klinik-psikolog-seda-aktas-sorularinizi-yanitliyor

KLİNİK PSİKOLOG SEDA AKTAŞ SORULARINIZI YANITLIYOR

 

 

“Bütün hayatımın altüst olduğu bir dönem geçiriyorum.”

Hayatımda büyük değişimlerin olduğu bir dönemdeyim. Önce işten çıkarıldım, sonra da eşime kanser teşhisi kondu. İşten çıkarılmam bende güven sorunları yarattı, kanserle mücadele ederken de her şeye olan inancım sarsıldı. Kaygılıyım ve belirsizlik beni çok yıpratıyor. Efecan, İstanbul

Sizin de fark ettiğiniz gibi, yoğun değişimlerin ve üst üste gelen kayıpların olduğu bir dönemden geçiyorsunuz. Öncelikle, işten çıkarılmanız, iş ve gelir kaybı, sevdiklerinize yeteri kadar kaynak temin edememekten veya onların hayatlarına stres ve belirsizlik getirmekten dolayı bir çeşit suçluluk duygusuna kapılmanıza yol açmış olabilir.

Ardından eşinizin kanser teşhisi alması, farkında olmadan bu yıkıcı duygunun artmasına sebep olmuş olabilir. Partnerine kanser gibi potansiyel olarak yaşamı tehdit edici bir hastalık teşhisi konduktan sonra eşler yüksek düzeyde stres yaşayabilirler. Eşinizle birlikte, dolaylı yoldan da olsa, tedavinin tüm süreçlerini zorluklarıyla beraber sizin de yaşayacağınızı unutmayın. Tüm süreçte eşinizle aynı duygu ve kaygıları paylaşacaksınız. Eşinize destek olabilmek için önce kendinize bakım vermelisiniz.

Böyle dönemler, yaşamın türlü sorunlarıyla başa çıkmamızı sağlayan umudumuzun kaybolmasına ve kendimizi güçsüz hissetmemize sebep olabilir. Dolayısıyla, kendi terapi sürecinize başlamanız sizin için en değerli yol olacaktır. Bazen dışardan yardım almak yaşamımızı oldukça kolaylaştırır, özellikle gücümüzü bulamadığımızı düşündüğümüz zamanlarda. Yaşantıladığınız tüm kayıpların, işten çıkarılmanızı ve de özellikle eşinizin hastalığını, bir psikoterapistle çalışarak yasını tutabilmeniz çok önemli. Ne yazık ki bu güçsüzlük hissiyatı kendini gerçekleştiren bir kehanet yaratabilir. Eğer umudunuz, terapiye inancınız veya yaptığınız herhangi bir eylemin bir fark yaratacağına dair inancınız yoksa sonuç bu olabilir.

“Her şeyi tiye almam sağlıklı ilişkiler kurmamı zorlaştırıyor.”

Eşim her şeyle dalga geçtiğim için bana çok kızıyor. Sadece olaylarla değil, diğer insanlarla da ilgili şakalar yapıyorum. Başkalarının ne düşündüğü ya da şakalarıma kızıp kızmadıkları umurumda değil. Kendimi böyle daha güçlü hissediyorum, ama sanırım bu tavrım ikili ilişkilerimi zora sokuyor. Cem, İstanbul

Mizah hem bir eğlence biçimi hem de zor ve stresli olaylarla baş etmenin bir yolu olarak yaşamımızın belki de vazgeçilmez bir parçası. Öte yandan, görünenin ardında farklı anlamlar da içerebilir. Genel olarak mizah, özellikle de dalga geçmek, cinsel arzu ve agresif/saldırgan dürtülerimizi birtakım şifreli ve katmanlı göstergeler aracılığıyla boşaltmamızı sağlar. Farkında olmasak da zihnimizi meşgul eden bu duygusal gerilimleri karşımızdakine çok açık vermeden yansıtmamıza vesile olur. Böylece toplumsal olarak onanarak, bizlere güvenli bir rahatlama hissiyatı vererek haz almamıza vesile olur. Yani bir yere kadar oldukça adaptif ve zekice bir saldırganlıktır. Dalga geçmek de bunun bir uzantısı olarak kişilere ve durumlara beslediğiniz düşmanca duygularınızdan kaynaklanır.

Dolayısıyla, gündelik hayatınızda karşılaştığınız bu durumun ruhsal yaşantınızda nereye denk düştüğünü düşündüğümüzde, oldukça insana dair bir mesele olan öfkenizin ve düşmanca tutumlarınızın kaynağını bulmaya çalışmak oldukça değerli olacaktır.

Bunu anlamak için, kiminle ve hangi durumlarla dalga geçtiğinizin bilgisi, bağlamı anlamak açısından önemliyken, öfke ve saldırganlığın çocuklukta karşılaşılan hayal kırıklıklarıyla bağlantılı olduğunu bilmeniz gerektiğini düşünüyorum. Özellikle çocukluk olarak belirtiyorum, çünkü bebeklik ve devamında çocukluk yaşamımız belki de en savunmasız ve güçsüz olduğumuz yıllardır; zira yaşamda kalabilmek için bakım verenlere zorunlu bir bağımlılığımız vardır. Tabii çok daha fazla bilgiye ihtiyaç olsa da, bahsettiğiniz güçlü ve dokunulmaz olma arzusu böyle zamanlardan size yadigâr kalmış olabilir. Kişilerin duygularını umursamamanız empati eksikliğinizi ortaya koyar gibi görünse de, farkında olmadan, tıpkı çocuklukta olduğu gibi, hayal kırıklığına uğrama ve reddedilme hissiyatını bir kez daha yaşamaya zemin hazırlıyor olabilirsiniz. Zihnimiz zaman zaman bize böyle oyunlar oynayabilir. Son olarak şunu belirtmekte fayda var ki haklısınız; ilişki içinde olduğunuz kişilerin duyguları sizin için önemli değilse, ilişkilerinizde sorunlar yaşamaya devam edebilirsiniz ve bu durum büyük ihtimalle yalnızlaşmanıza neden olabilir.

“Fantezilerimi eşimle paylaşmak istiyorum ama çekiniyorum.”

Eşimle cinsel ilişkimiz benim için hiçbir zaman yeterince heyecan verici olmadı. Monotonluktan çıkmak, fantezilerimi paylaşmak istiyorum. Ancak onunla bu konuyu konuşmaya cesaret edemiyorum. Ne kadar modern olsa da bana bakışı değişebilir diye korkuyorum. Kendimi nasıl doğru ifade edebilirim? Şule, Samsun

İlişkilerde herhangi bir değişiklik istemek, bir çeşit risk almak anlamına gelir. Özellikle cinsel yaşamda bunu istemek, iki taraf için de oldukça zorlayıcı olabilir. Sizin de endişelendiğiniz gibi, eşiniz bir şekilde kaygılanabilir ya da insan cinselliğinin son derece doğal bir parçası olan fantezilerinizi “garip” veya “aşırılık” olarak yorumlayabilir.

Eşinizle ilgili kaygılarınızı okuyorum ve bunların bir noktada haklılık payı olduğunu, özellikle kültürel perspektiften baktığımızda anlayabiliyorum, fakat eşiniz bu konuşmanın dolaylı bir parçası olduğu için onun aklından geçenleri bilemeyiz, ancak spekülasyon yapabilir ve genel olarak çiftlerin fantezilere olan tepkilerini konuşabiliriz. Örneğin fantezilerinizi paylaşmak istemeniz cesaret isteyen bir adımken, unutmamak gerek ki bir birey olarak onları kabul etmemek, tıpkı kabul etmek gibi, eşinizin doğal haklarından biri. Bu durum sizin için engelleyici olabileceği kadar, ilişkinizin bitmesine de sebep olabilir.

Öte yandan, kaygılarınızın sizinle alakalı olan bir kısmı da olduğunu unutmayın. Her zaman daha iyi seks, daha iyi orgazm veya daha iyi bir ilişki içinde olabileceğimizi hayal etmek daha kolay olabilirken, arzularımızı nasıl daha iyi anlayabileceğimiz hakkında düşünmek zorlayıcı olabilir. Diğer bir deyişle, eşinize kendinizi doğru bir şekilde ifade edebilmeniz için fantezilerinizi, kendi arzularınızı anlamaya ve onları gerçekten kabul etmeye çalışarak başlayabilirsiniz. Fanteziler sadece cinsel zevk yaşamamıza yardım etmezler, aynı zamanda belirli bir anda sahip olduğumuz psikolojik ihtiyaçlarla başa çıkmamıza da yardımcı olurlar. Psikolojik ihtiyaçlarımız yaşamlarımız boyunca değiştiğinden, fantezilerimiz çoğu zaman bu ihtiyaçlara karşılık gelmek üzere ayarlanmış gibi değişkenlik gösterebilir.

“Çocuğum ders çalışmayı reddediyor.”

Kızım sınıfta kaldı. Bütün yaz çalışması gerekiyor ama hâlâ ders çalışmayı reddediyor. Hem benimle hem de babasıyla durmadan kavgaya tutuşuyor. Babasıyla kavgaları daha ileri gidecek diye korkuyorum. Ailecek bu süreci nasıl daha sağlıklı atlatabiliriz? Nur, Denizli

Ebeveynler çocuklarının akademik eğitimle bir mücadele içinde olduklarını fark ettiklerinde, kendilerini kaybolmuş hissedebilirler. Daha da kötüye gitmeden önce sorunu çözmek ve yardım etmek isterler, ancak çoğu zaman nasıl yardım edeceklerini veya kime gideceklerini bilemezler. Siz de tam olarak böyle bir durum yaşantılamaktasınız anladığım kadarıyla.

Öncelikle, kızınızın yaşı durumu daha iyi anlayabilmemiz ve detaylandırabilmemiz için oldukça önemli ama evi terk etmesinden ve “daha asi” bir şey yapmasından korktuğunuz için kızınızın ergenlik döneminde olduğunu düşünüyorum.

Akademik başarısızlık birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Örneğin dikkat eksikliği, öğrenme güçlükleri, sosyal ve duygusal problemler bunlardan birkaçıdır. Tabii her çocuk aynı değildir ve ayrı bireyler olarak değerlendirilmelidir. Bir ebeveyn olarak çocuğunuza yapacağınız en büyük yardım, onu anlamaya çalışmak olacaktır. Öncelikle, okuldaki psikolojik danışmandan (anlattıklarınızdan lise veya altında olduğunu varsayıyorum, eğer kızınız reşit ise konu oldukça değişecektir) yardım isteyerek sürece başlayabilir, durumu kavramaya çalışabilirsiniz. Eğer bir sonuca ulaşamazsanız, çocuk ve ergenlerle çalışan bir klinik psikologla görüşmek durumu netleştirmek adına oldukça önemli.

Öte yandan, aile içi dinamiklerden kaynaklanan bir başarısızlıktan da bahsediyor olabiliriz; zira evde sürekli bir kavga ortamının olduğundan bahsetmişsiniz. Her ne kadar öfkeli çıkışlar ergenliğin bir parçası olsa da, tüm çatışmalar gibi bu tartışmalarınız da ortak bir faaliyettir ve sorumluluğu iki tarafa aittir. Ebeveyn ve rol model olarak tartışmacı davranışların bitmesini arzuluyorsanız, siz de tartışmayı bırakmalısınız.

 

 

Önceki Yazılar

HAYATI SEVMENİN BEŞ BASİT YOLU

Sonraki Yazılar

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN: EN SEVDİĞİM KUMAŞ