kız veya erkek/kadın olarak adlandırıldığında kendinizi rahat hissetmiyor olabilir ya da ergenlik döneminde cinsiyet özelliklerinin (göğüsler, yüz kılları vb.) gelişimi, bazı trans genç insanlar için özellikle travmatik bir deneyim olabilir. Bu, daha yüksek düzeyde vücut imajı sorunlarına neden olur. Cinsiyet disforisi bu rahatsızlığı tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla siz de böyle bir açılma sürecinden geçiyor olabilirsiniz. Tabii bu bahsettiklerimi ve olası açılma sürecinizi tam olarak anlamak için doğru uzmanı bulmanız oldukça önemli olacak; trans sorunlarını anlayan bir psikoterapistle çalışmanızı öneririm. Bunun için CETAD ya da SPoD dernekleri size yardımcı olacaktır.

Bu arada, cinsiyet kimliğinizi sizin için doğru hissettirecek şekilde ifade etmekten çekinmeyin. Bunu yaparken, küçük adımlar büyük bir fark yaratabilir. Kendinizi rahat hissettiğiniz ad ve zamirleri kullanma hakkına sahip olduğunuzu hatırlamak önemli olabilir.

Kendinizi rahat hissettiğiniz herhangi bir cinsiyet kimliğine sahip olmak, bir hastalık ya da sapkınlık değildir, ne olduğunuza ve ne hissedeceğinize sadece siz karar verebilirsiniz.

Cinsiyet kimliğiniz kim olduğunuzun bir parçasıdır ve nasıl tanımladığınızdan bağımsız olarak sizi tanımlayan tek şey değildir.

“Hemcinslerime ilgi duymaya başladım ve bu beni rahatsız ediyor.”35 yaşında ve kariyerinde önemli bir noktada olan bir kadınım. Bugüne dek hep erkek arkadaşlarım oldu. Hepsiyle cinsel anlamda tatmin eden ilişkiler yaşadım ama bazen çok beğendiğim kadınlarla tanışıyorum ve onlarla ilgili fanteziler kurduğumu fark ediyorum. Bu düşüncelerin durmasını istiyorum. Fulya, İstanbul

Cinsel fantezilerimiz zaman zaman karmaşık ve hatta bunaltıcı olabilir. Gerçeklikte kişinin özgürlüğünü engelleyebileceği için uygulanmayacak, hatta sapkınlık sayılabilecek teşhircilik, röntgencilik gibi çeşitli durumlar üzerine bile cinsel fanteziler kurmak, insan cinselliğinin son derece doğal bir parçasıdır. Fakat her cinsel fantezi gerçek yaşamda gerçekleşmek zorunda değil, kişi sadece zihinsel olarak bir sahnenin canlanmasından haz alıyor olabilir.

Beğendiğiniz kadınlarla ilgili fanteziler kurmanız da son derece insana ve cinselliğe dair. Kendinizi gerçek bir lezbiyen ilişkisi içinde göremiyorsanız, muhtemelen dediğiniz gibi, kadınlardan etkilenmiyor olabilirsiniz; sadece cinsel fanteziler, kendinizi lezbiyen ya da biseksüel olarak adlandırmanıza yetmeyebilir.

Öte yandan, heteronormatif bir kültürde yaşadığımız için heteroseksüel ilişkinin “normal ve olağanmış” gibi yaşanma ihtimalini de unutmamak gerek. Bazen aklımıza bir düşünce gelir ve bizi bir şekilde kaygılandırdığını ve unutma isteği uyandırdığını fark edersek, biraz bu düşünce üzerinde durmakta fayda olacaktır. Psikolojik bütünlüğümüze zarar vermesinden kaygılandığımız şeyleri bilincin dışına (bilinçdışına) sansürleyerek bastırmak isteriz.

Yazdıklarınızdan özellikle 35 yaşında ve kariyerinde önemli bir pozisyona sahibim cümlesi heteronormativiteden kaynaklanan içselleştirilmiş bir homofobiniz olabileceğini de düşünmeme sebep oluyor. Kişinin cinsel yönelimi ne olursa olsun, homofobiye sahip olabilir.

Tıpkı işinde oldukça önemli pozisyonlara sahip çeşitli yaşlardan lezbiyen kadınların var olduğu gibi.

Klinik psikolog ve psikoterapist Seda Aktaş

 

 

Önceki Yazılar

RESMİN HİKAYESİ: BARIŞ ŞEHRİ’NİN HAYALET İSİMLİ ÇALIŞMASI

Sonraki Yazılar

KADINA YÖNELİK ŞİDDET