Spain, Andalusia, cadiz, Puerto Real, Young blond woman playing with soap bubbles.

KENDİNİZİ SEVİN, MÜCADELE EDİN

 

 


İlişkilerde anlaşmazlıklardan kaçınırsak ilişkimizi daha uyumlu bir hale getireceğimizi sanırız. Oysa güven temelli ilişkiler kurmak için, anlaşmazlıkları masaya yatırmak gerekir. İşte er meydanına çıkmak için üç sebep!

  1. HAYATINIZI KAÇIRMAMAK İÇİN

Hayat zor bir mücadeledir. Seçimlerimiz gözümüzü açtığımız anda başlar ve gözümüzü kapatana kadar devam eder. Kafamızın içinde fırtınalar kopar; işte varoluş dediğimiz de budur. Psikanalizde içsel çatışma kavramı en az bilinçdışı kadar kilit bir yere sahip. Freud, hastalarındaki belirtilerin sebeplerini anlamaya çalışırken, bunların uzlaşmaz düşüncelerin, birbirine zıt güdüsel güçlerin sonucu olduklarını keşfetmişti. Çözüm yolu, arzuların yasak korkusuyla bastırılması ancak sonrasında kendilerini esrarengiz ve patolojik şekillerde dışa vurması olmuştu. İçsel sahnemizde birbiriyle çatışan her tür gereklilik karşı karşıya gelir. Arzularımızın çokluğu, sosyal ve kültürel koşullarımız, gerçekliğin kısıtlamaları bize, “İsterim, ancak yapamam” isimli oyununu sahneler. Terazinin bir kolunda başarı ve sevinç, diğer kolunda vazgeçiş ve kendini sevmeme dengede durmaya çalışır. Çatışmalar hakkında bilgi sahibi olmamak sağlığımız için uyku kaybı, iştahsızlık, aşırı düşünme, depresyon gibi riskler taşır. Hayatımızı tüm potansiyeliyle yaşayabilmek için, bir noktada er meydanına girip rakipleri ayırmamız ve anlaşmaya davet etmemiz gerekir. İçimizdeki çatışmayı çözebilmek sadece bir olgunlaşma göstergesi değil orta yaş krizinin de önemli bir meselesidir. Psikoterapistler bize bu konuda yardımcı olabilirler. Çünkü söz konusu mutluluk ve özgürlük seçimimizdir.

Türkiye Şiddetsiz İletişim Derneği Kurucusu ve Başkanı Vivet Alevi, kendi içimizdeki çatışmayı çözebilmek için kendimizle empatik bağ kurmaya ihtiyacımız olduğunu belirtiyor. “Dikkatimizin odağını neyin doğru/yanlış, kimin haklı/haksız olduğunu bulmaya uğraşmaktan neye ihtiyacımız olduğuna yönelttiğimizde, kendimizle empatik bağ kurarız. Bu ihtiyaç; bir anlayış, kabul, şefkat, özen veya saygı ihtiyacı olabilir.” Duygularımızı anlayıp ihtiyaçlarımızı belirledikten sonra kendimizle bağlantı kurmuş oluruz. Böylece, hem gereksinimlerimize uygun hem de bilinçli seçimler yapabilecek beceriye kavuşuruz. Kendinizi sevin, korku ve eleştirilere rağmen arzularınızı bulmak ve yaşamak için mücadele edin. Başkalarını ve gerçekliği unutmayın, evet, ama kendinizden de vazgeçmeyin.

  1. AŞKI KAÇIRMAMAK İÇİN

İlişkide her zaman iki kişiyiz. Çiftler zorluklarla yüzleşmemek için iki kör yönteme başvururlar: Devekuşu tekniği (hiçbir şey olmamış gibi davranmak) veya kıyamet günü (her şey mahvoldu). Günümüzde birçok çiftin kriz içerisinde olma sebebi, tartışmayı bilmemeleridir. Nitekim bu eksik beceri, yakınlıkları ve samimiyetleri üzerinde olumsuz sonuçlara yol açar. Sahte bir uyum veya ayrılık yerine tartışmak, anlaşmazlıkları masaya yatırmayı ve sökük yerleri dikmeyi sağlar. Ancak amaç kavga etmek için tartışmak değildir. Burada amaç, iki tarafın da kazanacağı, herkesin yararına olan bir anlaşma noktası bulmaktır. Vivet Alevi’nin belirttiği gibi, “Anlaşmazlıkları ‘anlaşmak için bir fırsat’ olarak değerlendirebiliriz. Kendimizle ve karşımızdakiyle ihtiyaçlarımızı anlayacağımız empatik bağlar kurabildiğimizde, güven zemini yaratabiliriz. Güven, gökten zembille inen bir şey değildir. İletişim çabasıyla bağ kurarak doğar. Doğru ya da yanlışın ötesinde iletişime adım atmamızı ister“. Çift hayatında, ailede ve arkadaşlık ilişkilerinde tartışma ilişkiye bağlılık göstergesidir. Sorunları çözmek, ilerlemek için savaşırız; çünkü kendimiz, diğeri ve ilişkilerimiz için arzularımız vardır.

Taşın altına elini koymaktan korkmamak gerekir. Unutmamak lazım, aşkın zıttı nefret değil, ilgisizliktir. O zaman seviyorsanız, tartışın! Tabii tartışırken kullandığımız dile dikkat etmeliyiz. Şiddetsiz İletişim metodu da bu iletişim üzerinde çalışıyor. “Şiddetsiz İletişim yaklaşımı burada bize basit ve öğrenilebilir araçlar sunar. Duygu ve ihtiyaç farkındalığımız arttıkça, kendimizi ifade edecek kelime hazinesine kavuştuğumuzda, şiddete alternatif ifade yolları geliştirebiliriz. Öğrenmeye başladığımız andan itibaren ilişkilerimizde dönüştürücü etkisini görmeye başlarız.” Tartışma ilişkideki iki insana duyguları, düşünceleri ve inançlarıyla var olabileceği bir koşul sağlar. Daha fazla samimiyet ve ortaklık vaat eder. Tartışma, bağları sağlamlaştırırken, iki tarafın da kendini daha güçlü hissetmesini sağlar, şiddet içermemesi koşuluyla.

  1. DİĞERLERİYLE DAHA İYİ ANLAŞMAK İÇİN

Toplumda diğerleriyle her zaman hem fikir olmak istemek nasıl bir hayalse, beraber yaşamak da bir o kadar gerçektir. Alman Filozof Kant’ın verdiği bir örnekte olduğu gibi; ağaç tek başınayken biçimsiz ilerler, ormana ait ağaçlarsa gökyüzüne doğru dümdüz beraber uzanırlar. Ancak bu armoni, uzakta dalların kaçınılmaz olarak birbirine değmesi ve iç içe geçmesiyle oluşur. Her ağaç kendi yerini bulmak için mücadele eder ve diğerine de yer bırakır. Toplumsal ve sosyal hayatta da diğeriyle beraber yaşamdan kaynaklanan anlaşmazlıklar oluşabiliyor. Vivet Alevi, bu anlaşmazlıkların birbirimizi dinleyemediğimizden ve duyduklarımızı hemen yargıladığımızdan kaynaklandığını açıklıyor. “Empati, anlaşma yolunu açacak anahtar niteliğindedir. Empati, konuşan kişinin dünyasını ziyaret etmek ve nasıl olduğunu merak etmektir. Kendi yorum, fikir ve eleştirilerimizi bir an için susturup tüm mevcudiyetimizi karşımızdakinin söylediklerine yönelttiğimizde, aynı bizim gibi bir insanın kendini bilebildiği en iyi şekilde ifade etme çabası içinde olduğuna şahit oluruz. Bu şahitlik ve merak, anlamamıza alan açar. Birbirimizi empatiyle anladığımızda, doğal olarak birlikte çözüm arama arzusu uyanır.” Tartışmayı anlaşmaya çevirebilecek sevgiye ve güce sahipsiniz, unutmayın!


 

 

Etiketler: