klinik-psikolog-seda-aktas-sorularinizi-yanitliyor

KLİNİK PSİKOLOG SEDA AKTAŞ SORULARINIZI YANITLIYOR

 

 

“Bipolar depresyon dönemi beni çok zorluyor.”

Bipolar bozukluğum var. Düzenli olarak ilaç kullanıyorum ama depresyonda olduğum zamanlarda çok zorlanıyorum. İlaçların beni enerjisiz bıraktığını hissediyorum, ancak tedaviyi de bırakamıyorum. Depresyondan çıkmak için ne yapmalıyım? Bilge, İstanbul

Başta ruh sağlığı uzmanlarının yönettiği tedavi ve kişinin kendi çabaları sayesinde, bipolar bozukluk teşhisi alan kişiler, tıpkı bu teşhisi almamış kişiler gibi, hayatlarını ödüllendirici ve birçok alanda zengin yaşayabiliyorlar. Bipolar bozukluğun tedavisi genellikle hastalığı uzun vadede yönetmek için çeşitli stratejiler içeriyor. İlaçlar tedavinin önemli bir parçası. Psikiyatri hekimi tarafından verilen bu ilaçlar arasında duygudurum dengeleyicileri, antipsikotik ilaçlar veya antidepresanlar bulunabilir. Ve bu ilaçlar farklı kişilerde farklı etkiler yaratabilir. Fakat tam da bu sebepten konusunda deneyimli bir psikiyatri hekiminin gözetiminde olmanız gerekiyor. Sizi kötü yönde etkilediğini düşünüyorsanız, hekiminiz bu bilgiye sahip olmalı, eğer uygun görürse ilaç değişimine gidilebilir. Tabii unutmamak gerek ki düzenli olarak ilaç kullanma düşüncesi zaman zaman bizleri zorlayabilir, belki de bu enerjisiz hissetme haliniz ilaç kullanımına dair bir tür dirençtir. Öte yandan, psikoterapi de tedavi sürecinin önemli parçalarından biridir. Semptomlarınızı anlamak, kontrol altına almak, baş etmekte zorlandığınız durumları tanımak ve anlamlandırmak için psikoterapistten yardım almanız depresyondan çıkmanızı sağlar. Yaşantılanan her psikolojik durumun ya da bozukluğun kişiye özel tezahürleri ve anlamları vardır. Bir durum hakkında söylenebilecek genellemeler her kişinin ne kadar biricik olduğunu unutmamıza sebep olabilir.

Özellikle medyadaki yanlış ve abartılı tasvirinden dolayı bipolar bozukluğa sahip olma fikri başta zorlayıcı gelebilir. Yaşadığınız bu duruma dair doğru bilgiler edinmek, tedavi sürecinize yardım edecektir. Bipolar bozukluk konusunda açılan dernekler hem tanıyı kavramsal olarak anlamanıza hem de sizin geçtiğiniz süreçten geçen kişilerin deneyimlerinden yararlanmanızı sağlar. Bipolar Yaşam ve Bipolar Bozukluklar Derneği, sizin gibi bu süreci yeni yaşantılayan kimseler için yardımcı olabilecek kurumlardan.

“Hayatı ve kendimi sorguladığım bir dönemdeyim.”

Üniversite öğrencisiyim, fakat son iki yıldır gelecek kaygısını oldukça fazla hissetmeye başladım. Bu durum beni mutsuz ediyor, hayal kurmamı bile engelliyor. Ayrıca çevremdeki insanlarla samimi, güçlü bağlar kuramıyorum. Bu durumu nasıl aşabilirim? Seda, İstanbul

Stres ve kaygı duyguları yaşamın birer parçasıdır. Bazı stres seviyeleri bizim için iyi olabilir, çünkü değişime ve büyümeye doğru bizi teşvik eder. Fakat temelde, insanın yaşamla başa çıkabilmesi için önemli bir fonksiyonu olan kaygı, yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla sizi sınırlı bir alana sürüklemiş. Öyle ki hem zihinsel süreçlerinizde hem de ilişkilerinizde birtakım zorluklar yaşantıladığınızdan bahsetmişsiniz.

“Hayal bile kuramıyorum” cümleniz özellikle ilgimi çekti. Hayaller, düşler ve düşlemler tıpkı rüyalarımız gibi benliğimize dair bilgiler içerir. Eğer hayal kuramadığınızı hissediyorsanız, bir sebepten benliğinizin birtakım parçalarıyla yüzleşmekten çekindiğinizi düşünebiliriz. Öte yandan merak ediyorum, bahsettiğiniz kaygıların iki yıl önce başladığından bahsetmişsiniz. Acaba kaygıyı tetikleyecek, ortaya çıkmasına sebep olacak bir olayla karşılaştınız mı?

Ekonomik endişeler, belki evden ilk defa ayrılmak ve gelecek için iyi bir akademik hedef tutturmak, üniversite hayatının olmazsa olmazlarından kuşkusuz, ancak sizi endişelendiren şeyin tam olarak ne olduğunu araştırmanız oldukça önemli. Mesela sınav mı, para mı, yoksa ilişki problemi mi? Bakalım baskıyı hafifletmek için durumunuzu değiştirebilecek misiniz? Daha sağlıklı bir yaşam tarzı edinmeye çalışın. İyi yemek yiyin, yeterince uyuyun, düzenli egzersiz yapın, alkolü azaltın ve sosyalleşmek, çalışmak ve ders çalışmak için biraz zaman harcayın. Ve belki de en önemlisi kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın!

“Devamlı haksızlığa uğradığım fikrine kapılıyorum.”

İster işyerinde ister özel hayatımda olsun, tüm ilişkilerimde sürekli haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Kontrol edemediğim duygusal gerilimler yaşıyorum. Bunun bilincinde ve farkındayım ama neden hâlâ bunu yaşıyorum? Gökhan, Muğla

İnsan, ilişkilenmelerinde ne zaman bir çeşit duygusal ikilemin içinde kaldığını hissetse, nedenin karşı taraf olduğunu düşünme eğiliminde olabilir. Kendimizle yüzleşmek, sonunda bizi özgürleştirse de maalesef pek eğlenceli bir süreç olmayabilir. Dolayısıyla, dikkatlice düşünmenizi öneririm: Sizce gerçekten haksızlığa uğradığınızı mı düşünüyorsunuz, yoksa karşılaştığınız olaylarda kendinizi haklı görme eğiliminde olabilir misiniz?

Eğer kendimizi benzer durumlar, hisler veya gerilimler içinde buluyorsak, bunun bize dair bir anlamı muhakkak vardır. Kültürel açıdan kader olarak tanımlanabilen bu durum aslında yaşamla kurduğumuz bağın ve benliğimize dair bir çatışmanın adeta performatif bir dışavurumudur. Yaşantıladığınız duygusal gerilimleri farkında olsanız bile engelleyememenizin sebebi ise gerilimin bilinçdışından kaynaklanıyor olmasıdır.

Kaç yaşında olduğunuz, hayatınızın nasıl bir döneminden geçtiğiniz ya da bu bahsettiğiniz haksızlık duygusunun ne zaman başladığına dair bilgiler oldukça önemli, ancak anlattıklarınız kısıtlı olduğundan, haklı olmak/haksızlığa uğramak duygusu hakkında biraz genel de olsa konuşabiliriz. Temelde, haksızlığa uğradığını düşünmek aslında bir tür reddedilme hissiyatına karşılık gelir.

Reddedilmekten kim hoşlanır sorusu bir yana, eğer bu durumun bizi bir gerilime sürüklediğini düşünüyorsak, geçmişte karşılaştığımız hayal kırıklıklarıyla bağlantılı olduğunu düşünebiliriz. Öteki olana (bakım veren olarak ebeveynler) dair hissettiğiniz güvenmeme duygusunun bir temsilini tekrar sahneye koyarak canlandırmaktan bahsediyor olabiliriz. O yüzden geçmişte yaşadığınız benzer hisleri yeniden gözden geçirmenizi ve şu an hissettiklerinizle bağlantı kurabildiğiniz izlerin peşinden gitmenizi öneririm.

“Boşanmanın ardından çocuklarım olumsuz davranışlar sergilemeye başladı.”

Eşimden yeni boşandım. Çok başarılı bir boşanma süreci geçirdiğimizi söyleyemem. Çocuklarımız boşanmanın ardından daha asi davranmaya ve söz dinlememeye başladı. Bizim gibi parçalanmış aileler çocuklarının sergilediği olumsuz tutum ve davranışlarını kontrol altında tutup bunları olumluya çevirmek için neler yapmalı?Ebru, İstanbul

Boşanma süreci, tıpkı her ayrılıkta olduğu gibi, çocukların ve yetişkinlerin birer kayıp yaşantılamalarına sebep olur ve hepimiz biliyoruz ki kayıplar can acıtabilir. Farklı kişilerde ve çocuklarda farklı psikolojik tezahürleri görülebilir ve tepki genel olarak şu etmenlerle bağlantılıdır: Boşanmadan önce ebeveyniyle ilişkisinin kalitesi, ebeveyn çatışmasının yoğunluğu ve süresi, ebeveynin boşanma sürecinde çocuğun ihtiyaçlarına odaklanma becerisi.

Dolayısıyla, öncelikle çocuğunuza boşanmaya neden olacak hiçbir şey yapmadığını belirtin. Çocuklar ebeveynleri boşandıklarında suçlu hissedebilirler ve boşanmanın kendi suçları olmadığından emin olmaları gerekir. Çocuğunuza her iki ebeveynin de onu sevmeye devam edeceğini ve onunla zaman geçireceğini söylemeyi unutmayın. Eski eşinizin ailesi veya diğer aile üyeleri hakkında olumsuz düşünceleriniz varsa, bunları çocuklarınızın önünde dillendirmeyin. Çocuklar büyükanne ve büyükbabalarını, teyzelerini ve amcalarını sevebilirler. Eğer ebeveynden biri onlar hakkında olumsuz şeyler söylerse, çocuk kendini çelişkili hisseder. Tabii çok daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç var. Eğer başa çıkamadığınızı düşünüyorsanız ve sizi endişelendiren davranışlarda bulunuyorlarsa, çocuk ve ergenlerle ilgilenen bir klinik psikologla görüşebilir ve tedaviye başlayabilirsiniz.

Öte yandan, yazdıklarınızı okurken boşanma süreciyle birlikte ailenizi “parçalanmış” olan tanımlamanız dikkatimi çekti. Dolayısıyla merak ediyorum, bu süreç sizin için nasıl geçiyor? Bir anne ve birey olarak sizin kendinizi yok saymamanız ve sizin de bir kayıp yaşadığınızı kabullenmeniz oldukça önemli. Kabulden sonraki süreç kendinize bakım vermeniz olacak ki çocuklarınıza da bakım verebilesiniz.

 

 

Önceki Yazılar

ÇOCUKLARDAN “ONAY” ALIN

Sonraki Yazılar

YARATICILIĞIN SINIRI VAR MI?