self1

KENDİNİZİ NASIL SEVMELİSİNİZ?


Kendimize yaptığımız olumsuz eleştiriler, bir şekilde diğer kadınlarla bağ kurmamızı sağlıyor olabilir. Ancak zararsız bir şaka olarak düşündüğümüz yorumlar bile bilinçaltımızda yıkıcı sonuçlara neden olabiliyor. Şimdi alçak gönüllüğü elden bırakmadan, aslında kim olduğumuzun farkına varma zamanı.

Eğer iki dakika 18 saniyelik boş zamanın varsa ve eğlenceli bir şeyler izlemek istiyorsanız –aynı zamanda kendinden bir parça görmeye hazırsanız– YouTube’dan Komedyen Amy Schumer’in Compliments adlı videosunu izlemenizi tavsiye ediyoruz. Videoda Schumer ve arkadaşları birbirlerine iltifat ediyor ve iltifat karşısında hepsi gerçekçi olmayan, hatta oldukça saçma cevaplar veriyor: “Kendimi 52 beden gibi hissediyorum”, “Saçlarım Kate Hudson’ınki gibi görünsün istemiştim ama şu an bir Golden Retriever gibi görünüyorum”, “Evet terfi aldım ama patronum beni iki saniye içinde kovabilir. Elimden hiçbir iş gelmiyor.” Sonrasında ise başka bir arkadaşları daha gruba katılıyor ve mantosunun ne kadar güzel olduğu söylendiğinde “Teşekkür ederim” demekle yetiniyor. Grubun geri kalanı bu durumla nasıl baş edeceğini bilemediğinden, Manhattan’ın orta yerinde işler çığrından çıkıyor.

Psikoterapist Hilda Burke, “Bu video oldukça komik. Çünkü çok fazla gerçeklik içeriyor” diyor ve ekliyor; “Kültürel olarak, kadınların toplum içinde açık bir dille kendini eleştirmesi ödüllendiriliyor. Hatta tuhaf bir şekilde kalçandan ne kadar nefret ettiğin konusunda espriler yapman pek çok insan için kendinle ilgili eğlenceli bir bakış açın olduğu anlamına geliyor. Açıkça dile getirilmese de toplumda böyle bir beklenti var. Bu yüzden bir kadının ‘Aslında kalçamı beğeniyorum’ cümlesini kurması, alarm butonunun çalmasına ve bu kadının gruptan dışlanmasına neden oluyor.”

İşin tuhaf yanı, erkeklere oranla kadınların kendilerini daha çok küçümsüyor olması. Dil Bilimi Uzmanı Dr. Judith Baxter, 2012 yılında yaptığı bir çalışmada erkeklerin yüzde 80’inin çalışma arkadaşlarına işle ilgili konular üzerinden ince espriler yaptığını, kadınların yüzde 70’inin ise kendileri hakkında espriler yaptığını keşfetmiş. İş hayatını bir kenara bırakırsak, erkeklerin aksine kadınların bu yaklaşımı hemcinsleriyle yakın ilişki kurma mekanizması olarak kullandığını söyleyebiliriz. Bu durum üzerine çalışmalar yürüten, Applachian State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Denise Martz, “Kadınlar erkeklere göre daha fazla grup etkileşiminde bulunuyor. Bu yüzden daha kolay kişisel eleştiri yapıyor olabilirler” diyor ve “Kadınlar erkeklere kıyasla birbirleriyle iyi geçinme konusunda daha istekli. Bu yöntem onların bir şekilde birbirlerine ‘Ben kibar biriyim ve seni anlayabiliyorum. Sana destek olup moral vermeye hazırım. Tabii eğer sen de hazırsan’ deme şekli” diye ekliyor.

Martz, en temel toplumsal cinsiyet farklılıklarına baktığımızda aslında bu bölünmenin anlaşılabileceğini söylüyor: “Evrimsel psikoloji göz önünde bulundurulduğunda erkeklerin daha rekabetçi; kadınlarınsa müşterek bir bakış açısına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kadınlar için tehdit teşkil etmemek ve arkadaş edinmek daha önemli.”

Kadınlar sevilen biri olmayı erkeklere göre daha çok önemsiyor –hatta bu durum, ünlü kadınlar arasında bir PR yöntemi olarak kullanılıyor. Onların da çeşitli güvensizlikleri olduğunu bilmek, onlarla bağ kurmanı ve onların da tıpkı sana benzediğini düşünmeni (ve evet, onları sevmenizi!) sağlıyor. Kate Winslet bu konuda uzman isimlerden biri: “Yaşımla beraber cildimde çıkan lekeler hakkında yapılan yorumları okuyup duruyordum ve sürekli, ‘İnanamıyorum, yüzüme bak! Her tarafım kırmızı lekelerle kaplı’ diye düşünüyordum” demişti.

Herhalde Burke’un bahsettiği, kadınların kendini açık bir dille eleştirmesinin ödüllendirilmesi durumu bu olsa gerek. Sosyal Antropolog Dr. Mimi Nichter tarafından yapılan bir deneyde, genç kadınların bir araya geldiği ve vücutlarından yakındığı grup konuşmaları içinde kişilerin bu konuşmalara dâhil olmak konusunda baskı altında hissettiği ortaya çıkmış. Bu tarz ortamlarda sessiz kalmak, vücutlarının mükemmel olduğunu düşündükleri izlenimini vermeleri anlamına geliyormuş ve bu izlenim, arkadaş edinme ihtimallerini azaltıyormuş.

Etiketler:
Önceki Yazılar

MOTİVASYON, İŞTE BÜTÜN MESELE BU!

Sonraki Yazılar

DOĞUM SONRASI DEPRESYONU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir